#smrgKİTABEVİ Marksist Açıdan Psikoloji Tarihi - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258340730
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
13x19
Sayfa Sayısı:
482
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Mahir Ulaş Yeşil
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
468,00
Havale/EFT ile:
458,64
1199258043
645701
https://www.simurgkitabevi.com/marksist-acidan-psikoloji-tarihi-2026
Marksist Açıdan Psikoloji Tarihi - 2026 #smrgKİTABEVİ
468
Bilinç nedir?
İnsan davranışı hangi koşullarda biçimlenir?
Bu sorulara cevap arayan psikoloji, insanın kendisini anlama çabasının en yoğunlaştığı alanlardan biridir. Ancak bu çaba, hiçbir dönemde toplumsal koşullardan, üretim ilişkilerinden ve egemen dünya görüşlerinden bağımsız olmamıştır. Mihail Yaroşevski, psikolojinin tarihini bu bağlam içinde ele alarak, ruh ve bilinç üzerine geliştirilen kuramların yalnızca düşünsel ilerlemelerin ürünü değil, aynı zamanda belirli tarihsel ihtiyaçların ve ideolojik mücadelelerin yansımaları olduğunu gösteriyor.
Kitapta Antik Yunan'dan 20. yüzyıla uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca, ruh ve bilinç kavrayışının geçirdiği dönüşümler izleniyor. Aristoteles ve Descartes'tan Aydınlanma materyalistlerine, Darwin'in doğa bilimlerine getirdiği yeni perspektiften Pavlov ve Vıgotski'nin çalışmalarına; Freud ve Jung'un psikanalitik açılımlarından Piaget'nin gelişim kuramına kadar uzanan bu çizgide, psikolojinin temel kavramlarının hangi düşünsel ve toplumsal koşullarda biçimlendiği ortaya konuyor. Davranışçılık, Gestalt, psikanaliz ve işlevselcilik gibi başlıca okulların yükselişi ve çözülüşü de aynı tarihsel bütünlük içinde değerlendiriliyor. Eserin son bölümündeyse Rus ve Sovyet psikolojisi, bilinç ve etkinlik sorunları çerçevesinde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Bilimsel düşünce yalnızca laboratuvarların kapalı duvarları arasında mı gelişir? Marksizme göre hayır; bilimsel düşünce laboratuvarlar ve kütüphaneler kadar toplumsal, mantıksal ve kişisel etkenlerin etkileşimi içinde biçimlenmektedir. Bu nedenle Yaroşevski, psikolojiyi insanın maddi ve toplumsal varoluşuyla ilişkisi içinde değerlendiren Marksist ve materyalist bir çerçeveye yerleştiriyor. Marksist Açıdan Psikoloji Tarihi, psikolojinin temel kavramlarının nasıl oluştuğunu ve hangi tarihsel süreçler içinde biçim kazandığını görmek isteyenler için güçlü bir kuramsal zemin sunuyor.
İnsan davranışı hangi koşullarda biçimlenir?
Bu sorulara cevap arayan psikoloji, insanın kendisini anlama çabasının en yoğunlaştığı alanlardan biridir. Ancak bu çaba, hiçbir dönemde toplumsal koşullardan, üretim ilişkilerinden ve egemen dünya görüşlerinden bağımsız olmamıştır. Mihail Yaroşevski, psikolojinin tarihini bu bağlam içinde ele alarak, ruh ve bilinç üzerine geliştirilen kuramların yalnızca düşünsel ilerlemelerin ürünü değil, aynı zamanda belirli tarihsel ihtiyaçların ve ideolojik mücadelelerin yansımaları olduğunu gösteriyor.
Kitapta Antik Yunan'dan 20. yüzyıla uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca, ruh ve bilinç kavrayışının geçirdiği dönüşümler izleniyor. Aristoteles ve Descartes'tan Aydınlanma materyalistlerine, Darwin'in doğa bilimlerine getirdiği yeni perspektiften Pavlov ve Vıgotski'nin çalışmalarına; Freud ve Jung'un psikanalitik açılımlarından Piaget'nin gelişim kuramına kadar uzanan bu çizgide, psikolojinin temel kavramlarının hangi düşünsel ve toplumsal koşullarda biçimlendiği ortaya konuyor. Davranışçılık, Gestalt, psikanaliz ve işlevselcilik gibi başlıca okulların yükselişi ve çözülüşü de aynı tarihsel bütünlük içinde değerlendiriliyor. Eserin son bölümündeyse Rus ve Sovyet psikolojisi, bilinç ve etkinlik sorunları çerçevesinde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Bilimsel düşünce yalnızca laboratuvarların kapalı duvarları arasında mı gelişir? Marksizme göre hayır; bilimsel düşünce laboratuvarlar ve kütüphaneler kadar toplumsal, mantıksal ve kişisel etkenlerin etkileşimi içinde biçimlenmektedir. Bu nedenle Yaroşevski, psikolojiyi insanın maddi ve toplumsal varoluşuyla ilişkisi içinde değerlendiren Marksist ve materyalist bir çerçeveye yerleştiriyor. Marksist Açıdan Psikoloji Tarihi, psikolojinin temel kavramlarının nasıl oluştuğunu ve hangi tarihsel süreçler içinde biçim kazandığını görmek isteyenler için güçlü bir kuramsal zemin sunuyor.
Bilinç nedir?
İnsan davranışı hangi koşullarda biçimlenir?
Bu sorulara cevap arayan psikoloji, insanın kendisini anlama çabasının en yoğunlaştığı alanlardan biridir. Ancak bu çaba, hiçbir dönemde toplumsal koşullardan, üretim ilişkilerinden ve egemen dünya görüşlerinden bağımsız olmamıştır. Mihail Yaroşevski, psikolojinin tarihini bu bağlam içinde ele alarak, ruh ve bilinç üzerine geliştirilen kuramların yalnızca düşünsel ilerlemelerin ürünü değil, aynı zamanda belirli tarihsel ihtiyaçların ve ideolojik mücadelelerin yansımaları olduğunu gösteriyor.
Kitapta Antik Yunan'dan 20. yüzyıla uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca, ruh ve bilinç kavrayışının geçirdiği dönüşümler izleniyor. Aristoteles ve Descartes'tan Aydınlanma materyalistlerine, Darwin'in doğa bilimlerine getirdiği yeni perspektiften Pavlov ve Vıgotski'nin çalışmalarına; Freud ve Jung'un psikanalitik açılımlarından Piaget'nin gelişim kuramına kadar uzanan bu çizgide, psikolojinin temel kavramlarının hangi düşünsel ve toplumsal koşullarda biçimlendiği ortaya konuyor. Davranışçılık, Gestalt, psikanaliz ve işlevselcilik gibi başlıca okulların yükselişi ve çözülüşü de aynı tarihsel bütünlük içinde değerlendiriliyor. Eserin son bölümündeyse Rus ve Sovyet psikolojisi, bilinç ve etkinlik sorunları çerçevesinde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Bilimsel düşünce yalnızca laboratuvarların kapalı duvarları arasında mı gelişir? Marksizme göre hayır; bilimsel düşünce laboratuvarlar ve kütüphaneler kadar toplumsal, mantıksal ve kişisel etkenlerin etkileşimi içinde biçimlenmektedir. Bu nedenle Yaroşevski, psikolojiyi insanın maddi ve toplumsal varoluşuyla ilişkisi içinde değerlendiren Marksist ve materyalist bir çerçeveye yerleştiriyor. Marksist Açıdan Psikoloji Tarihi, psikolojinin temel kavramlarının nasıl oluştuğunu ve hangi tarihsel süreçler içinde biçim kazandığını görmek isteyenler için güçlü bir kuramsal zemin sunuyor.
İnsan davranışı hangi koşullarda biçimlenir?
Bu sorulara cevap arayan psikoloji, insanın kendisini anlama çabasının en yoğunlaştığı alanlardan biridir. Ancak bu çaba, hiçbir dönemde toplumsal koşullardan, üretim ilişkilerinden ve egemen dünya görüşlerinden bağımsız olmamıştır. Mihail Yaroşevski, psikolojinin tarihini bu bağlam içinde ele alarak, ruh ve bilinç üzerine geliştirilen kuramların yalnızca düşünsel ilerlemelerin ürünü değil, aynı zamanda belirli tarihsel ihtiyaçların ve ideolojik mücadelelerin yansımaları olduğunu gösteriyor.
Kitapta Antik Yunan'dan 20. yüzyıla uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca, ruh ve bilinç kavrayışının geçirdiği dönüşümler izleniyor. Aristoteles ve Descartes'tan Aydınlanma materyalistlerine, Darwin'in doğa bilimlerine getirdiği yeni perspektiften Pavlov ve Vıgotski'nin çalışmalarına; Freud ve Jung'un psikanalitik açılımlarından Piaget'nin gelişim kuramına kadar uzanan bu çizgide, psikolojinin temel kavramlarının hangi düşünsel ve toplumsal koşullarda biçimlendiği ortaya konuyor. Davranışçılık, Gestalt, psikanaliz ve işlevselcilik gibi başlıca okulların yükselişi ve çözülüşü de aynı tarihsel bütünlük içinde değerlendiriliyor. Eserin son bölümündeyse Rus ve Sovyet psikolojisi, bilinç ve etkinlik sorunları çerçevesinde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Bilimsel düşünce yalnızca laboratuvarların kapalı duvarları arasında mı gelişir? Marksizme göre hayır; bilimsel düşünce laboratuvarlar ve kütüphaneler kadar toplumsal, mantıksal ve kişisel etkenlerin etkileşimi içinde biçimlenmektedir. Bu nedenle Yaroşevski, psikolojiyi insanın maddi ve toplumsal varoluşuyla ilişkisi içinde değerlendiren Marksist ve materyalist bir çerçeveye yerleştiriyor. Marksist Açıdan Psikoloji Tarihi, psikolojinin temel kavramlarının nasıl oluştuğunu ve hangi tarihsel süreçler içinde biçim kazandığını görmek isteyenler için güçlü bir kuramsal zemin sunuyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.