#smrgKİTABEVİ Selçuklu Döneminde Cibâl Bölgesi -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
448
Basım Yeri:
Konya
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
629,00
Havale/EFT ile:
616,42
1199267733
655908
https://www.simurgkitabevi.com/selcuklu-doneminde-cibal-bolgesi
Selçuklu Döneminde Cibâl Bölgesi - #smrgKİTABEVİ
629
Nihâvend Savaşı'nın ardından İran'ın içlerine kadar ilerleyen Araplar, karşılaştıkları dağlık ve engebeli coğrafyaya kendi dillerinde "Dağ/Dağlar" anlamına gelen Cibâl adını vermiştir. Orta Çağ İslam coğrafyacılarının eserlerinde Hemedan, Kum, Kâşân, Kazvin, Sâve, Nihâvend, Dînever, Kerec ve Burûcîrd gibi şehirleri kapsayan Cibâl; ilgili dönemde İran'ın siyasi, askerî, ekonomik ve ilmî bakımdan mühim bölgelerinden biri olarak öne çıkmıştır. Selçuklular, Dandanakan Savaşı'nın ardından Merv Kurultayı'nda yeni kurulan devletin tanzim ve taksimini gerçekleştirmiş, alınan kararlar doğrultusunda Cibâl'in fethi Tuğrul Bey'in sorumluluğuna bırakılmıştır. Tuğrul Bey'in bölgeyi fethetmek üzere memur ettiği İbrâhim Yinal'ın Annâzî ve Kâkûyî hanedanlarına karşı yürüttüğü mücadeleler neticesinde Cibâl, 1050'li yılların başlarında tamamen Selçuklu hakimiyetine girmiş; bu hâaimiyet Irak Selçuklu Sultanı II. Tuğrul'un 1194 senesindeki vefatına kadar yaklaşık bir buçuk asır boyunca devam etmiştir.Bu kitap; Selçukluların Cibâl bölgesindeki siyasi, idari, dinî, sosyal, ekonomik ve ilmî faaliyetlerini bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak Orta Çağ İran tarihinin önemli bir safhasını aydınlatmayı amaçlamaktadır. Dört bölümden müteşekkil olan eserin ilk bölümünde Cibâl bölgesi tanıtılmış, ardından Selçuklular tarafından fethi ele alınmıştır. İkinci bölüm, Selçuklu döneminde bölgede yaşanan siyasi gelişmeler ile idari teşkilata ayrılmıştır. Eserin üçüncü bölümünde Cibâl'in Selçuklu dönemindeki dinî hayatı ve sosyo-ekonomik vaziyeti üzerinde durulmuş, bu kapsamda ilgili dönemde gerçekleştirilen bayındırlık ve imar faaliyetlerine de yer verilmiştir. Cibâl'de ilmî ve kültürel hayatın ele alındığı dördüncü ve son bölümde ise Selçuklu devrinde bölgede bulunan medrese ve kütüphaneler, ilim adamları, edebî hayat ve tasavvufi yapı üzerinde durulmuştur. Bu kitabın Selçuklu tarihi araştırmalarına katkı sağlaması beklenmektedir.
Nihâvend Savaşı'nın ardından İran'ın içlerine kadar ilerleyen Araplar, karşılaştıkları dağlık ve engebeli coğrafyaya kendi dillerinde "Dağ/Dağlar" anlamına gelen Cibâl adını vermiştir. Orta Çağ İslam coğrafyacılarının eserlerinde Hemedan, Kum, Kâşân, Kazvin, Sâve, Nihâvend, Dînever, Kerec ve Burûcîrd gibi şehirleri kapsayan Cibâl; ilgili dönemde İran'ın siyasi, askerî, ekonomik ve ilmî bakımdan mühim bölgelerinden biri olarak öne çıkmıştır. Selçuklular, Dandanakan Savaşı'nın ardından Merv Kurultayı'nda yeni kurulan devletin tanzim ve taksimini gerçekleştirmiş, alınan kararlar doğrultusunda Cibâl'in fethi Tuğrul Bey'in sorumluluğuna bırakılmıştır. Tuğrul Bey'in bölgeyi fethetmek üzere memur ettiği İbrâhim Yinal'ın Annâzî ve Kâkûyî hanedanlarına karşı yürüttüğü mücadeleler neticesinde Cibâl, 1050'li yılların başlarında tamamen Selçuklu hakimiyetine girmiş; bu hâaimiyet Irak Selçuklu Sultanı II. Tuğrul'un 1194 senesindeki vefatına kadar yaklaşık bir buçuk asır boyunca devam etmiştir.Bu kitap; Selçukluların Cibâl bölgesindeki siyasi, idari, dinî, sosyal, ekonomik ve ilmî faaliyetlerini bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak Orta Çağ İran tarihinin önemli bir safhasını aydınlatmayı amaçlamaktadır. Dört bölümden müteşekkil olan eserin ilk bölümünde Cibâl bölgesi tanıtılmış, ardından Selçuklular tarafından fethi ele alınmıştır. İkinci bölüm, Selçuklu döneminde bölgede yaşanan siyasi gelişmeler ile idari teşkilata ayrılmıştır. Eserin üçüncü bölümünde Cibâl'in Selçuklu dönemindeki dinî hayatı ve sosyo-ekonomik vaziyeti üzerinde durulmuş, bu kapsamda ilgili dönemde gerçekleştirilen bayındırlık ve imar faaliyetlerine de yer verilmiştir. Cibâl'de ilmî ve kültürel hayatın ele alındığı dördüncü ve son bölümde ise Selçuklu devrinde bölgede bulunan medrese ve kütüphaneler, ilim adamları, edebî hayat ve tasavvufi yapı üzerinde durulmuştur. Bu kitabın Selçuklu tarihi araştırmalarına katkı sağlaması beklenmektedir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.