1199267864
656040
https://www.simurgkitabevi.com/klaros-dergisi-sanat-ve-savas-sayi-15
Klaros Dergisi - Sanat ve Savaş - Sayı: 15 #smrgDERGİ
225
Klaros Dergi, yeni sayısında insanlık tarihinin en kadim ve en sarsıcı meselelerinden birine odaklanıyor: Sanat ve Savaş.
Sanatın yaratıcı gücü ile savaşın yıkıcı karakteri arasındaki gerilimden hareket eden sayı; resimden sinemaya, tiyatrodan fotoğrafa, şiirden edebiyata uzanan geniş bir alanda sanatın savaşla kurduğu karmaşık ilişkiyi tartışmaya açıyor.
Sayının açılış yazılarından itibaren temel soru kendisini açıkça ortaya koyuyor: Sanat savaşa karşı bir direnme alanı olabilir mi? Yoksa tarih boyunca kimi zaman olduğu gibi savaşın, iktidarın ve yıkımın estetikleştirilmesine hizmet eden bir araca mı dönüşür?
Işıl Ezgi Çelik'in "Yol Kesen Sanat" başlıklı yazısı, dijital teknolojiler ile savaş teknolojileri arasındaki ilişki üzerinden sanatın günümüzdeki konumunu tartışırken; Ahmet İlhan'ın "İnsan Denen Mağmanın İki Kıvılcımı: Mermer ve Kan" başlıklı çalışması, sanat ve savaşın insanın yaratıcı ve yıkıcı yönleriyle kurduğu tarihsel bağı ele alıyor.
Sayıda savaşın sinema ve görsel sanatlar üzerindeki etkileri de farklı başlıklarla inceleniyor. Aydın Karaküçük, Afganistan sineması ve Siddiq Barmak'ın "Osama" filmi üzerinden savaş, toplumsal hafıza ve sinema ilişkisini ele alırken; Bayram Sarı, Francisco Goya'nın savaş ve resim ilişkisini; Erkan Özaydın ise fotoğraf ve resim bağlamında savaşın görsel temsilini inceliyor. Mehmet Esatoğlu'nun "Sahne Savaşa Karşıdır", Serkan Karabayır'ın "Tiyatroda Savaş Oyunlarına Bakış" ve Hâle Sert'in savaş öykülerine odaklanan yazıları dosyanın farklı sanat disiplinlerindeki izdüşümlerini tamamlıyor.
Klaros'un bu sayısında savaş yalnızca cephelerin, silahların ve yıkımın konusu olarak ele alınmıyor. Hafıza, korku, tanıklık, beden, ölüm, umut ve insanın geleceği gibi kavramlar üzerinden savaşın sanatın dilini nasıl değiştirdiği sorgulanıyor. Halit Payza'nın "Kırmızının Estetiği: Kan, Mürekkep ve Fırça" başlıklı yazısı da bu tartışmanın çarpıcı duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
Sayının ikinci büyük eksenini ise Gonca Özmen dosyası oluşturuyor.
Klaros, bu sayıda çağdaş şiirin önemli isimlerinden Gonca Özmen'i farklı açılardan ele alan kapsamlı bir dosyaya yer veriyor. Şairin şiiri üzerine psikodinamik bir okumadan "Kuytumda" şiirine, "Bile İsteye"deki karşılaşmalardan dizelerin yapısına uzanan incelemelerin yanı sıra Gonca Özmen ile gerçekleştirilen söyleşi de dosyada yer alıyor. "Arzusuyla Dans Eden Şair: Gonca Özmen" başlıklı çalışma ise şairin şiir dünyasına farklı bir pencereden bakıyor.
Klaros'un yeni sayısı yalnızca iki ana dosyayla da sınırlı değil. Şiir, eleştiri, edebiyat ve düşünce yazılarıyla genişleyen sayıda Yahya Kemal'in tarihe bakışı, İlhan Berk şiirinde erotik kadın bedeni ve bir annenin ardından yazılmış şiir gibi farklı edebî uğraklar da okurla buluşuyor.
Sanat ve savaşın karşıtlığından çok, aynı insanlık deneyiminin iki farklı yüzüne bakmayı öneren Klaros'un bu sayısı; sanatın yalnızca güzelliği değil, yıkımı, tanıklığı, hafızayı ve direnci de nasıl taşıdığını sorguluyor.
Çünkü savaşın yarattığı yıkım kadar, o yıkımın nasıl hatırlanacağı da önem taşıyor. Sanat bazen bir belge, bazen bir tanıklık, bazen bir itiraz, bazen de unutmaya karşı kurulmuş bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Klaros'un yeni sayısı, tam da bu nedenle okuru kolay cevaplardan uzaklaştırarak zor soruların yanına çağırıyor:
Sanat savaşı anlatırken neyi görünür kılar?
Savaş sanatı nasıl dönüştürür?
Ve insan, yıkımın ortasında yaratmaya neden devam eder?
Sanatın yaratıcı gücü ile savaşın yıkıcı karakteri arasındaki gerilimden hareket eden sayı; resimden sinemaya, tiyatrodan fotoğrafa, şiirden edebiyata uzanan geniş bir alanda sanatın savaşla kurduğu karmaşık ilişkiyi tartışmaya açıyor.
Sayının açılış yazılarından itibaren temel soru kendisini açıkça ortaya koyuyor: Sanat savaşa karşı bir direnme alanı olabilir mi? Yoksa tarih boyunca kimi zaman olduğu gibi savaşın, iktidarın ve yıkımın estetikleştirilmesine hizmet eden bir araca mı dönüşür?
Işıl Ezgi Çelik'in "Yol Kesen Sanat" başlıklı yazısı, dijital teknolojiler ile savaş teknolojileri arasındaki ilişki üzerinden sanatın günümüzdeki konumunu tartışırken; Ahmet İlhan'ın "İnsan Denen Mağmanın İki Kıvılcımı: Mermer ve Kan" başlıklı çalışması, sanat ve savaşın insanın yaratıcı ve yıkıcı yönleriyle kurduğu tarihsel bağı ele alıyor.
Sayıda savaşın sinema ve görsel sanatlar üzerindeki etkileri de farklı başlıklarla inceleniyor. Aydın Karaküçük, Afganistan sineması ve Siddiq Barmak'ın "Osama" filmi üzerinden savaş, toplumsal hafıza ve sinema ilişkisini ele alırken; Bayram Sarı, Francisco Goya'nın savaş ve resim ilişkisini; Erkan Özaydın ise fotoğraf ve resim bağlamında savaşın görsel temsilini inceliyor. Mehmet Esatoğlu'nun "Sahne Savaşa Karşıdır", Serkan Karabayır'ın "Tiyatroda Savaş Oyunlarına Bakış" ve Hâle Sert'in savaş öykülerine odaklanan yazıları dosyanın farklı sanat disiplinlerindeki izdüşümlerini tamamlıyor.
Klaros'un bu sayısında savaş yalnızca cephelerin, silahların ve yıkımın konusu olarak ele alınmıyor. Hafıza, korku, tanıklık, beden, ölüm, umut ve insanın geleceği gibi kavramlar üzerinden savaşın sanatın dilini nasıl değiştirdiği sorgulanıyor. Halit Payza'nın "Kırmızının Estetiği: Kan, Mürekkep ve Fırça" başlıklı yazısı da bu tartışmanın çarpıcı duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
Sayının ikinci büyük eksenini ise Gonca Özmen dosyası oluşturuyor.
Klaros, bu sayıda çağdaş şiirin önemli isimlerinden Gonca Özmen'i farklı açılardan ele alan kapsamlı bir dosyaya yer veriyor. Şairin şiiri üzerine psikodinamik bir okumadan "Kuytumda" şiirine, "Bile İsteye"deki karşılaşmalardan dizelerin yapısına uzanan incelemelerin yanı sıra Gonca Özmen ile gerçekleştirilen söyleşi de dosyada yer alıyor. "Arzusuyla Dans Eden Şair: Gonca Özmen" başlıklı çalışma ise şairin şiir dünyasına farklı bir pencereden bakıyor.
Klaros'un yeni sayısı yalnızca iki ana dosyayla da sınırlı değil. Şiir, eleştiri, edebiyat ve düşünce yazılarıyla genişleyen sayıda Yahya Kemal'in tarihe bakışı, İlhan Berk şiirinde erotik kadın bedeni ve bir annenin ardından yazılmış şiir gibi farklı edebî uğraklar da okurla buluşuyor.
Sanat ve savaşın karşıtlığından çok, aynı insanlık deneyiminin iki farklı yüzüne bakmayı öneren Klaros'un bu sayısı; sanatın yalnızca güzelliği değil, yıkımı, tanıklığı, hafızayı ve direnci de nasıl taşıdığını sorguluyor.
Çünkü savaşın yarattığı yıkım kadar, o yıkımın nasıl hatırlanacağı da önem taşıyor. Sanat bazen bir belge, bazen bir tanıklık, bazen bir itiraz, bazen de unutmaya karşı kurulmuş bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Klaros'un yeni sayısı, tam da bu nedenle okuru kolay cevaplardan uzaklaştırarak zor soruların yanına çağırıyor:
Sanat savaşı anlatırken neyi görünür kılar?
Savaş sanatı nasıl dönüştürür?
Ve insan, yıkımın ortasında yaratmaya neden devam eder?
Klaros Dergi, yeni sayısında insanlık tarihinin en kadim ve en sarsıcı meselelerinden birine odaklanıyor: Sanat ve Savaş.
Sanatın yaratıcı gücü ile savaşın yıkıcı karakteri arasındaki gerilimden hareket eden sayı; resimden sinemaya, tiyatrodan fotoğrafa, şiirden edebiyata uzanan geniş bir alanda sanatın savaşla kurduğu karmaşık ilişkiyi tartışmaya açıyor.
Sayının açılış yazılarından itibaren temel soru kendisini açıkça ortaya koyuyor: Sanat savaşa karşı bir direnme alanı olabilir mi? Yoksa tarih boyunca kimi zaman olduğu gibi savaşın, iktidarın ve yıkımın estetikleştirilmesine hizmet eden bir araca mı dönüşür?
Işıl Ezgi Çelik'in "Yol Kesen Sanat" başlıklı yazısı, dijital teknolojiler ile savaş teknolojileri arasındaki ilişki üzerinden sanatın günümüzdeki konumunu tartışırken; Ahmet İlhan'ın "İnsan Denen Mağmanın İki Kıvılcımı: Mermer ve Kan" başlıklı çalışması, sanat ve savaşın insanın yaratıcı ve yıkıcı yönleriyle kurduğu tarihsel bağı ele alıyor.
Sayıda savaşın sinema ve görsel sanatlar üzerindeki etkileri de farklı başlıklarla inceleniyor. Aydın Karaküçük, Afganistan sineması ve Siddiq Barmak'ın "Osama" filmi üzerinden savaş, toplumsal hafıza ve sinema ilişkisini ele alırken; Bayram Sarı, Francisco Goya'nın savaş ve resim ilişkisini; Erkan Özaydın ise fotoğraf ve resim bağlamında savaşın görsel temsilini inceliyor. Mehmet Esatoğlu'nun "Sahne Savaşa Karşıdır", Serkan Karabayır'ın "Tiyatroda Savaş Oyunlarına Bakış" ve Hâle Sert'in savaş öykülerine odaklanan yazıları dosyanın farklı sanat disiplinlerindeki izdüşümlerini tamamlıyor.
Klaros'un bu sayısında savaş yalnızca cephelerin, silahların ve yıkımın konusu olarak ele alınmıyor. Hafıza, korku, tanıklık, beden, ölüm, umut ve insanın geleceği gibi kavramlar üzerinden savaşın sanatın dilini nasıl değiştirdiği sorgulanıyor. Halit Payza'nın "Kırmızının Estetiği: Kan, Mürekkep ve Fırça" başlıklı yazısı da bu tartışmanın çarpıcı duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
Sayının ikinci büyük eksenini ise Gonca Özmen dosyası oluşturuyor.
Klaros, bu sayıda çağdaş şiirin önemli isimlerinden Gonca Özmen'i farklı açılardan ele alan kapsamlı bir dosyaya yer veriyor. Şairin şiiri üzerine psikodinamik bir okumadan "Kuytumda" şiirine, "Bile İsteye"deki karşılaşmalardan dizelerin yapısına uzanan incelemelerin yanı sıra Gonca Özmen ile gerçekleştirilen söyleşi de dosyada yer alıyor. "Arzusuyla Dans Eden Şair: Gonca Özmen" başlıklı çalışma ise şairin şiir dünyasına farklı bir pencereden bakıyor.
Klaros'un yeni sayısı yalnızca iki ana dosyayla da sınırlı değil. Şiir, eleştiri, edebiyat ve düşünce yazılarıyla genişleyen sayıda Yahya Kemal'in tarihe bakışı, İlhan Berk şiirinde erotik kadın bedeni ve bir annenin ardından yazılmış şiir gibi farklı edebî uğraklar da okurla buluşuyor.
Sanat ve savaşın karşıtlığından çok, aynı insanlık deneyiminin iki farklı yüzüne bakmayı öneren Klaros'un bu sayısı; sanatın yalnızca güzelliği değil, yıkımı, tanıklığı, hafızayı ve direnci de nasıl taşıdığını sorguluyor.
Çünkü savaşın yarattığı yıkım kadar, o yıkımın nasıl hatırlanacağı da önem taşıyor. Sanat bazen bir belge, bazen bir tanıklık, bazen bir itiraz, bazen de unutmaya karşı kurulmuş bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Klaros'un yeni sayısı, tam da bu nedenle okuru kolay cevaplardan uzaklaştırarak zor soruların yanına çağırıyor:
Sanat savaşı anlatırken neyi görünür kılar?
Savaş sanatı nasıl dönüştürür?
Ve insan, yıkımın ortasında yaratmaya neden devam eder?
Sanatın yaratıcı gücü ile savaşın yıkıcı karakteri arasındaki gerilimden hareket eden sayı; resimden sinemaya, tiyatrodan fotoğrafa, şiirden edebiyata uzanan geniş bir alanda sanatın savaşla kurduğu karmaşık ilişkiyi tartışmaya açıyor.
Sayının açılış yazılarından itibaren temel soru kendisini açıkça ortaya koyuyor: Sanat savaşa karşı bir direnme alanı olabilir mi? Yoksa tarih boyunca kimi zaman olduğu gibi savaşın, iktidarın ve yıkımın estetikleştirilmesine hizmet eden bir araca mı dönüşür?
Işıl Ezgi Çelik'in "Yol Kesen Sanat" başlıklı yazısı, dijital teknolojiler ile savaş teknolojileri arasındaki ilişki üzerinden sanatın günümüzdeki konumunu tartışırken; Ahmet İlhan'ın "İnsan Denen Mağmanın İki Kıvılcımı: Mermer ve Kan" başlıklı çalışması, sanat ve savaşın insanın yaratıcı ve yıkıcı yönleriyle kurduğu tarihsel bağı ele alıyor.
Sayıda savaşın sinema ve görsel sanatlar üzerindeki etkileri de farklı başlıklarla inceleniyor. Aydın Karaküçük, Afganistan sineması ve Siddiq Barmak'ın "Osama" filmi üzerinden savaş, toplumsal hafıza ve sinema ilişkisini ele alırken; Bayram Sarı, Francisco Goya'nın savaş ve resim ilişkisini; Erkan Özaydın ise fotoğraf ve resim bağlamında savaşın görsel temsilini inceliyor. Mehmet Esatoğlu'nun "Sahne Savaşa Karşıdır", Serkan Karabayır'ın "Tiyatroda Savaş Oyunlarına Bakış" ve Hâle Sert'in savaş öykülerine odaklanan yazıları dosyanın farklı sanat disiplinlerindeki izdüşümlerini tamamlıyor.
Klaros'un bu sayısında savaş yalnızca cephelerin, silahların ve yıkımın konusu olarak ele alınmıyor. Hafıza, korku, tanıklık, beden, ölüm, umut ve insanın geleceği gibi kavramlar üzerinden savaşın sanatın dilini nasıl değiştirdiği sorgulanıyor. Halit Payza'nın "Kırmızının Estetiği: Kan, Mürekkep ve Fırça" başlıklı yazısı da bu tartışmanın çarpıcı duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
Sayının ikinci büyük eksenini ise Gonca Özmen dosyası oluşturuyor.
Klaros, bu sayıda çağdaş şiirin önemli isimlerinden Gonca Özmen'i farklı açılardan ele alan kapsamlı bir dosyaya yer veriyor. Şairin şiiri üzerine psikodinamik bir okumadan "Kuytumda" şiirine, "Bile İsteye"deki karşılaşmalardan dizelerin yapısına uzanan incelemelerin yanı sıra Gonca Özmen ile gerçekleştirilen söyleşi de dosyada yer alıyor. "Arzusuyla Dans Eden Şair: Gonca Özmen" başlıklı çalışma ise şairin şiir dünyasına farklı bir pencereden bakıyor.
Klaros'un yeni sayısı yalnızca iki ana dosyayla da sınırlı değil. Şiir, eleştiri, edebiyat ve düşünce yazılarıyla genişleyen sayıda Yahya Kemal'in tarihe bakışı, İlhan Berk şiirinde erotik kadın bedeni ve bir annenin ardından yazılmış şiir gibi farklı edebî uğraklar da okurla buluşuyor.
Sanat ve savaşın karşıtlığından çok, aynı insanlık deneyiminin iki farklı yüzüne bakmayı öneren Klaros'un bu sayısı; sanatın yalnızca güzelliği değil, yıkımı, tanıklığı, hafızayı ve direnci de nasıl taşıdığını sorguluyor.
Çünkü savaşın yarattığı yıkım kadar, o yıkımın nasıl hatırlanacağı da önem taşıyor. Sanat bazen bir belge, bazen bir tanıklık, bazen bir itiraz, bazen de unutmaya karşı kurulmuş bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Klaros'un yeni sayısı, tam da bu nedenle okuru kolay cevaplardan uzaklaştırarak zor soruların yanına çağırıyor:
Sanat savaşı anlatırken neyi görünür kılar?
Savaş sanatı nasıl dönüştürür?
Ve insan, yıkımın ortasında yaratmaya neden devam eder?
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.