#smrgSAHAF Sur Kemer Kubbe: Osmanlı Fotoğrafçılarının Gözüyle Bizans İstanbulu = Wall, Arch, Dome: Byzantine Istanbul in the eyes of Ottoman Photographers -
Suna - İnan Kıraç: Eski Fotoğraflarda Bizans İstanbulu
Samih Rifat: Sur, Kemer, Kubbe: Osmanlı Fotoğrafçılarının Gözüyle Bizans İstanbul'u
Fotoğraflar
Biyografiler
İstanbul'daki Bizans anıtlarının Osmanlı dönemi fotoğrafçıları tarafından çekilmiş karelerinin en önemli özelliği, kentin geçmişi açısından eşsiz birer belge niteliği taşımalarıdır. 19. yüzyıl ikinci yarısıyla 20. yüzyıl başı, İstanbul'da kentsel yapının, tarihsel dokunun ve anıtların çok önemli değişiklikler geçirdiği bir dönemdir. Biraz dikkatli bir göz, aradan geçen yüz, yüz elli yıl içinde İstanbul surlarının, Galata Kulesi, Ayasofya ya da Hipodrom çevresinin nasıl büyük değişiklikler geçirdiğini hemen farkeder. Bu fotoğraflar günümüzün araştımacıları, restoratörleri, mimarları ya da kent plancıları için çok değerli ipuçlarıyla doludur. Ama bunların ötesinde bir şey daha vardır bu görüntülerde: İstanbul'un çok uzak bir geçmişten artakalmış surları, kemerleri, kubbeleri, bize onlarınkinden biraz daha yakın, ama yine hızla geçip gitmiş bir çağın tanığı bu fotoğraflarda, yaşamlarını başka bir varoluş biçiminde sürdürürler. Sararmış yüzeylerine tanımlanması zor bir eskizaman duygusu sinmiş bu görüntülerle kentin tarihsel zenginliğine bir başka tabaka, bir başka zaman boyutu daha katılır. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu'ndan yapılmış bir seçmeyle oluşturulan Sur, Kemer, Kubbe sergi kataloğu değişik zaman boyutunda bir yolculuğa çıkarıyor. Ama bu kez Cumhuriyet ya da Osmanlı İstanbulu'ndan daha eski, daha uzak bir İstanbul'da: anıtları, örenleri, binyıllar ötesinden günümüze ulaşmış belli belirsiz izleriyle Bizans İstanbulu'nda...
One of the most outstanding characteristics of İstanbul's Byzantine monuments, as captured by Ottoman photographers, is their role as priceless documents in the city's history. The period between the second half of the 19th century and the turn of the 20th century is marked by profound changes in İstanbul with respect to urban structure, historical texture and monuments. A careful eye readily notices the considerable transformations spread over a hundred, hundred and fifty years in İstanbul city walls, Galata Tower, Hagia Sophia and the Hippodrome area. These photographs are replete with valuable clues for today's researchers, restorers, architects and urban planners. Nonetheless, there is something beyond the obvious in these images: İstanbul's remaining city walls, arches, and domes of a far away past continue to survive in another form of existence in these old photographs, which reflect an age closer to us in time, yet just as rapidly vanished. The discolored surfaces permeating an indescribable sense of the old add another layer, another epoch to the historical richness of the city. Comprised of a selection from the Suna and İnan Kıraç Foundation Photography Collection, Wall Arch Dome ventures us into a journey in the same milieu and in a different time dimension. Yet, on this occasion, we find ourselves in an İstanbul more ancient, more distant than the Republican or Ottoman days; it is a Byzantine İstanbul of monuments, ruins and almost imperceptible traces from thousands of years past...
Suna - İnan Kıraç: Eski Fotoğraflarda Bizans İstanbulu
Samih Rifat: Sur, Kemer, Kubbe: Osmanlı Fotoğrafçılarının Gözüyle Bizans İstanbul'u
Fotoğraflar
Biyografiler
İstanbul'daki Bizans anıtlarının Osmanlı dönemi fotoğrafçıları tarafından çekilmiş karelerinin en önemli özelliği, kentin geçmişi açısından eşsiz birer belge niteliği taşımalarıdır. 19. yüzyıl ikinci yarısıyla 20. yüzyıl başı, İstanbul'da kentsel yapının, tarihsel dokunun ve anıtların çok önemli değişiklikler geçirdiği bir dönemdir. Biraz dikkatli bir göz, aradan geçen yüz, yüz elli yıl içinde İstanbul surlarının, Galata Kulesi, Ayasofya ya da Hipodrom çevresinin nasıl büyük değişiklikler geçirdiğini hemen farkeder. Bu fotoğraflar günümüzün araştımacıları, restoratörleri, mimarları ya da kent plancıları için çok değerli ipuçlarıyla doludur. Ama bunların ötesinde bir şey daha vardır bu görüntülerde: İstanbul'un çok uzak bir geçmişten artakalmış surları, kemerleri, kubbeleri, bize onlarınkinden biraz daha yakın, ama yine hızla geçip gitmiş bir çağın tanığı bu fotoğraflarda, yaşamlarını başka bir varoluş biçiminde sürdürürler. Sararmış yüzeylerine tanımlanması zor bir eskizaman duygusu sinmiş bu görüntülerle kentin tarihsel zenginliğine bir başka tabaka, bir başka zaman boyutu daha katılır. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu'ndan yapılmış bir seçmeyle oluşturulan Sur, Kemer, Kubbe sergi kataloğu değişik zaman boyutunda bir yolculuğa çıkarıyor. Ama bu kez Cumhuriyet ya da Osmanlı İstanbulu'ndan daha eski, daha uzak bir İstanbul'da: anıtları, örenleri, binyıllar ötesinden günümüze ulaşmış belli belirsiz izleriyle Bizans İstanbulu'nda...
One of the most outstanding characteristics of İstanbul's Byzantine monuments, as captured by Ottoman photographers, is their role as priceless documents in the city's history. The period between the second half of the 19th century and the turn of the 20th century is marked by profound changes in İstanbul with respect to urban structure, historical texture and monuments. A careful eye readily notices the considerable transformations spread over a hundred, hundred and fifty years in İstanbul city walls, Galata Tower, Hagia Sophia and the Hippodrome area. These photographs are replete with valuable clues for today's researchers, restorers, architects and urban planners. Nonetheless, there is something beyond the obvious in these images: İstanbul's remaining city walls, arches, and domes of a far away past continue to survive in another form of existence in these old photographs, which reflect an age closer to us in time, yet just as rapidly vanished. The discolored surfaces permeating an indescribable sense of the old add another layer, another epoch to the historical richness of the city. Comprised of a selection from the Suna and İnan Kıraç Foundation Photography Collection, Wall Arch Dome ventures us into a journey in the same milieu and in a different time dimension. Yet, on this occasion, we find ourselves in an İstanbul more ancient, more distant than the Republican or Ottoman days; it is a Byzantine İstanbul of monuments, ruins and almost imperceptible traces from thousands of years past...