#smrgKİTABEVİ Hazret-i Ali Divanı - 2026
Bu itibarla Hz. Ali'ye nispet edilen ilmî ve irfânî miras, asırlar boyunca yoğun bir ilgiye mazhar olmuştur. Hadis rivayetleri, hikmetli ve veciz sözler, nasihatler ve mektuplar yanında, kendisine atfedilen manzumeler de bu mirasın mühim bir parçasını teşkil etmektedir.
Söz konusu manzumeler, bir yandan Arap edebiyatı geleneği içinde değerlendirilmekte, diğer yandan dinî ve kültürel hafızanın teşekkülü bakımından özgün bir mukayese zemini sunmaktadır. Şerîf el-Murtazâ tarafından derlenerek Dîvânü Ali b. Ebî Tâlib adıyla tedvin edilen şiir mecmuası, bu bağlamda yalnızca edebî bir derleme değil, aynı zamanda tarih ve inanç ilişkilerinin kesiştiği, yer yer gerilim ürettiği, çok katmanlı bir metin olarak karşımızda durmaktadır.
Eser, Hazreti Ali'ye izafe edilen söz konusu Dîvân'ın, Osmanlı ilim ve irfan geleneğinin mühim simalarından biri olan Müstakimzâde Süleyman Sadeddin tarafından kaleme alınan şerhinin, manzum tercüme kısmını esas almaktadır. Metinde, önce beyitlerin Arapça aslı, ardından Müstakimzâde'nin manzum tercümesi, akabinde ise bu tercümenin sadeleştirilmiş mensur hâli sunulmuştur.
Bu itibarla Hz. Ali'ye nispet edilen ilmî ve irfânî miras, asırlar boyunca yoğun bir ilgiye mazhar olmuştur. Hadis rivayetleri, hikmetli ve veciz sözler, nasihatler ve mektuplar yanında, kendisine atfedilen manzumeler de bu mirasın mühim bir parçasını teşkil etmektedir.
Söz konusu manzumeler, bir yandan Arap edebiyatı geleneği içinde değerlendirilmekte, diğer yandan dinî ve kültürel hafızanın teşekkülü bakımından özgün bir mukayese zemini sunmaktadır. Şerîf el-Murtazâ tarafından derlenerek Dîvânü Ali b. Ebî Tâlib adıyla tedvin edilen şiir mecmuası, bu bağlamda yalnızca edebî bir derleme değil, aynı zamanda tarih ve inanç ilişkilerinin kesiştiği, yer yer gerilim ürettiği, çok katmanlı bir metin olarak karşımızda durmaktadır.
Eser, Hazreti Ali'ye izafe edilen söz konusu Dîvân'ın, Osmanlı ilim ve irfan geleneğinin mühim simalarından biri olan Müstakimzâde Süleyman Sadeddin tarafından kaleme alınan şerhinin, manzum tercüme kısmını esas almaktadır. Metinde, önce beyitlerin Arapça aslı, ardından Müstakimzâde'nin manzum tercümesi, akabinde ise bu tercümenin sadeleştirilmiş mensur hâli sunulmuştur.