#smrgKİTABEVİ Materyalizm ve Ahlak - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
70
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
162,80
Havale/EFT ile:
159,54
1199258383
646039
https://www.simurgkitabevi.com/materyalizm-ve-ahlak-2026
Materyalizm ve Ahlak - 2026 #smrgKİTABEVİ
162.8
Toplumcul (sosyalist) düzenin felsefi arka planı olan Tarihsel ve Diyalektik Materyalizm, bilindiği gibi daha çok maddesel ilişkilerin, üretim ve paylaşım sürecinde yaşanan adaletsizliklerin üzerinde durmuş, yaşam biçiminde çok önemli işlevi olan ahlaksal sorunlara yeterince değinmemiştir. Belki de ekonomik sorunların çözülmesiyle insanlar arasındaki ilişkilerin de kendiliğinden “insanca” bir niteliğe bürüneceği düşünülmüştü... Ama sorun bu kadar açık olmayabilir. İnsanı birey yapan; yeteneği kadar, duyarlıkları kadar, onun ahlak anlayışıdır da; bu anlayışın temelinde de başkalarıyla olan ilişkilerin niteliği vardır ki insanı insan (ünsiyet varlığı, ilişkisel varlık) yapan da budur. Toplumcul düzenin altın anahtarı: “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre.” Bu anahtar günümüzün “herkesten alabildiğin kadar al; herkese de bu düzenin sürebilmesini sağlayacak kadar, kısacası yaşayabilecekleri kadarını ver” düzeninde işlemiyor elbette... Göğsümüzün üstünde taşıdığımız bu anahtarın “insanca düzen”in kapılarını açacağı günü bekleyerek değil, bu düzenin her gün her saat Umut İlkesi ile yaratılacağını bilerek yaşamak, işte budur toplumcul insanın ahlakı.
Toplumcul (sosyalist) düzenin felsefi arka planı olan Tarihsel ve Diyalektik Materyalizm, bilindiği gibi daha çok maddesel ilişkilerin, üretim ve paylaşım sürecinde yaşanan adaletsizliklerin üzerinde durmuş, yaşam biçiminde çok önemli işlevi olan ahlaksal sorunlara yeterince değinmemiştir. Belki de ekonomik sorunların çözülmesiyle insanlar arasındaki ilişkilerin de kendiliğinden “insanca” bir niteliğe bürüneceği düşünülmüştü... Ama sorun bu kadar açık olmayabilir. İnsanı birey yapan; yeteneği kadar, duyarlıkları kadar, onun ahlak anlayışıdır da; bu anlayışın temelinde de başkalarıyla olan ilişkilerin niteliği vardır ki insanı insan (ünsiyet varlığı, ilişkisel varlık) yapan da budur. Toplumcul düzenin altın anahtarı: “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre.” Bu anahtar günümüzün “herkesten alabildiğin kadar al; herkese de bu düzenin sürebilmesini sağlayacak kadar, kısacası yaşayabilecekleri kadarını ver” düzeninde işlemiyor elbette... Göğsümüzün üstünde taşıdığımız bu anahtarın “insanca düzen”in kapılarını açacağı günü bekleyerek değil, bu düzenin her gün her saat Umut İlkesi ile yaratılacağını bilerek yaşamak, işte budur toplumcul insanın ahlakı.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.