#smrgKİTABEVİ Osmanlı'nın Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi (Sınırlar ve Nüfus) -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Politika Siyaset
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199268844
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
240
Basım Yeri:
Diyarbakır
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
315,00
Havale/EFT ile: 308,70
Temin süresi 4&6 gündür.
1199268844
657021
Osmanlı'nın Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi (Sınırlar ve Nüfus) -
Osmanlı'nın Son Döneminde Kürd Basınında Kürdistan ve Ermenistan Meselesi (Sınırlar ve Nüfus) - #smrgKİTABEVİ
315
Elinizdeki bu çalışma, söz konusu tarihsel kırılmanın en kritik evresine odaklanmaktadır. Özellikle 1878 Berlin Konferansı ve bu konferansın meşhur 61. maddesi, bölgedeki dengeleri altüst eden ve diplomatik literatüre "Vilayet-i Sitte" ile "Ermenistan Reformu" kavramlarını sokan temel bir dönüm noktasıdır. Bu madde, oldukça incelikli bir diplomatik oyunla kurgulanmıştı. Osmanlı idaresi, antlaşma metnine "Kürt ve Çerkes" isimlerinin eklenmesi için özellikle direnerek Ermenilere yönelik asıl tehdidin devlet değil, bölgedeki Kürt ve Çerkes toplulukları olduğu algısını uluslararası kamuoyuna sunmaya çalışmıştır. Böylelikle İstanbul yönetimi, kendi sorumluluklarını ve kötü yönetimini gizlemek amacıyla iki ulusu birbirine düşüren bir nifak siyaseti izlemiştir. Berlin Antlaşması ile birlikte Batılı devletlerin müdahale ve himaye siyasetinin nesnesi hâline gelen mevzubahis vilayetler, o güne dek süregelen idari ve coğrafi esnekliğini kaybederek çetin bir hegemonya mücadelesinin merkez üssü haline gelmiştir. Bu süreç, bir yandan Ermeni ulusal hareketinin Hınçak ve Taşnaksutyun gibi yapılar eliyle siyasallaşmasını hızlandırırken diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezileşme politikaları neticesinde otonom statülerini kaybeden Kürd mirliklerinin ve entelijansiyasının da kendi tarihî varlıklarını koruma amacıyla refleksif bir siyasi/kültürel uyanış dönemine girmesine yol açmıştır. Zira Şikârî yalnızca geçmişi anlatmıyor; geçmişin kimler adına susturulduğunu da gösteriyor.
Elinizdeki bu çalışma, söz konusu tarihsel kırılmanın en kritik evresine odaklanmaktadır. Özellikle 1878 Berlin Konferansı ve bu konferansın meşhur 61. maddesi, bölgedeki dengeleri altüst eden ve diplomatik literatüre "Vilayet-i Sitte" ile "Ermenistan Reformu" kavramlarını sokan temel bir dönüm noktasıdır. Bu madde, oldukça incelikli bir diplomatik oyunla kurgulanmıştı. Osmanlı idaresi, antlaşma metnine "Kürt ve Çerkes" isimlerinin eklenmesi için özellikle direnerek Ermenilere yönelik asıl tehdidin devlet değil, bölgedeki Kürt ve Çerkes toplulukları olduğu algısını uluslararası kamuoyuna sunmaya çalışmıştır. Böylelikle İstanbul yönetimi, kendi sorumluluklarını ve kötü yönetimini gizlemek amacıyla iki ulusu birbirine düşüren bir nifak siyaseti izlemiştir. Berlin Antlaşması ile birlikte Batılı devletlerin müdahale ve himaye siyasetinin nesnesi hâline gelen mevzubahis vilayetler, o güne dek süregelen idari ve coğrafi esnekliğini kaybederek çetin bir hegemonya mücadelesinin merkez üssü haline gelmiştir. Bu süreç, bir yandan Ermeni ulusal hareketinin Hınçak ve Taşnaksutyun gibi yapılar eliyle siyasallaşmasını hızlandırırken diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezileşme politikaları neticesinde otonom statülerini kaybeden Kürd mirliklerinin ve entelijansiyasının da kendi tarihî varlıklarını koruma amacıyla refleksif bir siyasi/kültürel uyanış dönemine girmesine yol açmıştır. Zira Şikârî yalnızca geçmişi anlatmıyor; geçmişin kimler adına susturulduğunu da gösteriyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat