#smrgKİTABEVİ Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası'na : Klazomen - Urla Tahaffuzhanesi : Disiplinlerarası Bir Araştırma - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258075465
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
525
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
520,00
Havale/EFT ile:
509,60
1199260726
648342
https://www.simurgkitabevi.com/salgin-hastaliklar-tarihinden-karantina-adasina-klazomen-urla-tahaffuzhanesi-disiplinlerarasi-bir-arastirma-2026
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası'na : Klazomen - Urla Tahaffuzhanesi : Disiplinlerarası Bir Araştırma - 2026 #smrgKİTABEVİ
520
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası'na: Klazomen/Urla Tahaffuzhanesi- Disiplinlerarası Bir Araştırma, insanlık tarihinin en ölümcül darbelerinden biri olan salgınları ve özellikle bu afetlere karşı geliştirilen karantina uygulamasını, İzmir'in Urla açıklarındaki Klazomen Adası'nı eksen alarak disiplinlerarası bir perspektifle ele almaktadır.
Veba, kolera, çiçek, sıtma, frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar, yüzyıllar boyunca Asya'dan Avrupa'ya toplumların demografik, ekonomik, sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır. Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir, yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur. İşte bu coğrafyada, 19. yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi; Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte, salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir.
Eser, bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil; hacıların, tüccarların, askerlerin, mübadillerin, esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir "insani deneyim sahası" olarak ele almaktadır. Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını, umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası, kendine özgü iletişim, sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur.
Dr. Muhammed Dağ, bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir. Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak, tıp, coğrafya, arkeoloji, mimarlık, sosyoloji, iletişim, psikoloji, edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma; karantina altındaki insanların yaşadığı korku, dışlanma, ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir. Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına, bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif, karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir…
Veba, kolera, çiçek, sıtma, frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar, yüzyıllar boyunca Asya'dan Avrupa'ya toplumların demografik, ekonomik, sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır. Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir, yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur. İşte bu coğrafyada, 19. yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi; Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte, salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir.
Eser, bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil; hacıların, tüccarların, askerlerin, mübadillerin, esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir "insani deneyim sahası" olarak ele almaktadır. Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını, umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası, kendine özgü iletişim, sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur.
Dr. Muhammed Dağ, bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir. Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak, tıp, coğrafya, arkeoloji, mimarlık, sosyoloji, iletişim, psikoloji, edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma; karantina altındaki insanların yaşadığı korku, dışlanma, ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir. Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına, bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif, karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir…
Salgın Hastalıklar Tarihinden Karantina Adası'na: Klazomen/Urla Tahaffuzhanesi- Disiplinlerarası Bir Araştırma, insanlık tarihinin en ölümcül darbelerinden biri olan salgınları ve özellikle bu afetlere karşı geliştirilen karantina uygulamasını, İzmir'in Urla açıklarındaki Klazomen Adası'nı eksen alarak disiplinlerarası bir perspektifle ele almaktadır.
Veba, kolera, çiçek, sıtma, frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar, yüzyıllar boyunca Asya'dan Avrupa'ya toplumların demografik, ekonomik, sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır. Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir, yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur. İşte bu coğrafyada, 19. yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi; Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte, salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir.
Eser, bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil; hacıların, tüccarların, askerlerin, mübadillerin, esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir "insani deneyim sahası" olarak ele almaktadır. Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını, umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası, kendine özgü iletişim, sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur.
Dr. Muhammed Dağ, bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir. Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak, tıp, coğrafya, arkeoloji, mimarlık, sosyoloji, iletişim, psikoloji, edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma; karantina altındaki insanların yaşadığı korku, dışlanma, ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir. Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına, bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif, karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir…
Veba, kolera, çiçek, sıtma, frengi ve tifüs gibi sınır tanımayan ölümcül hastalıklar, yüzyıllar boyunca Asya'dan Avrupa'ya toplumların demografik, ekonomik, sosyal yapılarını ve psikolojilerini derinden sarsmıştır. Doğu ile Batı arasında önemli bir liman ve ticaret kavşağı olan İzmir, yoğun insan ve mal hareketliliğiyle bu küresel salgınların yıkıcı biçimde deneyimlendiği geçiş noktalarından biri olmuştur. İşte bu coğrafyada, 19. yüzyılın ikinci yarısında küçük bir adada kurulan Klazomen veya Urla Tahaffuzhanesi; Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet dönemine uzanan yaklaşık bir asırlık süreçte, salgınlarla mücadelenin stratejik bir merkezi hâline gelmiştir.
Eser, bu kurumu yalnızca tıbbi ya da idari bir yapı olarak değil; hacıların, tüccarların, askerlerin, mübadillerin, esirlerin ve muhacirlerin yollarının kesiştiği çok cepheli bir "insani deneyim sahası" olarak ele almaktadır. Farklı coğrafyalardan gelen insanların korkularını, umutlarını ve zorunlu bekleyişlerini barındıran Karantina Adası, kendine özgü iletişim, sosyal ve psikolojik dinamikleriyle adeta geçici de olsa bir mikro dünya oluşturmuştur.
Dr. Muhammed Dağ, bu araştırmasında klasik tarih yazımının sınırlarını aşarak okuru kapsamlı bir disiplinlerarası yolculuğa davet etmektedir. Merkezinde ve tabanında tarih olan ancak, tıp, coğrafya, arkeoloji, mimarlık, sosyoloji, iletişim, psikoloji, edebiyat ve sözlü tarihten de beslenen bu çalışma; karantina altındaki insanların yaşadığı korku, dışlanma, ölüm ve yas psikolojisini çok boyutlu biçimde analiz etmektedir. Tahaffuzhanenin mimari yapısından iletişim çatışmalarına, bir romandaki edebi yansımalardan adanın eski çalışanlarıyla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine kadar uzanan bu geniş perspektif, karantina olgusunu bütünsel olarak ortaya koymayı hedeflemektedir…
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.