Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor

#smrgKİTABEVİ John Hick'in Din Felsefesi - 2025

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
9786255536877
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199255695
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
249
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
262,50
Havale/EFT ile: 257,25
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199255695
643136
John Hick'in Din Felsefesi -        2025
John Hick'in Din Felsefesi - 2025 #smrgKİTABEVİ
262.50
John Hick'in din felsefesi, özellikle Tanrı'nın aşkınlığı ile insanın Dinî tecrübesi arasındaki gerilimi merkeze alarak, çağdaş teolojik tartışmalara özgün bir perspektif kazandırmaktadır. Hick'e göre Tanrı, mutlak ve aşkın bir varlık olarak insan kavrayışının ötesindedir; bu nedenle hiçbir dilsel ya da kavramsal ifade, O'nu tamamen nesnelleştiremez veya sınırlayamaz. Dinî tecrübe, işte bu aşkınlığın insan bilincinde hissedilen tezahürü olarak ortaya çıkar ve Tanrı'nın varlığının birey tarafından doğrudan yaşanması anlamına gelir. Hick, önermesel veya literal dilin bu tecrübeyi tam anlamıyla aktarabilecek kapasitede olmadığını vurgular; çünkü dil sınırlıdır ve aşkın olanın bütün boyutlarını kapsayamaz. Bu bağlamda, din dili hem varoluşsal bir deneyimi iletmekte hem de bireyin bilişsel, duyuşsal ve eylemsel boyutlarını kapsayan bütünsel bir işlev görmektedir.

Hick'in teolojik yaklaşımının bir diğer temel unsuru, dinî çoğulculuk teorisidir. Hick'in çoğulculuk teorisi, yalnızca kültürel çoğulculuğu kabul etmekle kalmaz, aynı zamanda insanın hakikati arama çabasındaki epistemik sınırlılıklarını ve bu sınırlılıkların ancak tecrübe ile aşılabileceğini de gösterir. Bu bağlamda, Hick'in çalışmaları din felsefesine iki önemli katkı sunar. Birincisi, dinî tecrübeyi merkeze alarak, rasyonel ve önermesel teolojinin sınırlarını ortaya koyması; ikincisi, dinler arasındaki çeşitliliği, hakikatin farklı tezahürleri olarak değerlendirerek, evrensel bir teolojik perspektifin mümkün olabileceğini göstermesidir. Bu yaklaşım hem bireysel iman deneyimini hem de dinler arası ilişkileri anlamak açısından derinlikli bir analitik çerçeve sunar. Sonuç olarak, Hick'in din felsefesi, Tanrı'nın aşkınlığı ile insanın tecrübesi arasındaki diyalektik ilişkiyi ve dinî çoğulculuk çerçevesinde hakikati arama serüvenini bütünlüklü bir biçimde ele alır. Din dili, yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda insanı tecrübeye yönelten bir araç olarak görülür; farklı dinler ise, biricik ve aşkın hakikatin farklı kültürel tezahürleri olarak anlaşılır. Hick'in çalışmaları, çağdaş din felsefesi için hem metodolojik bir rehber hem de insanın varoluşsal sorumluluğunu hatırlatan bir düşünsel zenginlik sunmaktadır.
John Hick'in din felsefesi, özellikle Tanrı'nın aşkınlığı ile insanın Dinî tecrübesi arasındaki gerilimi merkeze alarak, çağdaş teolojik tartışmalara özgün bir perspektif kazandırmaktadır. Hick'e göre Tanrı, mutlak ve aşkın bir varlık olarak insan kavrayışının ötesindedir; bu nedenle hiçbir dilsel ya da kavramsal ifade, O'nu tamamen nesnelleştiremez veya sınırlayamaz. Dinî tecrübe, işte bu aşkınlığın insan bilincinde hissedilen tezahürü olarak ortaya çıkar ve Tanrı'nın varlığının birey tarafından doğrudan yaşanması anlamına gelir. Hick, önermesel veya literal dilin bu tecrübeyi tam anlamıyla aktarabilecek kapasitede olmadığını vurgular; çünkü dil sınırlıdır ve aşkın olanın bütün boyutlarını kapsayamaz. Bu bağlamda, din dili hem varoluşsal bir deneyimi iletmekte hem de bireyin bilişsel, duyuşsal ve eylemsel boyutlarını kapsayan bütünsel bir işlev görmektedir.

Hick'in teolojik yaklaşımının bir diğer temel unsuru, dinî çoğulculuk teorisidir. Hick'in çoğulculuk teorisi, yalnızca kültürel çoğulculuğu kabul etmekle kalmaz, aynı zamanda insanın hakikati arama çabasındaki epistemik sınırlılıklarını ve bu sınırlılıkların ancak tecrübe ile aşılabileceğini de gösterir. Bu bağlamda, Hick'in çalışmaları din felsefesine iki önemli katkı sunar. Birincisi, dinî tecrübeyi merkeze alarak, rasyonel ve önermesel teolojinin sınırlarını ortaya koyması; ikincisi, dinler arasındaki çeşitliliği, hakikatin farklı tezahürleri olarak değerlendirerek, evrensel bir teolojik perspektifin mümkün olabileceğini göstermesidir. Bu yaklaşım hem bireysel iman deneyimini hem de dinler arası ilişkileri anlamak açısından derinlikli bir analitik çerçeve sunar. Sonuç olarak, Hick'in din felsefesi, Tanrı'nın aşkınlığı ile insanın tecrübesi arasındaki diyalektik ilişkiyi ve dinî çoğulculuk çerçevesinde hakikati arama serüvenini bütünlüklü bir biçimde ele alır. Din dili, yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda insanı tecrübeye yönelten bir araç olarak görülür; farklı dinler ise, biricik ve aşkın hakikatin farklı kültürel tezahürleri olarak anlaşılır. Hick'in çalışmaları, çağdaş din felsefesi için hem metodolojik bir rehber hem de insanın varoluşsal sorumluluğunu hatırlatan bir düşünsel zenginlik sunmaktadır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat