#smrgKİTABEVİ Logosu Felsefeden Arındırmak -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
6259656595
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
284
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
240,00
Havale/EFT ile:
235,20
1199249506
650674
https://www.simurgkitabevi.com/logosu-felsefeden-arindirmak
Logosu Felsefeden Arındırmak - #smrgKİTABEVİ
240
İnsan soyunun, diğer var olanlardan en temel ayrımı, öz-bilinçli bir varlık olmasıdır. Düşünce geleneğinin tarihteki açılımına baktığımızda, insanın önce yaşamını kolaylaştırmak için, kendi dışındaki duyusal şeyleri bilmek istediğini görüyoruz. Giderek gelişen bilgi tasarımı, daha sonraları Felsefe diye adlandırılan bir disipline kavuştu. Bu düşünme etkinliğinde günlük gereçler ve tikel şeylerin bilgisinden varlığın ve var-oluşun nedenleri üzerine düşünmeye geçilmiştir. Bunun yazılı eserlerle günümüze kalan en yüksek biçimleri Antik Yunan düşüncesinde karşımıza çıkar. Bilindiği gibi Pythagoras'ın bir öğrencisinin ona, “siz bir Sophos (bilge)'sunuz” demesine karşın Pythagoras, “hayır ben Sophos değil, Philosophos (bilge-sever)'um” demesiyle bu terim düşünce tarihine girmiş ve bu uğraşın genel adı olmuştur.
Platon, bilginin duyusal ve geçici şeylerin bilgisinde temellendirilemeyeceğini, bu dağınık duyusal algıların bir evrensel ölçüt altında birliğe getirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ve buna da 'İdea' adını vermiştir. Böylece duyusal güzel algıların idesi 'güzelik-idesi', duyusal gerçekle ilgili algıların 'doğruluk-idesi', duyusal ve törel ahlâksal düşüncelerin de 'İyi-idesi' altında birliğe getirilmesi gerektiğini önermiştir.
Platon'un Herakleitos'tan aldığı ve düşüncesinin temeline koyduğu 'Logos' kavramı ise tüm düşünme etkinliğinin -her neyi bilmek istersek onu kapsayan- gerçek-ölçüt olduğunu onamıştır.
Artık, Pythagoras ile başlayan ve Logos'a dışsal olan Philosophos (bilge severlik) ve philosophia (hikmet-severlik), yerini kaynağı kendinde olan, öz-bilincin etkinliği olarak Logos'a bırakmıştır.
Ancak tüm düşünce tarihinde genel bir ad olarak 'Philosophia' (Felsefe) terimi kala kalmıştır. Kimi düşünürler bunun kavram olarak değil, yalnızca bir ad olarak kalmasının sorun olmadığını yazmışlardır. Hiç kimse bu soruna köktenci bir biçimde devrimsel bir yaklaşım içine girmeye cesaret edememiştir; ta ki sayın Coşkun Özdemir bunu kendisine iş edininceye dek!
Bu yolda verdiği savaşım ve emek büyüktür. Her devrimci gibi birçok kişiyi karşısına alacağına kuşku yok! Ancak ondaki kararlı duruşu bilen bir dostu olarak, geri adım atmayacağından eminim.
Metin Bobaroğlu
Platon, bilginin duyusal ve geçici şeylerin bilgisinde temellendirilemeyeceğini, bu dağınık duyusal algıların bir evrensel ölçüt altında birliğe getirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ve buna da 'İdea' adını vermiştir. Böylece duyusal güzel algıların idesi 'güzelik-idesi', duyusal gerçekle ilgili algıların 'doğruluk-idesi', duyusal ve törel ahlâksal düşüncelerin de 'İyi-idesi' altında birliğe getirilmesi gerektiğini önermiştir.
Platon'un Herakleitos'tan aldığı ve düşüncesinin temeline koyduğu 'Logos' kavramı ise tüm düşünme etkinliğinin -her neyi bilmek istersek onu kapsayan- gerçek-ölçüt olduğunu onamıştır.
Artık, Pythagoras ile başlayan ve Logos'a dışsal olan Philosophos (bilge severlik) ve philosophia (hikmet-severlik), yerini kaynağı kendinde olan, öz-bilincin etkinliği olarak Logos'a bırakmıştır.
Ancak tüm düşünce tarihinde genel bir ad olarak 'Philosophia' (Felsefe) terimi kala kalmıştır. Kimi düşünürler bunun kavram olarak değil, yalnızca bir ad olarak kalmasının sorun olmadığını yazmışlardır. Hiç kimse bu soruna köktenci bir biçimde devrimsel bir yaklaşım içine girmeye cesaret edememiştir; ta ki sayın Coşkun Özdemir bunu kendisine iş edininceye dek!
Bu yolda verdiği savaşım ve emek büyüktür. Her devrimci gibi birçok kişiyi karşısına alacağına kuşku yok! Ancak ondaki kararlı duruşu bilen bir dostu olarak, geri adım atmayacağından eminim.
Metin Bobaroğlu
İnsan soyunun, diğer var olanlardan en temel ayrımı, öz-bilinçli bir varlık olmasıdır. Düşünce geleneğinin tarihteki açılımına baktığımızda, insanın önce yaşamını kolaylaştırmak için, kendi dışındaki duyusal şeyleri bilmek istediğini görüyoruz. Giderek gelişen bilgi tasarımı, daha sonraları Felsefe diye adlandırılan bir disipline kavuştu. Bu düşünme etkinliğinde günlük gereçler ve tikel şeylerin bilgisinden varlığın ve var-oluşun nedenleri üzerine düşünmeye geçilmiştir. Bunun yazılı eserlerle günümüze kalan en yüksek biçimleri Antik Yunan düşüncesinde karşımıza çıkar. Bilindiği gibi Pythagoras'ın bir öğrencisinin ona, “siz bir Sophos (bilge)'sunuz” demesine karşın Pythagoras, “hayır ben Sophos değil, Philosophos (bilge-sever)'um” demesiyle bu terim düşünce tarihine girmiş ve bu uğraşın genel adı olmuştur.
Platon, bilginin duyusal ve geçici şeylerin bilgisinde temellendirilemeyeceğini, bu dağınık duyusal algıların bir evrensel ölçüt altında birliğe getirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ve buna da 'İdea' adını vermiştir. Böylece duyusal güzel algıların idesi 'güzelik-idesi', duyusal gerçekle ilgili algıların 'doğruluk-idesi', duyusal ve törel ahlâksal düşüncelerin de 'İyi-idesi' altında birliğe getirilmesi gerektiğini önermiştir.
Platon'un Herakleitos'tan aldığı ve düşüncesinin temeline koyduğu 'Logos' kavramı ise tüm düşünme etkinliğinin -her neyi bilmek istersek onu kapsayan- gerçek-ölçüt olduğunu onamıştır.
Artık, Pythagoras ile başlayan ve Logos'a dışsal olan Philosophos (bilge severlik) ve philosophia (hikmet-severlik), yerini kaynağı kendinde olan, öz-bilincin etkinliği olarak Logos'a bırakmıştır.
Ancak tüm düşünce tarihinde genel bir ad olarak 'Philosophia' (Felsefe) terimi kala kalmıştır. Kimi düşünürler bunun kavram olarak değil, yalnızca bir ad olarak kalmasının sorun olmadığını yazmışlardır. Hiç kimse bu soruna köktenci bir biçimde devrimsel bir yaklaşım içine girmeye cesaret edememiştir; ta ki sayın Coşkun Özdemir bunu kendisine iş edininceye dek!
Bu yolda verdiği savaşım ve emek büyüktür. Her devrimci gibi birçok kişiyi karşısına alacağına kuşku yok! Ancak ondaki kararlı duruşu bilen bir dostu olarak, geri adım atmayacağından eminim.
Metin Bobaroğlu
Platon, bilginin duyusal ve geçici şeylerin bilgisinde temellendirilemeyeceğini, bu dağınık duyusal algıların bir evrensel ölçüt altında birliğe getirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ve buna da 'İdea' adını vermiştir. Böylece duyusal güzel algıların idesi 'güzelik-idesi', duyusal gerçekle ilgili algıların 'doğruluk-idesi', duyusal ve törel ahlâksal düşüncelerin de 'İyi-idesi' altında birliğe getirilmesi gerektiğini önermiştir.
Platon'un Herakleitos'tan aldığı ve düşüncesinin temeline koyduğu 'Logos' kavramı ise tüm düşünme etkinliğinin -her neyi bilmek istersek onu kapsayan- gerçek-ölçüt olduğunu onamıştır.
Artık, Pythagoras ile başlayan ve Logos'a dışsal olan Philosophos (bilge severlik) ve philosophia (hikmet-severlik), yerini kaynağı kendinde olan, öz-bilincin etkinliği olarak Logos'a bırakmıştır.
Ancak tüm düşünce tarihinde genel bir ad olarak 'Philosophia' (Felsefe) terimi kala kalmıştır. Kimi düşünürler bunun kavram olarak değil, yalnızca bir ad olarak kalmasının sorun olmadığını yazmışlardır. Hiç kimse bu soruna köktenci bir biçimde devrimsel bir yaklaşım içine girmeye cesaret edememiştir; ta ki sayın Coşkun Özdemir bunu kendisine iş edininceye dek!
Bu yolda verdiği savaşım ve emek büyüktür. Her devrimci gibi birçok kişiyi karşısına alacağına kuşku yok! Ancak ondaki kararlı duruşu bilen bir dostu olarak, geri adım atmayacağından eminim.
Metin Bobaroğlu
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.