#smrgSAHAF Tek Akorlu Mucizeler: Punk Rock'ın Anlamı ve Gücü -

Stok Kodu:
1199144474
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
285 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
2
Basım Tarihi:
2011
Çeviren:
Nigar Özlem
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199144474
530644
Tek Akorlu Mucizeler: Punk Rock'ın Anlamı ve Gücü -
Tek Akorlu Mucizeler: Punk Rock'ın Anlamı ve Gücü - #smrgSAHAF
0.00
Punk rock'ın doğası, ortaya çıkışı, bileşkesi, müzikal kurumlara yönelttiği aykırı ve hercai meydan okuyuşu, tüm bunların ardından parçalanıp gidişi kültür tarihi içinde gücün, anlamı nasıl yarattığını gösterebilmek adına örnek anlamında eşsiz bir şanstır. Ama yine de unutmayın, bir punk şarkısında dendiği gibi: Biz tanımak istemediğiniz insanlarız Biz gitmek istemediğiniz yerlerden geliyoruz. David Laing'in 'Tek Akorlu Mucizeler / Punk Rock'ın Anlamı ve Gücü' adlı kitabındaki 'tek akorlu' sözü çok iddialı gelirse, bu sözü şöyle düzeltebiliriz: 'Hadi, üç akorlu olsun.' 1950'lerin temiz gitar tonlarının tersine, punk'ta distorsiyonlar ön plandadır ve progresif rock'ın altyapısını oluşturan elektronik enstrümanları, hatta synthesizerları ya da elektro gitarın çeşitli adaptasyonlarını kullanmaz; daha doğrusu, bunları ciddi ciddi boykot eder punk. Üç akordan fazlasının kullanılmasına pek sıcak bakmayan punk'taki boğuk ses, bir şeyleri törpüler gibi şarkı söyleme tarzı, gitar sololarının asgari düzeyde kullanılması, 'testere vızıltısı'nın (christgau) tipik bir punk gitar sound'u olması... Hepsi de aynı amaca hizmet eder: Geleneğin ve normalliğin ne kadar aksak ve sıkıcı olduğunun gösterilmesi. Bununla bitmiyor elbette. Son derece çirkin sahne numaralarını ve sözleri, giyim tarzını da düşündüğümüzde gelmiş geçmiş en önemli alt kültür oluşumlarından biri olan punk'ın özelliklerini anlamamız kolaylaşır. Vazgeçilmez unsur: Kışkırtma Kültürel normlara düşmanca saldıran punk'ın, kendini bile bir saldırı nesnesi haline dönüştürmesi, içerdiği nefretin dozunu gösteriyor. Kendi hakkında yapılan olumsuz yorumları bir araya toplamak, büyütmek ve gururla üstüne giyinmek konusunda da eşsiz bir yeteneği vardı punk'ın. Eğlenme şekli ve dans olarak 'ağır bir şiddet gösterisi' sayılabilecek pogo'yu, beğeni ve sevinç ifadesi olarak da birbirini tükürüğe boğmayı icat eden punk'ın sahne gösterilerinin vazgeçilmez unsuru da provokasyon, yani kışkırtmaydı. John Rotten'in çengelli iğneleri, vahşi kibiri, dik ve jöleli saçları, kin fışkıran gözleriyle sahnenin önüne doğru sendeleyerek yürümesi ve "Bahse girerim ki siz bizden, bizim sizden nefret ettiğimiz kadar nefret etmiyorsunuzdur" demesi punk felsefesini yeterince açıklıyor zaten. Keşke gidebilseydik... Punk rock'ın doğası, ortaya çıkışı, bileşkesi, müzikal kurumlara yönelttiği aykırı meydan okuyuşu, ardından parçalanıp gitmesi ayrıntılı biçimde ele alınıyor 'Punk Rock'ın Anlamı ve Gücü'nde. Ayrıntılı incelemeler yerine kulaktan dolma bilgilerle idare etmeye genetik bir yatkınlığımız olduğunu varsayarsak; bu kitabın çok ilgi çekmeyeceğini, ama ciddi ve tutarlı bir inceleme olarak, konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında kendine yer bulacağını iddia edebiliriz. Yalnızca bir müzik hareketi olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyan, fanzinler ve bağımsız plak şirketleri gibi kendi yan kurumlarını da oluşturan punk'ın her yönüyle ele alındığı bu çalışmada bir de kronoloji yer alıyor. 1975 - 1980 yılları arasındaki, popüler müzik / ana akımla, punk rock'taki önemli olay, konser ve albümler karşılaştırmalı olarak verilmiş. Kitabın sonuna 'meraklısı için' eklenen resimler de kitabın bütününde anlatılanları görsel olarak destekliyor ve konserlerden giyim kuşama kadar punk olgusunun daha rahat kavranmasını sağlıyor. Bir punk şarkısı 'Biz tanımak istemediğiniz insanlarız / Biz gitmek istemediğiniz yerlerden geliyoruz' diyordu. Tanımak istemediğimiz bu insanları tanımak için eşsiz bir fırsat sunuyor bize David Laing. O gitmek istemediğimiz yerlere; keşke gidebilseydik diye içimizden geçirmek de bize düşüyor artık. Ama kalıyoruz. Hep aynı yerde. Bir zamanlar, hep aynı yerde kalmamak için sokağa çıkan; merkezi ve geleneksel yapıyı kırmayı hedefleyen, sözünü sakınmayan ve sözü süsleyip püslemeden, doğrudan insanların yüzüne vuran bir müzik ve aynı doğrultuda bir altkültür hareketi olduğunu bilmek bile güzel! Punk rock için kullanılan 'geçici tutarsız oluşum' tanımını da hatırlayarak, minik ama sevimli bir dilekte bulunabiliriz artık: Tanrı bizi kalıcı tutarlı oluşumlardan korusun!
Punk rock'ın doğası, ortaya çıkışı, bileşkesi, müzikal kurumlara yönelttiği aykırı ve hercai meydan okuyuşu, tüm bunların ardından parçalanıp gidişi kültür tarihi içinde gücün, anlamı nasıl yarattığını gösterebilmek adına örnek anlamında eşsiz bir şanstır. Ama yine de unutmayın, bir punk şarkısında dendiği gibi: Biz tanımak istemediğiniz insanlarız Biz gitmek istemediğiniz yerlerden geliyoruz. David Laing'in 'Tek Akorlu Mucizeler / Punk Rock'ın Anlamı ve Gücü' adlı kitabındaki 'tek akorlu' sözü çok iddialı gelirse, bu sözü şöyle düzeltebiliriz: 'Hadi, üç akorlu olsun.' 1950'lerin temiz gitar tonlarının tersine, punk'ta distorsiyonlar ön plandadır ve progresif rock'ın altyapısını oluşturan elektronik enstrümanları, hatta synthesizerları ya da elektro gitarın çeşitli adaptasyonlarını kullanmaz; daha doğrusu, bunları ciddi ciddi boykot eder punk. Üç akordan fazlasının kullanılmasına pek sıcak bakmayan punk'taki boğuk ses, bir şeyleri törpüler gibi şarkı söyleme tarzı, gitar sololarının asgari düzeyde kullanılması, 'testere vızıltısı'nın (christgau) tipik bir punk gitar sound'u olması... Hepsi de aynı amaca hizmet eder: Geleneğin ve normalliğin ne kadar aksak ve sıkıcı olduğunun gösterilmesi. Bununla bitmiyor elbette. Son derece çirkin sahne numaralarını ve sözleri, giyim tarzını da düşündüğümüzde gelmiş geçmiş en önemli alt kültür oluşumlarından biri olan punk'ın özelliklerini anlamamız kolaylaşır. Vazgeçilmez unsur: Kışkırtma Kültürel normlara düşmanca saldıran punk'ın, kendini bile bir saldırı nesnesi haline dönüştürmesi, içerdiği nefretin dozunu gösteriyor. Kendi hakkında yapılan olumsuz yorumları bir araya toplamak, büyütmek ve gururla üstüne giyinmek konusunda da eşsiz bir yeteneği vardı punk'ın. Eğlenme şekli ve dans olarak 'ağır bir şiddet gösterisi' sayılabilecek pogo'yu, beğeni ve sevinç ifadesi olarak da birbirini tükürüğe boğmayı icat eden punk'ın sahne gösterilerinin vazgeçilmez unsuru da provokasyon, yani kışkırtmaydı. John Rotten'in çengelli iğneleri, vahşi kibiri, dik ve jöleli saçları, kin fışkıran gözleriyle sahnenin önüne doğru sendeleyerek yürümesi ve "Bahse girerim ki siz bizden, bizim sizden nefret ettiğimiz kadar nefret etmiyorsunuzdur" demesi punk felsefesini yeterince açıklıyor zaten. Keşke gidebilseydik... Punk rock'ın doğası, ortaya çıkışı, bileşkesi, müzikal kurumlara yönelttiği aykırı meydan okuyuşu, ardından parçalanıp gitmesi ayrıntılı biçimde ele alınıyor 'Punk Rock'ın Anlamı ve Gücü'nde. Ayrıntılı incelemeler yerine kulaktan dolma bilgilerle idare etmeye genetik bir yatkınlığımız olduğunu varsayarsak; bu kitabın çok ilgi çekmeyeceğini, ama ciddi ve tutarlı bir inceleme olarak, konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında kendine yer bulacağını iddia edebiliriz. Yalnızca bir müzik hareketi olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyan, fanzinler ve bağımsız plak şirketleri gibi kendi yan kurumlarını da oluşturan punk'ın her yönüyle ele alındığı bu çalışmada bir de kronoloji yer alıyor. 1975 - 1980 yılları arasındaki, popüler müzik / ana akımla, punk rock'taki önemli olay, konser ve albümler karşılaştırmalı olarak verilmiş. Kitabın sonuna 'meraklısı için' eklenen resimler de kitabın bütününde anlatılanları görsel olarak destekliyor ve konserlerden giyim kuşama kadar punk olgusunun daha rahat kavranmasını sağlıyor. Bir punk şarkısı 'Biz tanımak istemediğiniz insanlarız / Biz gitmek istemediğiniz yerlerden geliyoruz' diyordu. Tanımak istemediğimiz bu insanları tanımak için eşsiz bir fırsat sunuyor bize David Laing. O gitmek istemediğimiz yerlere; keşke gidebilseydik diye içimizden geçirmek de bize düşüyor artık. Ama kalıyoruz. Hep aynı yerde. Bir zamanlar, hep aynı yerde kalmamak için sokağa çıkan; merkezi ve geleneksel yapıyı kırmayı hedefleyen, sözünü sakınmayan ve sözü süsleyip püslemeden, doğrudan insanların yüzüne vuran bir müzik ve aynı doğrultuda bir altkültür hareketi olduğunu bilmek bile güzel! Punk rock için kullanılan 'geçici tutarsız oluşum' tanımını da hatırlayarak, minik ama sevimli bir dilekte bulunabiliriz artık: Tanrı bizi kalıcı tutarlı oluşumlardan korusun!
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat