#smrgKİTABEVİ İslam'ın Mistik Yüzü : Sufiler (1914) -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
9786253836665
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199262906
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
152
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
indirimli
149,50
Havale/EFT ile: 146,51
1199262906
650542
İslam'ın Mistik Yüzü : Sufiler (1914) -
İslam'ın Mistik Yüzü : Sufiler (1914) - #smrgKİTABEVİ
149.5
Reynold A. Nicholson'ın eseri, insan ruhunun görünenden görünmeyene, sesten sessizliğe, korkudan ilahi aşka doğru yaptığı uzun ve yakıcı yolculuğun hikâyesidir. Bu kitapta Sufi, Allah'ın izini arayan, dünyayı bir gölge, hakikati ise ezelî bir nur gibi gören manevi bir yolcu olarak belirir. Nicholson, ilk dönem dervişlerin gözyaşıyla başlayan çileli yürüyüşünün zamanla nasıl aşk, vecd ve marifetle örülü büyük bir içsel denize dönüştüğünü gösterir.

Eserde Hristiyan münzevilerden Yeni Platoncu düşünürlere, Gnostiklerden Budist mistiklere kadar birçok manevi akımın tasavvuf üzerindeki yankıları hissedilir; fakat bütün yollar sonunda yine Kur'an'ın derinliklerinde parlayan o sırra çıkar: Allah, yalnızca göklerin ötesindeki uzak kudret değil, insanın kalbine şah damarından daha yakın olan gizli hakikattir. Bu yüzden Sufi için bilgi, kitaplarda duran kuru bir söz değil; insanın kendi benliğini eriterek içinde bulduğu ilahi bir ateştir.

Kitabın ruhunu taşıyan en güçlü düşünce ise “fenâ”, yani insanın kendi varlığını Allah'ın sonsuzluğu içinde eritmesidir. Derviş, nefsini kırarak, arzularını susturarak ve dünyanın geçici ışıklarından yüz çevirerek Hakikat'e yürür. Yolun sonunda ise geriye yalnızca sessizlik, aşk ve her şeyi kuşatan ilahi birlik hissi kalır. Nicholson'ın eseri, tasavvufu anlatmaktan çok, okuyucuyu o eski tekkelerin loş kandilleri altında yankılanan manevi çağrının içine çeken derin ve büyülü bir kapı gibidir.

Reynold A. Nicholson'ın eseri, insan ruhunun görünenden görünmeyene, sesten sessizliğe, korkudan ilahi aşka doğru yaptığı uzun ve yakıcı yolculuğun hikâyesidir. Bu kitapta Sufi, Allah'ın izini arayan, dünyayı bir gölge, hakikati ise ezelî bir nur gibi gören manevi bir yolcu olarak belirir. Nicholson, ilk dönem dervişlerin gözyaşıyla başlayan çileli yürüyüşünün zamanla nasıl aşk, vecd ve marifetle örülü büyük bir içsel denize dönüştüğünü gösterir.

Eserde Hristiyan münzevilerden Yeni Platoncu düşünürlere, Gnostiklerden Budist mistiklere kadar birçok manevi akımın tasavvuf üzerindeki yankıları hissedilir; fakat bütün yollar sonunda yine Kur'an'ın derinliklerinde parlayan o sırra çıkar: Allah, yalnızca göklerin ötesindeki uzak kudret değil, insanın kalbine şah damarından daha yakın olan gizli hakikattir. Bu yüzden Sufi için bilgi, kitaplarda duran kuru bir söz değil; insanın kendi benliğini eriterek içinde bulduğu ilahi bir ateştir.

Kitabın ruhunu taşıyan en güçlü düşünce ise “fenâ”, yani insanın kendi varlığını Allah'ın sonsuzluğu içinde eritmesidir. Derviş, nefsini kırarak, arzularını susturarak ve dünyanın geçici ışıklarından yüz çevirerek Hakikat'e yürür. Yolun sonunda ise geriye yalnızca sessizlik, aşk ve her şeyi kuşatan ilahi birlik hissi kalır. Nicholson'ın eseri, tasavvufu anlatmaktan çok, okuyucuyu o eski tekkelerin loş kandilleri altında yankılanan manevi çağrının içine çeken derin ve büyülü bir kapı gibidir.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat