#smrgKİTABEVİ Nihilizm Karşısında Mistisizm -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199269041
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
182
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
180,00
Havale/EFT ile: 176,40
1199269041
657218
Nihilizm Karşısında Mistisizm -
Nihilizm Karşısında Mistisizm - #smrgKİTABEVİ
180
Batı felsefesinin iki ünlü yaşam filozofu olarak bilinen Nietzsche ve Bergson'un ahlak anlayışlarını karşılaştırmalı olarak ele alan bu çalışmamızda, Nietzsche ve Bergson'un ahlâk fenomenine ilişkin öğretilerini karşılaştırmayı uygun gördük. Çünkü felsefe Henri Bergson'un ahlâkın kaynakları diye gösterdiği soruyu, hep yeni baştan sormak zorundadır. Bunun için de ahlak olgusunun; ethik açısından anlamı ve yaşam içindeki işlevini, etkisini, rol ve değerini irdelemeye çalıştıktan sonra moral ve ethik kavramları arasındaki farkı ortaya koymaya çalıştık. Gerçekten ahlak normlarının ve değerlerinin varlığı kabul edilmeden hiçbir ethik kurulamaz. Diğer taraftan Yaşama felsefesi (Bergson, Simmel, Dilthey, Scheler) bu bakış açısını geliştirir ve bilgiyi empirik ya da rasyonel bir evren kurgusu olarak gören görüşü kökünden yadsır. Bilgi, insanileşmiş bir anlam boyutu içinde oluşur. Ya da özü bakımından insanın vital-psişik derinliği ile belirlenir. İnsan (Nietsche, Freud, Klages), bilginin yorumlandığı odaktır. Böylece bilgi kavramı üzerine mevcut yanlış görüşler ortadan kaldırılabilir.Nietzsche, felsefesinin çıkış noktası Schopenhauer'ın, ‘varolma' ya da ‘yaşama isteği'dir ama Nietzsche'ye göre varlığın temelinde varolmaya değil de ‘daha güçlü ve kudretli' olmaya yönelik bir istek ve istenci (irade) vardır. insanoğlu, yalnızca kendini korumak ve yaşamak istemez; asıl istediği daha güçlü daha kudretli olmaktır. Mutluluk, hazda (tat almada) değil; kudretli olmakta ve bu kudreti yaratıcı bir biçimde uygulamaktadır. Böyle bir mutluluğa varmak ise sert bir disiplini gerektirir. Çünkü hayvansal itkilere, basit hazlara kapıldığımız sürece gerçek ve üstün kudretten yoksun kalırız. İtkilerini ve eğilimlerini yücelten insan; hayvanın içinde bulunduğu durumdan sıyrılır, yükselir ve gerçek insanvarlığına ulaşır. Bu türden ideal insan, geçmişte de zaman zaman ortaya çıkmıştır. Nietzsche, bu ideal insana ‘insanüstü' der ve onu insanlığın amacı olarak görür.
Batı felsefesinin iki ünlü yaşam filozofu olarak bilinen Nietzsche ve Bergson'un ahlak anlayışlarını karşılaştırmalı olarak ele alan bu çalışmamızda, Nietzsche ve Bergson'un ahlâk fenomenine ilişkin öğretilerini karşılaştırmayı uygun gördük. Çünkü felsefe Henri Bergson'un ahlâkın kaynakları diye gösterdiği soruyu, hep yeni baştan sormak zorundadır. Bunun için de ahlak olgusunun; ethik açısından anlamı ve yaşam içindeki işlevini, etkisini, rol ve değerini irdelemeye çalıştıktan sonra moral ve ethik kavramları arasındaki farkı ortaya koymaya çalıştık. Gerçekten ahlak normlarının ve değerlerinin varlığı kabul edilmeden hiçbir ethik kurulamaz. Diğer taraftan Yaşama felsefesi (Bergson, Simmel, Dilthey, Scheler) bu bakış açısını geliştirir ve bilgiyi empirik ya da rasyonel bir evren kurgusu olarak gören görüşü kökünden yadsır. Bilgi, insanileşmiş bir anlam boyutu içinde oluşur. Ya da özü bakımından insanın vital-psişik derinliği ile belirlenir. İnsan (Nietsche, Freud, Klages), bilginin yorumlandığı odaktır. Böylece bilgi kavramı üzerine mevcut yanlış görüşler ortadan kaldırılabilir.Nietzsche, felsefesinin çıkış noktası Schopenhauer'ın, ‘varolma' ya da ‘yaşama isteği'dir ama Nietzsche'ye göre varlığın temelinde varolmaya değil de ‘daha güçlü ve kudretli' olmaya yönelik bir istek ve istenci (irade) vardır. insanoğlu, yalnızca kendini korumak ve yaşamak istemez; asıl istediği daha güçlü daha kudretli olmaktır. Mutluluk, hazda (tat almada) değil; kudretli olmakta ve bu kudreti yaratıcı bir biçimde uygulamaktadır. Böyle bir mutluluğa varmak ise sert bir disiplini gerektirir. Çünkü hayvansal itkilere, basit hazlara kapıldığımız sürece gerçek ve üstün kudretten yoksun kalırız. İtkilerini ve eğilimlerini yücelten insan; hayvanın içinde bulunduğu durumdan sıyrılır, yükselir ve gerçek insanvarlığına ulaşır. Bu türden ideal insan, geçmişte de zaman zaman ortaya çıkmıştır. Nietzsche, bu ideal insana ‘insanüstü' der ve onu insanlığın amacı olarak görür.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat