#smrgKİTABEVİ İletişim Tarihi : Neolitik Yukarı Mezopotamya'da Kültürel Etkileşim - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
9786256461499
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
360
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
288,00
Havale/EFT ile:
282,24
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199255573
642995
https://www.simurgkitabevi.com/iletisim-tarihi-neolitik-yukari-mezopotamyada-kulturel-etkilesim-2026
İletişim Tarihi : Neolitik Yukarı Mezopotamya'da Kültürel Etkileşim - 2026 #smrgKİTABEVİ
288.00
“İletişim, insanlık tarihinin en erken evrelerinden itibaren yalnızca sözle değil; bedenle, imgeyle, nesneyle ve mekânla kurulan girift bir ilişki biçimi olarak var olmuştur. Dr. Mehmet Altun bu çalışmasında iletişimi bugünün dar çerçevesinden çıkararak, onu insanın varoluş mücadelesiyle, toplumsal örgütlenmesiyle ve kültürel belleğinin evrimiyle birlikte ele alıyor. Yukarı Mezopotamya merkezli bu kapsamlı incelemede, Paleolitik'ten Çanak Çömleksiz Neolitik'e uzanan uzun bir zaman diliminde, iletişimin nasıl bir toplumsal kontrol mekanizmasına, bir hafıza tekniğine ve nihayetinde bir örgütlenme ağına dönüştüğü arkeolojik veriler ışığında tartışılıyor. Yazarın sunduğu semboller, ritüeller, mimari düzenlemeler, heykeller, henüz tanımlayamadığımız eşyalar ve erken kayıt teknikleri; bu coğrafyada iletişimin yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda iktidarın, hiyerarşinin ve kültürel sürekliliğin temel bileşeni olduğunu söylüyor.
Dr. Altun, yazının icadını mutlak bir başlangıç noktası olarak kabul etmek yerine, yazı öncesi toplumların ‘sessiz' olmadığını; aksine maddi kültür aracılığıyla son derece yoğun bir iletişim dünyası kurduklarını savunuyor. Bu yönüyle çalışma, iletişim tarihine dair yerleşik kabulleri sorgulayan, arkeoloji, antropoloji, sosyoloji ve kültürel tarih disiplinlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımı ortaya koyuyor. Yukarı Mezopotamya'da eskiçağ iletişim pratiklerini referans alan bu eser; arkeologlar, iletişim tarihçileri, sosyologlar ve antropologların yanı sıra insanlığın en eski anlatılarını anlamaya ilgi duyan tüm okurlar için kapsamlı bir rehber niteliğindedir.”
-Prof. Dr. Erkan Konyar
Dr. Altun, yazının icadını mutlak bir başlangıç noktası olarak kabul etmek yerine, yazı öncesi toplumların ‘sessiz' olmadığını; aksine maddi kültür aracılığıyla son derece yoğun bir iletişim dünyası kurduklarını savunuyor. Bu yönüyle çalışma, iletişim tarihine dair yerleşik kabulleri sorgulayan, arkeoloji, antropoloji, sosyoloji ve kültürel tarih disiplinlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımı ortaya koyuyor. Yukarı Mezopotamya'da eskiçağ iletişim pratiklerini referans alan bu eser; arkeologlar, iletişim tarihçileri, sosyologlar ve antropologların yanı sıra insanlığın en eski anlatılarını anlamaya ilgi duyan tüm okurlar için kapsamlı bir rehber niteliğindedir.”
-Prof. Dr. Erkan Konyar
“İletişim, insanlık tarihinin en erken evrelerinden itibaren yalnızca sözle değil; bedenle, imgeyle, nesneyle ve mekânla kurulan girift bir ilişki biçimi olarak var olmuştur. Dr. Mehmet Altun bu çalışmasında iletişimi bugünün dar çerçevesinden çıkararak, onu insanın varoluş mücadelesiyle, toplumsal örgütlenmesiyle ve kültürel belleğinin evrimiyle birlikte ele alıyor. Yukarı Mezopotamya merkezli bu kapsamlı incelemede, Paleolitik'ten Çanak Çömleksiz Neolitik'e uzanan uzun bir zaman diliminde, iletişimin nasıl bir toplumsal kontrol mekanizmasına, bir hafıza tekniğine ve nihayetinde bir örgütlenme ağına dönüştüğü arkeolojik veriler ışığında tartışılıyor. Yazarın sunduğu semboller, ritüeller, mimari düzenlemeler, heykeller, henüz tanımlayamadığımız eşyalar ve erken kayıt teknikleri; bu coğrafyada iletişimin yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda iktidarın, hiyerarşinin ve kültürel sürekliliğin temel bileşeni olduğunu söylüyor.
Dr. Altun, yazının icadını mutlak bir başlangıç noktası olarak kabul etmek yerine, yazı öncesi toplumların ‘sessiz' olmadığını; aksine maddi kültür aracılığıyla son derece yoğun bir iletişim dünyası kurduklarını savunuyor. Bu yönüyle çalışma, iletişim tarihine dair yerleşik kabulleri sorgulayan, arkeoloji, antropoloji, sosyoloji ve kültürel tarih disiplinlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımı ortaya koyuyor. Yukarı Mezopotamya'da eskiçağ iletişim pratiklerini referans alan bu eser; arkeologlar, iletişim tarihçileri, sosyologlar ve antropologların yanı sıra insanlığın en eski anlatılarını anlamaya ilgi duyan tüm okurlar için kapsamlı bir rehber niteliğindedir.”
-Prof. Dr. Erkan Konyar
Dr. Altun, yazının icadını mutlak bir başlangıç noktası olarak kabul etmek yerine, yazı öncesi toplumların ‘sessiz' olmadığını; aksine maddi kültür aracılığıyla son derece yoğun bir iletişim dünyası kurduklarını savunuyor. Bu yönüyle çalışma, iletişim tarihine dair yerleşik kabulleri sorgulayan, arkeoloji, antropoloji, sosyoloji ve kültürel tarih disiplinlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımı ortaya koyuyor. Yukarı Mezopotamya'da eskiçağ iletişim pratiklerini referans alan bu eser; arkeologlar, iletişim tarihçileri, sosyologlar ve antropologların yanı sıra insanlığın en eski anlatılarını anlamaya ilgi duyan tüm okurlar için kapsamlı bir rehber niteliğindedir.”
-Prof. Dr. Erkan Konyar
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.