#smrgKİTABEVİ Makinenin Payı : Üretken Yapay Zeka ve Bir Operatör Olarak İnsan -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
9786253968861
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199262445
Boyut:
14x22
Sayfa Sayısı:
112
Basım Yeri:
Konya
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
indirimli
148,00
Havale/EFT ile: 145,04
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199262445
650077
Makinenin Payı : Üretken Yapay Zeka ve Bir Operatör Olarak İnsan -
Makinenin Payı : Üretken Yapay Zeka ve Bir Operatör Olarak İnsan - #smrgKİTABEVİ
148
Hepimizin arasında, herkesin bildiği ama kimsenin ifşa etmediği bir sır var. Yazma eylemi artık yalnızca insana ait bir edim değil. Makineler de yazıyor, çiziyor, besteliyor. Üstelik bunu giderek daha pürüzsüz, daha “kusursuz” ve çok daha akıcı bir biçimde yapıyorlar. Peki insan bu denklemin neresinde duruyor? Bir yazar mı, yoksa bir operatör mü? Yaratıcı mı, küratör mü? Eyleminin sonucunu üstlenen bir sorumlu mu, yoksa tümüyle sorumsuz mu? Makinenin Payı, üretken yapay zekâ çağında dilin, sanatın ve bizatihi yazma eyleminin içinden geçtiği bu dönüşümü tartışıyor. Heidegger'in “Gelassenheit” çağrısını hatırlatarak; teknolojiyi ne şeytanlaştıran ne de onu kutsayan zor ama bulunması şart olan zemini arıyor. Yazarın operatöre, okurun tüketiciye, dilin şirketin diline dönüşmesinden; sorumluluğun ekrandaki bir kutucukla nasıl reddedildiğine ve kusurun düzeltilmesi gerekenden çok korunması gereken bir şey olduğuna uzanan on dokuz bölümde; Ahmet Melih Karauğuz, çağın aceleci tartışmalarının görmezden geldiği asıl soruların izini sürüyor. “Makinenin payını belirlemek, günün sonunda insanın payını belirlemektir. İnsan kendine düşen ve hakkı olan payı sermayeye, makinelere bir hiç uğruna vermemelidir.”
Hepimizin arasında, herkesin bildiği ama kimsenin ifşa etmediği bir sır var. Yazma eylemi artık yalnızca insana ait bir edim değil. Makineler de yazıyor, çiziyor, besteliyor. Üstelik bunu giderek daha pürüzsüz, daha “kusursuz” ve çok daha akıcı bir biçimde yapıyorlar. Peki insan bu denklemin neresinde duruyor? Bir yazar mı, yoksa bir operatör mü? Yaratıcı mı, küratör mü? Eyleminin sonucunu üstlenen bir sorumlu mu, yoksa tümüyle sorumsuz mu? Makinenin Payı, üretken yapay zekâ çağında dilin, sanatın ve bizatihi yazma eyleminin içinden geçtiği bu dönüşümü tartışıyor. Heidegger'in “Gelassenheit” çağrısını hatırlatarak; teknolojiyi ne şeytanlaştıran ne de onu kutsayan zor ama bulunması şart olan zemini arıyor. Yazarın operatöre, okurun tüketiciye, dilin şirketin diline dönüşmesinden; sorumluluğun ekrandaki bir kutucukla nasıl reddedildiğine ve kusurun düzeltilmesi gerekenden çok korunması gereken bir şey olduğuna uzanan on dokuz bölümde; Ahmet Melih Karauğuz, çağın aceleci tartışmalarının görmezden geldiği asıl soruların izini sürüyor. “Makinenin payını belirlemek, günün sonunda insanın payını belirlemektir. İnsan kendine düşen ve hakkı olan payı sermayeye, makinelere bir hiç uğruna vermemelidir.”
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat