#smrgKİTABEVİ Söz Varlığımızın İçinden Gadınanı Ağzı : Kadınhanı Yöresi Ağzı Sözcükler Deyimler Anılar -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199269333
Boyut:
15x21
Sayfa Sayısı:
168
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
140,00
Havale/EFT ile: 137,20
1199269333
657510
Söz Varlığımızın İçinden Gadınanı Ağzı : Kadınhanı Yöresi Ağzı Sözcükler Deyimler Anılar -
Söz Varlığımızın İçinden Gadınanı Ağzı : Kadınhanı Yöresi Ağzı Sözcükler Deyimler Anılar - #smrgKİTABEVİ
140
Kadınhanı ağzı ve Kadınhanı ile ilgili aklımda kalanları yazmaya karar verdiğimde doğal olarak sözcüklerden başlamak gerekiyordu. Oradaki yaşamı anlamak için o sözcükleri olabildiğince sıraladım, dilimin döndüğünce tanımlamaya çabaladım. Bu kolay olmadı, yanlışlık olmasın diye acele etmeden çalıştım ama yine de sonuç olarak içime sindi diyemem.

Bazen, ana dilimiz Türkçe için bile elim sözlüğe gider, emin olmak için danışacak birilerine başvurmak zorunda kalırım. Bu kitabı hazırlarken de elim hep sözlüğe gitti geldi, zaman zaman çevremdeki insanlara danıştım. Benliğimde hayal meyal, silik izleri kalan sözcüklerin anlamlarını tekrar tekrar okudum, bilenlere sordum, kaynaklara bakıp karşılaştırdım. Ne yazık ki çocukluğumda her gün kullandığım bazı sözcük ve deyimlerle birbirimize yabancılaşmışız. Onlarla yeniden tanışıp kucaklaştık. Defalarca Kyoto'dan Kadınhanı'na gittim. Çocukluk gönlerime geri dönmenin güzelliğini yaşarken, çocukluk arkadaşlarımı, anılarımda geçen birçok insanı yerinde bulamamanın burukluğunu da yaşadım. Hala Gadınanı ağzıyla konuşan hemşerilerimi görüp sevindim. Uzun süre kullanılmayan şeyler tozlanır, paslanır, çürür ve özelliğini yitirir. Sözcükler de öyle, ancak kullanılırsa canlı kalır ve bozulmaz, yitip gitmez. Kullanılan, sözcükler yenilerini doğurur, çoğalır ve dilimiz zengin bir dil olup kuşaktan kuşağa aktarılır. Bu dilek ve düşüncelerle aydınlığa çıkarabildiklerimi listeledim.

Dilimizin zenginliğini besleyen kaynaklardan birisi de yöresel ağızlar ve Kadınhanı ağzı da bunlardan biri. Üniversiteyi okumak için 1975'te Ankara'ya gittiğimde diğer yörelerden gelen arkadaşlarla tanıştım ve konuşurken yerel ağızlarımızın zenginliğini mutlu oldum. Şehirliler gibi konuşamadığı için aşağılık duygusuna kapılmak yerine, yöresel ağızlarımızın zenginliğiyle gurur duydum. Aynı dili konuşuyorduk ama konuşulan ağızlar rengarenkdi. Sonra okul bitti, İngilizce ve Japonca ile tanıştım. Bu süreç kendi dilime olan ilgimi daha da artırdı. Yabancı dil öğrenmek için, önce kendi dilimi öğrenmenin gerekliliğini gördüm. Kadınhanı'ndan uzun yıllar ayrı kalsam da Kadınhanı ağzı hep benliğimde yerini kaybetmedi.

Kitap, bu düşüncelerin bir ürünü olarak doğdu. Belki bazı sözcükler kaybolacak, bazı sözcüklerin yerini yabancı sözcükler alacak, belki de yeni nesil Gadınanı ağzı konuşmaktan utanıp şehirli gibi konuşacak. Her şeye karşın yazdım ki, geriye dönüp bilmek isteyenlere kaynak olsun. Yöremiz için böyle bir kitapçığın eksikliğini gördüm. Doğup büyüdüğüm, güzelim çocukluk yıllarımı geçirdiğim Kadınhanı'na bir katkıda bulunmak istedim. Aynı zamanda, sıradan bir insan olarak dağarcığımdakileri aktararak, Türkçemize katkıda bulunmak istedim.

Kadınhanı ağzı ve Kadınhanı ile ilgili aklımda kalanları yazmaya karar verdiğimde doğal olarak sözcüklerden başlamak gerekiyordu. Oradaki yaşamı anlamak için o sözcükleri olabildiğince sıraladım, dilimin döndüğünce tanımlamaya çabaladım. Bu kolay olmadı, yanlışlık olmasın diye acele etmeden çalıştım ama yine de sonuç olarak içime sindi diyemem.

Bazen, ana dilimiz Türkçe için bile elim sözlüğe gider, emin olmak için danışacak birilerine başvurmak zorunda kalırım. Bu kitabı hazırlarken de elim hep sözlüğe gitti geldi, zaman zaman çevremdeki insanlara danıştım. Benliğimde hayal meyal, silik izleri kalan sözcüklerin anlamlarını tekrar tekrar okudum, bilenlere sordum, kaynaklara bakıp karşılaştırdım. Ne yazık ki çocukluğumda her gün kullandığım bazı sözcük ve deyimlerle birbirimize yabancılaşmışız. Onlarla yeniden tanışıp kucaklaştık. Defalarca Kyoto'dan Kadınhanı'na gittim. Çocukluk gönlerime geri dönmenin güzelliğini yaşarken, çocukluk arkadaşlarımı, anılarımda geçen birçok insanı yerinde bulamamanın burukluğunu da yaşadım. Hala Gadınanı ağzıyla konuşan hemşerilerimi görüp sevindim. Uzun süre kullanılmayan şeyler tozlanır, paslanır, çürür ve özelliğini yitirir. Sözcükler de öyle, ancak kullanılırsa canlı kalır ve bozulmaz, yitip gitmez. Kullanılan, sözcükler yenilerini doğurur, çoğalır ve dilimiz zengin bir dil olup kuşaktan kuşağa aktarılır. Bu dilek ve düşüncelerle aydınlığa çıkarabildiklerimi listeledim.

Dilimizin zenginliğini besleyen kaynaklardan birisi de yöresel ağızlar ve Kadınhanı ağzı da bunlardan biri. Üniversiteyi okumak için 1975'te Ankara'ya gittiğimde diğer yörelerden gelen arkadaşlarla tanıştım ve konuşurken yerel ağızlarımızın zenginliğini mutlu oldum. Şehirliler gibi konuşamadığı için aşağılık duygusuna kapılmak yerine, yöresel ağızlarımızın zenginliğiyle gurur duydum. Aynı dili konuşuyorduk ama konuşulan ağızlar rengarenkdi. Sonra okul bitti, İngilizce ve Japonca ile tanıştım. Bu süreç kendi dilime olan ilgimi daha da artırdı. Yabancı dil öğrenmek için, önce kendi dilimi öğrenmenin gerekliliğini gördüm. Kadınhanı'ndan uzun yıllar ayrı kalsam da Kadınhanı ağzı hep benliğimde yerini kaybetmedi.

Kitap, bu düşüncelerin bir ürünü olarak doğdu. Belki bazı sözcükler kaybolacak, bazı sözcüklerin yerini yabancı sözcükler alacak, belki de yeni nesil Gadınanı ağzı konuşmaktan utanıp şehirli gibi konuşacak. Her şeye karşın yazdım ki, geriye dönüp bilmek isteyenlere kaynak olsun. Yöremiz için böyle bir kitapçığın eksikliğini gördüm. Doğup büyüdüğüm, güzelim çocukluk yıllarımı geçirdiğim Kadınhanı'na bir katkıda bulunmak istedim. Aynı zamanda, sıradan bir insan olarak dağarcığımdakileri aktararak, Türkçemize katkıda bulunmak istedim.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat