#smrgKİTABEVİ Kentte Bile Bahar - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Kapak Görseli:
Richard Dadd
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199261010
Boyut:
12x20
Sayfa Sayısı:
96
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
126,00
Havale/EFT ile: 123,48
DİKKAT! Ön Sipariş Ürünüdür. 05.05.2026 tarihinde dağıtıma verilecektir.
1199261010
648623
Kentte Bile Bahar -        2026
Kentte Bile Bahar - 2026 #smrgKİTABEVİ
126
“Düş kırıklığı içinde, ‘Bayım ben sıçanlardan anlamam, hele hayat kurtarmaktan hiç anlamam, üzgünüm ama yanlış numara,' diyesiydi ya sol elinin masaya yapıştığını fark etti. Kim bilir kendisi gibi hangi ipsizin döke saça içtiği oralet artığının üstünde uyuşmuştu eli. Peki ocağın sahibi olacak hıyarağası şu yapış yapış kahverengi lekenin sıçan boku olmadığını kanıtlayabilir miydi? Ayakkabısının sol tekinin önündeki delik de ha giymekten eprimiş ha sıçan kemirmiş, neyi değiştirirdi. Bu virane semtte, şu harap olmuş çayocağında nefes alabilen bir adamdan daha güçlü bir adam var mıydı ki birinin hayatını kurtarsın?” Kentte Bile Bahar, Ahmet Erkam Saraç'ın şehirle, hafızayla, insanın kendine anlattığı hikâyelerle kurduğu çok katmanlı bir yüzleşme metni. Çengelköy kıyılarından Küçüksu'ya, lise koridorlarından Akmar Pasajı'na, çocukluk semtlerinden hayalî semtlere uzanan bu öykülerde bahar yalnızca bir mevsim değil; bastırılmış arzuların, yarım kalmış aşkların, ertelenmiş hayatların yeniden gün yüzüne çıktığı bir aralık. Geçmişe saplanıp kalanlar, her gün bir başka kimliğe bürünenler, iktidarın gölgesinde nefes almaya çalışanlarla örülü bu kitap, hem karakterlerin hafıza labirentlerinde dolaşıyor hem de toplumsal suskunluklara ayna tutuyor. Ahmet Erkam Saraç, ironiyi melankoliyle, iç konuşmayı masalsı bir anlatıyla, kentli yalnızlığı politik alegoriyle ustaca bir araya getirerek okuru amansız bir soruyla baş başa bırakıyor: “Bahar gerçekten kentte bile bahar mıdır, yoksa her filizlenişin altında unutulmuş bir sızı mı saklıdır?”
“Düş kırıklığı içinde, ‘Bayım ben sıçanlardan anlamam, hele hayat kurtarmaktan hiç anlamam, üzgünüm ama yanlış numara,' diyesiydi ya sol elinin masaya yapıştığını fark etti. Kim bilir kendisi gibi hangi ipsizin döke saça içtiği oralet artığının üstünde uyuşmuştu eli. Peki ocağın sahibi olacak hıyarağası şu yapış yapış kahverengi lekenin sıçan boku olmadığını kanıtlayabilir miydi? Ayakkabısının sol tekinin önündeki delik de ha giymekten eprimiş ha sıçan kemirmiş, neyi değiştirirdi. Bu virane semtte, şu harap olmuş çayocağında nefes alabilen bir adamdan daha güçlü bir adam var mıydı ki birinin hayatını kurtarsın?” Kentte Bile Bahar, Ahmet Erkam Saraç'ın şehirle, hafızayla, insanın kendine anlattığı hikâyelerle kurduğu çok katmanlı bir yüzleşme metni. Çengelköy kıyılarından Küçüksu'ya, lise koridorlarından Akmar Pasajı'na, çocukluk semtlerinden hayalî semtlere uzanan bu öykülerde bahar yalnızca bir mevsim değil; bastırılmış arzuların, yarım kalmış aşkların, ertelenmiş hayatların yeniden gün yüzüne çıktığı bir aralık. Geçmişe saplanıp kalanlar, her gün bir başka kimliğe bürünenler, iktidarın gölgesinde nefes almaya çalışanlarla örülü bu kitap, hem karakterlerin hafıza labirentlerinde dolaşıyor hem de toplumsal suskunluklara ayna tutuyor. Ahmet Erkam Saraç, ironiyi melankoliyle, iç konuşmayı masalsı bir anlatıyla, kentli yalnızlığı politik alegoriyle ustaca bir araya getirerek okuru amansız bir soruyla baş başa bırakıyor: “Bahar gerçekten kentte bile bahar mıdır, yoksa her filizlenişin altında unutulmuş bir sızı mı saklıdır?”
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat