#smrgKİTABEVİ Tarihin Kalbi Gönlün Şehri İsfahan - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258697353
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199255735
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
282
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
280,00
Havale/EFT ile: 274,40
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199255735
643180
Tarihin Kalbi Gönlün Şehri İsfahan -        2026
Tarihin Kalbi Gönlün Şehri İsfahan - 2026 #smrgKİTABEVİ
280.00
“İçinden nehir geçen şehirler taze kalmayı dener. Akıp giden zaman gibi hem sabit hem değişken bir yanları vardır.” (Akif Emre/02/05/2015/Yenişafak) Akif Emre'nin İsfahan üzerine kaleme aldığı bu cümleler, bir şehrin sadece taş ve topraktan ibaret olmadığını, zamanla kurduğu ilişki üzerinden anlam kazandığını hatırlatır. Bu kitap, İsfahan'ı doğuran iki nehri – mekâna yenik düşen ve zamana direnen – bir medeniyetin iki yüzü olarak ele alıyor. Zayenderûd'un bereketiyle beslenen bu şehir, hem çölde kaybolan bir suyun hikâyesi hem de zamana direnen, anlamla akıp giden bir ruhun sembolüdür. İsfahan'ın içinden geçen ikinci nehir, Emre'nin de işaret ettiği üzere, bir su değil; bir bilinç, bir hatırlayış nehridir. Bu nehir, şehrin tarihinde, kemerlerinde, kubbelerinde, avlularında dolaşır; medeniyetin iç akışını, zamana karşı sürekliliğini temsil eder. Bu kitap, İsfahan'ın bu manevi nehrinin izini sürerek, bir şehrin yalnızca mimarisiyle değil, ruhuyla da nasıl yaşadığını anlamaya çağırıyor.

İran'ın merkezinde, ana kucağındaki bir çocuğa benzetilen kadim şehir İsfahan, tarih boyunca kültür, sanat ve ticaretin kesiştiği bir uygarlık havzası olmuştur. Kuruluşu M.Ö. 3. binyıla kadar uzanan bu şehir, özellikle Selçuklu ve Safevî dönemlerinde büyük bir gelişim göstermiş; camileri, köprüleri, medreseleri ve saraylarıyla İslam şehir geleneğinin en zarif örneklerinden biri hâline gelmiştir. İsfahan'da şehir tarihinin yanı sıra, devletlerin ve milletlerin iç içe geçmiş kaderlerini de okumak mümkündür. Bu görünümüyle İsfahan, medeniyetlerin buluştuğu görkemli bir tarih sahnesi gibidir. İsfahan, sadece bir şehir değil; bir medeniyetin, sanatın ve gönül dünyasının simgesidir. Eser, İsfahan'ın mimarisinde, kültürel dokusunda ve insan hikâyelerinde saklı medeniyet izlerini çözümleyerek, şehrin tarihsel sürekliliğini ve medeniyet tasavvurunu yeniden düşünmeye imkân tanıyor.

Tarihin kalbi, gönlün şehri İsfahan'da, geçmişin derinliklerinden geleceğe uzanan bir medeniyetin izleri sizi bekliyor.
“İçinden nehir geçen şehirler taze kalmayı dener. Akıp giden zaman gibi hem sabit hem değişken bir yanları vardır.” (Akif Emre/02/05/2015/Yenişafak) Akif Emre'nin İsfahan üzerine kaleme aldığı bu cümleler, bir şehrin sadece taş ve topraktan ibaret olmadığını, zamanla kurduğu ilişki üzerinden anlam kazandığını hatırlatır. Bu kitap, İsfahan'ı doğuran iki nehri – mekâna yenik düşen ve zamana direnen – bir medeniyetin iki yüzü olarak ele alıyor. Zayenderûd'un bereketiyle beslenen bu şehir, hem çölde kaybolan bir suyun hikâyesi hem de zamana direnen, anlamla akıp giden bir ruhun sembolüdür. İsfahan'ın içinden geçen ikinci nehir, Emre'nin de işaret ettiği üzere, bir su değil; bir bilinç, bir hatırlayış nehridir. Bu nehir, şehrin tarihinde, kemerlerinde, kubbelerinde, avlularında dolaşır; medeniyetin iç akışını, zamana karşı sürekliliğini temsil eder. Bu kitap, İsfahan'ın bu manevi nehrinin izini sürerek, bir şehrin yalnızca mimarisiyle değil, ruhuyla da nasıl yaşadığını anlamaya çağırıyor.

İran'ın merkezinde, ana kucağındaki bir çocuğa benzetilen kadim şehir İsfahan, tarih boyunca kültür, sanat ve ticaretin kesiştiği bir uygarlık havzası olmuştur. Kuruluşu M.Ö. 3. binyıla kadar uzanan bu şehir, özellikle Selçuklu ve Safevî dönemlerinde büyük bir gelişim göstermiş; camileri, köprüleri, medreseleri ve saraylarıyla İslam şehir geleneğinin en zarif örneklerinden biri hâline gelmiştir. İsfahan'da şehir tarihinin yanı sıra, devletlerin ve milletlerin iç içe geçmiş kaderlerini de okumak mümkündür. Bu görünümüyle İsfahan, medeniyetlerin buluştuğu görkemli bir tarih sahnesi gibidir. İsfahan, sadece bir şehir değil; bir medeniyetin, sanatın ve gönül dünyasının simgesidir. Eser, İsfahan'ın mimarisinde, kültürel dokusunda ve insan hikâyelerinde saklı medeniyet izlerini çözümleyerek, şehrin tarihsel sürekliliğini ve medeniyet tasavvurunu yeniden düşünmeye imkân tanıyor.

Tarihin kalbi, gönlün şehri İsfahan'da, geçmişin derinliklerinden geleceğe uzanan bir medeniyetin izleri sizi bekliyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat