#smrgSAHAF Kaypakkaya ile Birlikte - Anı 2 -

Stok Kodu:
1199150704
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
366 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2009
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199150704
536863
Kaypakkaya ile Birlikte - Anı 2 -
Kaypakkaya ile Birlikte - Anı 2 - #smrgSAHAF
0.00
Çalışkandı. Böyle olduğu için de sürekli üretkendi. Tabii üretkenliği sayesinde de kendisini sürekli yenileyebiliyordu (...) Birliktelik sürecimizde onu önderim olarak algılardım. Çünkü buna fazlasıyla layıktı. Bununla birlikte onu her zaman devrimci bir arkadaş olarak gördüm. Onun önderlik gücü, manevi dünyam üzerinde hiçbir zaman köleleştirici bir ağırlık oluşturmadı. Aynı dünya görüşünü paylaşan özgür iki insanın sevgi, saygı ve eşitliğe dayalı bir beraberlikti bizimkisi. Toplumsal sorunlara karşı yoğun bir ilgisi, bu sorunların derinliklerine inip onları irdeleme ve kavrama doğrultusunda sisteme oturmuş bir mantık silsilesi vardı. (...) İbrahim iyi bir hatipti. Teklemeden konuşurdu. Konuşma dili mükemmel bir edebi formla sarmalanırdı. Sözcükler, uyumlu dizilmiş inci taneleri gibi İbo'nun ağzından dökülerek anlamlı ve çekici cümleler oluştururdu. Çok akıcı bir anlatıma sahipti İbrahim. Şelalenin köpüklü suyu gibi insanın duygusunu okşayarak akıp giderdi bu anlatım. İnanın abartmıyorum, saatlerce sıkılmadan İbrahim'i dinlerdim, yine de doymazdım. İbrahim'in yazı dili zaten harikadır, eserlerinde bu gözlenir. Eserleri politik içerikli olmasına karşın, akıcı bir edebi dil dokuya egemendir. Nasıl ki teklemeden akıcı bir konuşmayla meramını dinleyiciye sunuyorduysa, ıkınıp sıkılmadan, mektup yazar gibi pratik ve hızlı bir şekilde düşüncesini yazıp okuyucuya aktarırdı. Örgütün girift teorik ve pratik sorunlarının çözümü konusunda tasamız yoktu, İbrahim gibi bir yetenek aramızdaydı, o pişirip pişirip bize sunuyordu. Partinin teorik görüşlerinin ilk taslağını, İbrahim, ekseriya kır ve bayırda bir taşın üstüne oturarak dizlerinin üstünde yazmıştır. Yazan kişinin sandalyesi taştı, yazı masası kendi diziydi. "Ben anılarımı yazılacak değerde görmüyorum. Fakat bazı devrimci dostlarım bunun karşıtını düşünüyorlar. Bu dostlar, 68 kuşağından, Çapalı ve İbrahim Kaypakkaya'yı en çok tanıyanlardan biri olmamı, iki cezaevi dönemi yaşamımı ve politik bir geçmişe sahip olmamı çok önemsiyorlar. Yaşadıklarımı, bildiklerimi yazıya dökmeden beraberimde mezara götürür olmama hayıflanıyorlar.. Şöyle düşünüyorum: Madem yazmaya, yazıyorum, neden yazım işini yalnız politik geçmişimle sınırlayayım? Yaşamımın diğer dönemlerine neden üvey evlat muamelesi yapayım? O dönemlerin de ilginç görüntüleri var. Okuyucuyu güldüren, düşündüren, üzen, sevindiren, manzaralar elbet bulunur. Hem bu, anı defterine bir çeşni de katar. İşte değerli dostlar, bu yüzden laf torbasının ağzını sonuna kadar açacağım, beceremiyeceğimi bildiğim için edebi bir tarzda yazmaya özenmeyeceğim, çal kalem mektup yazar gibi patır-kütür yazacağım.
Çalışkandı. Böyle olduğu için de sürekli üretkendi. Tabii üretkenliği sayesinde de kendisini sürekli yenileyebiliyordu (...) Birliktelik sürecimizde onu önderim olarak algılardım. Çünkü buna fazlasıyla layıktı. Bununla birlikte onu her zaman devrimci bir arkadaş olarak gördüm. Onun önderlik gücü, manevi dünyam üzerinde hiçbir zaman köleleştirici bir ağırlık oluşturmadı. Aynı dünya görüşünü paylaşan özgür iki insanın sevgi, saygı ve eşitliğe dayalı bir beraberlikti bizimkisi. Toplumsal sorunlara karşı yoğun bir ilgisi, bu sorunların derinliklerine inip onları irdeleme ve kavrama doğrultusunda sisteme oturmuş bir mantık silsilesi vardı. (...) İbrahim iyi bir hatipti. Teklemeden konuşurdu. Konuşma dili mükemmel bir edebi formla sarmalanırdı. Sözcükler, uyumlu dizilmiş inci taneleri gibi İbo'nun ağzından dökülerek anlamlı ve çekici cümleler oluştururdu. Çok akıcı bir anlatıma sahipti İbrahim. Şelalenin köpüklü suyu gibi insanın duygusunu okşayarak akıp giderdi bu anlatım. İnanın abartmıyorum, saatlerce sıkılmadan İbrahim'i dinlerdim, yine de doymazdım. İbrahim'in yazı dili zaten harikadır, eserlerinde bu gözlenir. Eserleri politik içerikli olmasına karşın, akıcı bir edebi dil dokuya egemendir. Nasıl ki teklemeden akıcı bir konuşmayla meramını dinleyiciye sunuyorduysa, ıkınıp sıkılmadan, mektup yazar gibi pratik ve hızlı bir şekilde düşüncesini yazıp okuyucuya aktarırdı. Örgütün girift teorik ve pratik sorunlarının çözümü konusunda tasamız yoktu, İbrahim gibi bir yetenek aramızdaydı, o pişirip pişirip bize sunuyordu. Partinin teorik görüşlerinin ilk taslağını, İbrahim, ekseriya kır ve bayırda bir taşın üstüne oturarak dizlerinin üstünde yazmıştır. Yazan kişinin sandalyesi taştı, yazı masası kendi diziydi. "Ben anılarımı yazılacak değerde görmüyorum. Fakat bazı devrimci dostlarım bunun karşıtını düşünüyorlar. Bu dostlar, 68 kuşağından, Çapalı ve İbrahim Kaypakkaya'yı en çok tanıyanlardan biri olmamı, iki cezaevi dönemi yaşamımı ve politik bir geçmişe sahip olmamı çok önemsiyorlar. Yaşadıklarımı, bildiklerimi yazıya dökmeden beraberimde mezara götürür olmama hayıflanıyorlar.. Şöyle düşünüyorum: Madem yazmaya, yazıyorum, neden yazım işini yalnız politik geçmişimle sınırlayayım? Yaşamımın diğer dönemlerine neden üvey evlat muamelesi yapayım? O dönemlerin de ilginç görüntüleri var. Okuyucuyu güldüren, düşündüren, üzen, sevindiren, manzaralar elbet bulunur. Hem bu, anı defterine bir çeşni de katar. İşte değerli dostlar, bu yüzden laf torbasının ağzını sonuna kadar açacağım, beceremiyeceğimi bildiğim için edebi bir tarzda yazmaya özenmeyeceğim, çal kalem mektup yazar gibi patır-kütür yazacağım.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat