#smrgKİTABEVİ Sosyoloji - 2025
Tony Bilton,
Kevin Bonnett,
Pip Jones,
Tony Lawson,
David Skinner,
Michelle Stanworth,
Andrew Webster
Siyasal Kitabevi
Editör:
Güney Çeğin
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
9786256586451
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
20x25
Sayfa Sayısı:
688
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
5
Basım Tarihi:
2025
Çeviren:
Özlem Akkaya
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Orijinal Adı:
Introductory Sociology
Kategori:
indirimli
518,50
Havale/EFT ile:
508,13
1199257022
644638
https://www.simurgkitabevi.com/sosyoloji-2025-1
Sosyoloji - 2025 #smrgKİTABEVİ
518.50
Korkunun etkisi, ona bilgi ve karşılıklı anlayışla karşı koyabildiğimiz takdirde azalır. Küreselleşmeyi tetikleyen, kapitalizmin ve Batı kapitalizminin hâkimiyet alanını genişleten güçleri anlarsak, belli grupların ve kültürlerin buna neden bu kadar şiddetle direndiğini de anlayabiliriz. Değişen toplumsal yapıları anlamamıza yardımcı olması için sosyolojiye ihtiyacımız var. Aynı zamanda, gündelik toplumsal yaşamın içindeki karmaşık süreçleri anlayabilirsek, insanların bu toplumsal güçler karşısında yaşamayı bir şekilde de olsa becerdiklerini ve bazen yaşamanın ve hayatlarını şekillendirmenin alternatif yollarını bulabildiklerini görebiliriz.
Sosyologlar olarak, bir yandan dünyadaki iktidar ve tahakküm yapılarını anlamalı, diğer yandan da insanların başkalarıyla girdikleri etkileşimler aracılığıyla hayatlarını yaratıcı bir şekilde nasıl inşa ettiklerinin ayırdında olmayı sürdürmeliyiz. Toplumsal kurumlar hiçbir zaman kusursuz ve kadiri mutlak değildir; insanlar her zaman bu yapıların içinde bir şekilde yaşamlarını sürdürmelerine ve tamamen tepeden dayatılmamış bir kimlik edinmelerine imkân veren alanlar bulurlar. Dahası, büyük toplumsal sistemlerin işleyişi neredeyse her zaman kusurlarla doludur ve insanlar bu kusurlardan doğan sorun ya da krizlerin içinde dahi bir şeyleri değiştirmenin fırsatını yakalarlar
Sosyologlar olarak, bir yandan dünyadaki iktidar ve tahakküm yapılarını anlamalı, diğer yandan da insanların başkalarıyla girdikleri etkileşimler aracılığıyla hayatlarını yaratıcı bir şekilde nasıl inşa ettiklerinin ayırdında olmayı sürdürmeliyiz. Toplumsal kurumlar hiçbir zaman kusursuz ve kadiri mutlak değildir; insanlar her zaman bu yapıların içinde bir şekilde yaşamlarını sürdürmelerine ve tamamen tepeden dayatılmamış bir kimlik edinmelerine imkân veren alanlar bulurlar. Dahası, büyük toplumsal sistemlerin işleyişi neredeyse her zaman kusurlarla doludur ve insanlar bu kusurlardan doğan sorun ya da krizlerin içinde dahi bir şeyleri değiştirmenin fırsatını yakalarlar
Korkunun etkisi, ona bilgi ve karşılıklı anlayışla karşı koyabildiğimiz takdirde azalır. Küreselleşmeyi tetikleyen, kapitalizmin ve Batı kapitalizminin hâkimiyet alanını genişleten güçleri anlarsak, belli grupların ve kültürlerin buna neden bu kadar şiddetle direndiğini de anlayabiliriz. Değişen toplumsal yapıları anlamamıza yardımcı olması için sosyolojiye ihtiyacımız var. Aynı zamanda, gündelik toplumsal yaşamın içindeki karmaşık süreçleri anlayabilirsek, insanların bu toplumsal güçler karşısında yaşamayı bir şekilde de olsa becerdiklerini ve bazen yaşamanın ve hayatlarını şekillendirmenin alternatif yollarını bulabildiklerini görebiliriz.
Sosyologlar olarak, bir yandan dünyadaki iktidar ve tahakküm yapılarını anlamalı, diğer yandan da insanların başkalarıyla girdikleri etkileşimler aracılığıyla hayatlarını yaratıcı bir şekilde nasıl inşa ettiklerinin ayırdında olmayı sürdürmeliyiz. Toplumsal kurumlar hiçbir zaman kusursuz ve kadiri mutlak değildir; insanlar her zaman bu yapıların içinde bir şekilde yaşamlarını sürdürmelerine ve tamamen tepeden dayatılmamış bir kimlik edinmelerine imkân veren alanlar bulurlar. Dahası, büyük toplumsal sistemlerin işleyişi neredeyse her zaman kusurlarla doludur ve insanlar bu kusurlardan doğan sorun ya da krizlerin içinde dahi bir şeyleri değiştirmenin fırsatını yakalarlar
Sosyologlar olarak, bir yandan dünyadaki iktidar ve tahakküm yapılarını anlamalı, diğer yandan da insanların başkalarıyla girdikleri etkileşimler aracılığıyla hayatlarını yaratıcı bir şekilde nasıl inşa ettiklerinin ayırdında olmayı sürdürmeliyiz. Toplumsal kurumlar hiçbir zaman kusursuz ve kadiri mutlak değildir; insanlar her zaman bu yapıların içinde bir şekilde yaşamlarını sürdürmelerine ve tamamen tepeden dayatılmamış bir kimlik edinmelerine imkân veren alanlar bulurlar. Dahası, büyük toplumsal sistemlerin işleyişi neredeyse her zaman kusurlarla doludur ve insanlar bu kusurlardan doğan sorun ya da krizlerin içinde dahi bir şeyleri değiştirmenin fırsatını yakalarlar
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.