Osmanlıların İslam dünyasını bölmekle suçladıkları Şiî Safevilere savaş açarken en önemli gerekçeleri karşı tarafın rafızi olduğunu iddia etmeleriydi. Bundan dolayı iki devletin mücadelesi daha ziyade Sünnîlik-Şiîlik rekabeti olarak algılanmıştır. Belki ilk dönemler için mücadelenin mezhep ayrılığından kaynaklandığını ileri sürmek makul olabilir. Lakin yüz elli yıllık bir savaş sürecinin bütününü izah etmek için bu açıklama yeterli değildir. Tarafların mücadelesi daha en baştan itibaren dinî olduğu kadar siyasal, jeopolitik ve ekonomik konularla da alakalıydı.
İslâm dünyasının iki büyük gücünün birbirini siyasî, askerî, iktisadî ve demografik açıdan yıpratmasına yol açan, yaklaşık yüz elli yıllık bu savaşlar 1639 barışı ile son buldu.
Osmanlıların İslam dünyasını bölmekle suçladıkları Şiî Safevilere savaş açarken en önemli gerekçeleri karşı tarafın rafızi olduğunu iddia etmeleriydi. Bundan dolayı iki devletin mücadelesi daha ziyade Sünnîlik-Şiîlik rekabeti olarak algılanmıştır. Belki ilk dönemler için mücadelenin mezhep ayrılığından kaynaklandığını ileri sürmek makul olabilir. Lakin yüz elli yıllık bir savaş sürecinin bütününü izah etmek için bu açıklama yeterli değildir. Tarafların mücadelesi daha en baştan itibaren dinî olduğu kadar siyasal, jeopolitik ve ekonomik konularla da alakalıydı.
İslâm dünyasının iki büyük gücünün birbirini siyasî, askerî, iktisadî ve demografik açıdan yıpratmasına yol açan, yaklaşık yüz elli yıllık bu savaşlar 1639 barışı ile son buldu.