#smrgSAHAF Koç'ta 44 Yılım: Bir Otomotiv Sanayii Kuruluyor - 1988
“1928 yılı Mayıs ayının son Perşembe günüydü. Musevi Lisesinde II. sınıfın son dersine girdim. On gün sonra bitirme sınavlarım başlayacaktı. Akşam okuldan çıkınca basketbol maçım vardı. Bu maç, daha sonra Beyoğlu Halk Evi adını alan YMCA'de (Young Men's Christian Association) oynanacaktı. Okuldan çıkıp YMCA'ye gittim. Maç başladı. Devre arasında gençlerden biri yanıma geldi ve babamın beni galeride beklediğini söyledi. Çok şaşırdım, çünkü babam daha önce hiç buraya gelmemişti. Merak içinde maçı bitirdim, giyindim ve hemen babamın yanına koştum. Babam, "Seni bir yere götürmeye geldim. Galiba sana bir iş buldum" dedi. Babam beni Beyoğlu'nda, Tünel yakınlarında bir apartmana götürdü ve M. Frances'e tanıştırdı. M. Frances; bir grup tüccarın Buick marka otomobil acentalığını aldığını, Beyoğlu'nda Galatasaray Lisesi'nin yanında bir mağaza açacaklarını anlattıktan sonra, 1 Haziran 1928 Pazar günü oraya gitmemi ve bana bir iş vereceklerini söyledi. Teşekkür ettik ve oradan ayrıldık. Babama sınavlarımın ne olacağını sordum. Bana, "Sınava girip de ne olacak, iş buldun ya sen ona bak" diye cevap verdi. Çocukluğumdan beri içimde otomobile karşı derin bir alaka ve sevgi vardı. Kararımı verdim ve 1 Haziran Pazar günü, henüz kurulmamış bulunan Ottaş Şirketine gidip, o günkü Müdürü Ali Nadir Bey'e müracaat ederek, işe başladım. 34 gün sonra 17 yaşımı dolduracaktım. Aradan 60 yıl geçti. Bunun 15,5 yılını Ottaş'da otomobil ticaretiyle, 44 yılını da Koç Grubunda otomotiv ticaret ve sanayii ile uğraşarak geçirdim. Bu kitabımla, tecrübelerime ve anılarıma dayanarak, bir sanayinin nasıl kurulduğunu, nasıl gelişip bugünkü duruma geldiğini anlatmak istedim.” - Bernar Nahum
“1928 yılı Mayıs ayının son Perşembe günüydü. Musevi Lisesinde II. sınıfın son dersine girdim. On gün sonra bitirme sınavlarım başlayacaktı. Akşam okuldan çıkınca basketbol maçım vardı. Bu maç, daha sonra Beyoğlu Halk Evi adını alan YMCA'de (Young Men's Christian Association) oynanacaktı. Okuldan çıkıp YMCA'ye gittim. Maç başladı. Devre arasında gençlerden biri yanıma geldi ve babamın beni galeride beklediğini söyledi. Çok şaşırdım, çünkü babam daha önce hiç buraya gelmemişti. Merak içinde maçı bitirdim, giyindim ve hemen babamın yanına koştum. Babam, "Seni bir yere götürmeye geldim. Galiba sana bir iş buldum" dedi. Babam beni Beyoğlu'nda, Tünel yakınlarında bir apartmana götürdü ve M. Frances'e tanıştırdı. M. Frances; bir grup tüccarın Buick marka otomobil acentalığını aldığını, Beyoğlu'nda Galatasaray Lisesi'nin yanında bir mağaza açacaklarını anlattıktan sonra, 1 Haziran 1928 Pazar günü oraya gitmemi ve bana bir iş vereceklerini söyledi. Teşekkür ettik ve oradan ayrıldık. Babama sınavlarımın ne olacağını sordum. Bana, "Sınava girip de ne olacak, iş buldun ya sen ona bak" diye cevap verdi. Çocukluğumdan beri içimde otomobile karşı derin bir alaka ve sevgi vardı. Kararımı verdim ve 1 Haziran Pazar günü, henüz kurulmamış bulunan Ottaş Şirketine gidip, o günkü Müdürü Ali Nadir Bey'e müracaat ederek, işe başladım. 34 gün sonra 17 yaşımı dolduracaktım. Aradan 60 yıl geçti. Bunun 15,5 yılını Ottaş'da otomobil ticaretiyle, 44 yılını da Koç Grubunda otomotiv ticaret ve sanayii ile uğraşarak geçirdim. Bu kitabımla, tecrübelerime ve anılarıma dayanarak, bir sanayinin nasıl kurulduğunu, nasıl gelişip bugünkü duruma geldiğini anlatmak istedim.” - Bernar Nahum