#smrgKİTABEVİ Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan’ın Düşüşü -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Ofset Yapımevi
Dizi Adı:
Referans Kitaplar
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199267266
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
376
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Aykut Mustak
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
345,00
Havale/EFT ile: 338,10
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199267266
655442
Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan’ın Düşüşü -
Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan’ın Düşüşü - #smrgKİTABEVİ
345
Tarihçiler, Safevi İmparatorluğu'nun gerileme ve çöküşünü imparatorluğun son asrındaki siyasî durgunluk, saraydaki yozlaşma ve ahlaki çözülmenin kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirmiştir. Rudi Matthee bu yerleşik anlatıya karşı çıkıyor. Safevilerin gerilemesi ve çöküşü doğrusal bir hikâye değil; coğrafi kırılganlıklar, aşiret yapıları, sınırlı ekonomik imkânlar, saray siyaseti, taşra güçleri ve askerî-mali tercihler arasındaki hassas dengelerin bir kriz anında köklü değişimlere yol açtığı karmaşık bir süreçtir. Safevi düzeni, merkezî ve yekpare bir yapıdan ziyade sürekli müzakere edilen kırılgan ittifaklar ağıydı. Bu ağ, on yedinci yüzyılın sonlarına doğru siyasal birliği sürdürme kapasitesini kaybetti ve imparatorluk parçalanmaya başladı.Sarayına kapanan ve giderek taşradan kopan şah, merkez ile eyaletler arasındaki bağların zayıflaması, ordunun ihmal edilmesi, kısa vadeli para politikaları, hizipçilik ve yolsuzluk karşısında etkisiz kalan yönetim, zaten mevcut olan yapısal sorunları derinleştirdi. Safevi İran'ı, sınırlarını Osmanlı ve Afgan baskılarına karşı savunamayacak kadar zayıflamış bir askerî yapıyla, krizi idare edemeyen bir merkezî idare arasında sıkışıp kaldı. Afgan kabilelerinin 1722'de Isfahan'a girmesi, bu uzun birikimin dramatik sonucuydu.Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan'ın Düşüşü, Safevi çöküşünü basit bir yozlaşma anlatısına indirgemeden, devlet, toplum, ekonomi ve askerî yapı arasındaki tarihsel kökleri olan gerilimler üzerinden yeniden kurguluyor. Böylece yalnızca Safevi hanedanının sonunu değil, İran tarihinin müteakip iki asrını belirleyecek krizler döneminin kökenlerini anlamak için de bir çerçeve sunuyor.
Tarihçiler, Safevi İmparatorluğu'nun gerileme ve çöküşünü imparatorluğun son asrındaki siyasî durgunluk, saraydaki yozlaşma ve ahlaki çözülmenin kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirmiştir. Rudi Matthee bu yerleşik anlatıya karşı çıkıyor. Safevilerin gerilemesi ve çöküşü doğrusal bir hikâye değil; coğrafi kırılganlıklar, aşiret yapıları, sınırlı ekonomik imkânlar, saray siyaseti, taşra güçleri ve askerî-mali tercihler arasındaki hassas dengelerin bir kriz anında köklü değişimlere yol açtığı karmaşık bir süreçtir. Safevi düzeni, merkezî ve yekpare bir yapıdan ziyade sürekli müzakere edilen kırılgan ittifaklar ağıydı. Bu ağ, on yedinci yüzyılın sonlarına doğru siyasal birliği sürdürme kapasitesini kaybetti ve imparatorluk parçalanmaya başladı.Sarayına kapanan ve giderek taşradan kopan şah, merkez ile eyaletler arasındaki bağların zayıflaması, ordunun ihmal edilmesi, kısa vadeli para politikaları, hizipçilik ve yolsuzluk karşısında etkisiz kalan yönetim, zaten mevcut olan yapısal sorunları derinleştirdi. Safevi İran'ı, sınırlarını Osmanlı ve Afgan baskılarına karşı savunamayacak kadar zayıflamış bir askerî yapıyla, krizi idare edemeyen bir merkezî idare arasında sıkışıp kaldı. Afgan kabilelerinin 1722'de Isfahan'a girmesi, bu uzun birikimin dramatik sonucuydu.Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan'ın Düşüşü, Safevi çöküşünü basit bir yozlaşma anlatısına indirgemeden, devlet, toplum, ekonomi ve askerî yapı arasındaki tarihsel kökleri olan gerilimler üzerinden yeniden kurguluyor. Böylece yalnızca Safevi hanedanının sonunu değil, İran tarihinin müteakip iki asrını belirleyecek krizler döneminin kökenlerini anlamak için de bir çerçeve sunuyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat