#smrgKİTABEVİ Osmanlı Toplumu ve Kültürü - 2026
Editör:
Büşra Ayar Al
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
9786255780539
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
298
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
328,50
Havale/EFT ile:
321,93
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199257799
645417
https://www.simurgkitabevi.com/osmanli-toplumu-ve-kulturu-2026
Osmanlı Toplumu ve Kültürü - 2026 #smrgKİTABEVİ
328.5
Osmanlı toplumu, imparatorluk coğrafyasında yaşayan, farklı etnik köken, dinî inanç ve kültürden olanların bütününü ifade eder. Osmanlı Devleti, Müslüman ve gayrimüslimleri içine alan değişik etnik, dinî ve kültürel kimlikleri ihtiva eden, dünyada tek bir hanedan tarafından yönetilen en uzun yaşayan devletlerden biri olmuştur.
Toplumda sınıfsal bir yapı mevcut değildi, ancak nüfus iki büyük zümreye ayrılmış bulunuyordu. Her biri kendi içinde alt gruplara ayrılmıştır. Birinci, üretmiş olduğu mal ve hizmetler karşılığında belirli bir ücret ve gelir elde eden ve “askerî” diye adlandırılan zümre idi. Bu zümre vergi mükellefi değildi. İkincisi ise, “reaya” diye adlandırılan, geniş üretici halk kesimleri ile tüccar ve esnafı içine alıyordu. Bu ikinci zümre mensupları ürettikleri mal ve hizmetlerden dolayı devlete vergi öderlerdi.
Uzun bir tecrübeden sonra devlet elitleri sistemi “Devlet-i Aliye-i ebed-müddet” olarak isimlendirmeyi uygun bulmuşlardır. Sistemde, farklı etnik kimlikleri, inançları ve kültürleriyle yer alanlar imparatorluk toplumu içinde hiyerarşik bir yapı oluşturacak biçimde konumlanmışlardır.
Eşitlikçi, paylaşımcı ve dayanışmacı olan Osmanlı toplumu üretimde ve tüketimde rekabetçi değildi. Miri toprak rejimi, millet sistemi, esnaf örgütü, vakıflar, iktisadi dünya görüşü, irsî olmayan bir meritokratik seçkinler kadrosu, Osmanlı sosyal ve ekonomik düzeninin temel unsurlarını teşkil eder.
Toplumda sınıfsal bir yapı mevcut değildi, ancak nüfus iki büyük zümreye ayrılmış bulunuyordu. Her biri kendi içinde alt gruplara ayrılmıştır. Birinci, üretmiş olduğu mal ve hizmetler karşılığında belirli bir ücret ve gelir elde eden ve “askerî” diye adlandırılan zümre idi. Bu zümre vergi mükellefi değildi. İkincisi ise, “reaya” diye adlandırılan, geniş üretici halk kesimleri ile tüccar ve esnafı içine alıyordu. Bu ikinci zümre mensupları ürettikleri mal ve hizmetlerden dolayı devlete vergi öderlerdi.
Uzun bir tecrübeden sonra devlet elitleri sistemi “Devlet-i Aliye-i ebed-müddet” olarak isimlendirmeyi uygun bulmuşlardır. Sistemde, farklı etnik kimlikleri, inançları ve kültürleriyle yer alanlar imparatorluk toplumu içinde hiyerarşik bir yapı oluşturacak biçimde konumlanmışlardır.
Eşitlikçi, paylaşımcı ve dayanışmacı olan Osmanlı toplumu üretimde ve tüketimde rekabetçi değildi. Miri toprak rejimi, millet sistemi, esnaf örgütü, vakıflar, iktisadi dünya görüşü, irsî olmayan bir meritokratik seçkinler kadrosu, Osmanlı sosyal ve ekonomik düzeninin temel unsurlarını teşkil eder.
Osmanlı toplumu, imparatorluk coğrafyasında yaşayan, farklı etnik köken, dinî inanç ve kültürden olanların bütününü ifade eder. Osmanlı Devleti, Müslüman ve gayrimüslimleri içine alan değişik etnik, dinî ve kültürel kimlikleri ihtiva eden, dünyada tek bir hanedan tarafından yönetilen en uzun yaşayan devletlerden biri olmuştur.
Toplumda sınıfsal bir yapı mevcut değildi, ancak nüfus iki büyük zümreye ayrılmış bulunuyordu. Her biri kendi içinde alt gruplara ayrılmıştır. Birinci, üretmiş olduğu mal ve hizmetler karşılığında belirli bir ücret ve gelir elde eden ve “askerî” diye adlandırılan zümre idi. Bu zümre vergi mükellefi değildi. İkincisi ise, “reaya” diye adlandırılan, geniş üretici halk kesimleri ile tüccar ve esnafı içine alıyordu. Bu ikinci zümre mensupları ürettikleri mal ve hizmetlerden dolayı devlete vergi öderlerdi.
Uzun bir tecrübeden sonra devlet elitleri sistemi “Devlet-i Aliye-i ebed-müddet” olarak isimlendirmeyi uygun bulmuşlardır. Sistemde, farklı etnik kimlikleri, inançları ve kültürleriyle yer alanlar imparatorluk toplumu içinde hiyerarşik bir yapı oluşturacak biçimde konumlanmışlardır.
Eşitlikçi, paylaşımcı ve dayanışmacı olan Osmanlı toplumu üretimde ve tüketimde rekabetçi değildi. Miri toprak rejimi, millet sistemi, esnaf örgütü, vakıflar, iktisadi dünya görüşü, irsî olmayan bir meritokratik seçkinler kadrosu, Osmanlı sosyal ve ekonomik düzeninin temel unsurlarını teşkil eder.
Toplumda sınıfsal bir yapı mevcut değildi, ancak nüfus iki büyük zümreye ayrılmış bulunuyordu. Her biri kendi içinde alt gruplara ayrılmıştır. Birinci, üretmiş olduğu mal ve hizmetler karşılığında belirli bir ücret ve gelir elde eden ve “askerî” diye adlandırılan zümre idi. Bu zümre vergi mükellefi değildi. İkincisi ise, “reaya” diye adlandırılan, geniş üretici halk kesimleri ile tüccar ve esnafı içine alıyordu. Bu ikinci zümre mensupları ürettikleri mal ve hizmetlerden dolayı devlete vergi öderlerdi.
Uzun bir tecrübeden sonra devlet elitleri sistemi “Devlet-i Aliye-i ebed-müddet” olarak isimlendirmeyi uygun bulmuşlardır. Sistemde, farklı etnik kimlikleri, inançları ve kültürleriyle yer alanlar imparatorluk toplumu içinde hiyerarşik bir yapı oluşturacak biçimde konumlanmışlardır.
Eşitlikçi, paylaşımcı ve dayanışmacı olan Osmanlı toplumu üretimde ve tüketimde rekabetçi değildi. Miri toprak rejimi, millet sistemi, esnaf örgütü, vakıflar, iktisadi dünya görüşü, irsî olmayan bir meritokratik seçkinler kadrosu, Osmanlı sosyal ve ekonomik düzeninin temel unsurlarını teşkil eder.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.