#smrgKİTABEVİ Hapishanenin Doğuşu : Gözetleme ve Cezalandırma - 2026
Foucault, Batı'da cezalandırma pratiklerinin değişmesiyle ortaya çıkan hapishane kurumunun titiz bir tarihini yapıyor. Bunun için de cezalandırmanın bir ibret vesikası olmaktan çıkarılıp güya medenileştirildiği, hatta suçun "doğru anlaşılması" ve suçlunun "ıslah edilebilmesi" için hukuk, mimari, kriminoloji ve psikoloji gibi bilgi alanlarının yardıma çağrıldığı bu sürecin en karanlık dehlizlerine ışık tutuyor. Kendisini düzen ve ıslah iddiasıyla meşrulaştıran hapishane kurumunun sürekli reforma ihtiyaç duymasının ve siyasi işlevlerini hasıraltı etmeye çalışmasının aslında başarısızlığının bir itirafı olduğunu öne sürüyor. Nihayetinde de hapishaneyi neden salt fiziksel bir kapatma kurumu olarak düşünmememiz gerektiğini, kapatma ile kapitalizmin göbekbağını gözler önüne sererek açıklıyor.
Yepyeni bir çeviriyle yayımladığımız bu klasik yapıtın okunup tartışılmasının aciliyeti her geçen gün artıyor. Tabii Foucault'nun o meşhur cümlesini aklımızdan hiç çıkarmadan: "Hapishanelerin fabrikalara, okullara, kışlalara, hastanelere benzemesinde şaşılacak bir şey var mı?"
Foucault, Batı'da cezalandırma pratiklerinin değişmesiyle ortaya çıkan hapishane kurumunun titiz bir tarihini yapıyor. Bunun için de cezalandırmanın bir ibret vesikası olmaktan çıkarılıp güya medenileştirildiği, hatta suçun "doğru anlaşılması" ve suçlunun "ıslah edilebilmesi" için hukuk, mimari, kriminoloji ve psikoloji gibi bilgi alanlarının yardıma çağrıldığı bu sürecin en karanlık dehlizlerine ışık tutuyor. Kendisini düzen ve ıslah iddiasıyla meşrulaştıran hapishane kurumunun sürekli reforma ihtiyaç duymasının ve siyasi işlevlerini hasıraltı etmeye çalışmasının aslında başarısızlığının bir itirafı olduğunu öne sürüyor. Nihayetinde de hapishaneyi neden salt fiziksel bir kapatma kurumu olarak düşünmememiz gerektiğini, kapatma ile kapitalizmin göbekbağını gözler önüne sererek açıklıyor.
Yepyeni bir çeviriyle yayımladığımız bu klasik yapıtın okunup tartışılmasının aciliyeti her geçen gün artıyor. Tabii Foucault'nun o meşhur cümlesini aklımızdan hiç çıkarmadan: "Hapishanelerin fabrikalara, okullara, kışlalara, hastanelere benzemesinde şaşılacak bir şey var mı?"