#smrgKİTABEVİ Tütün İçmenin Hükmü ve Oruçlunun Tütün İçmekten Men Edilmesi - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Bayrak Matbaacılık
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258625585
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199266330
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
168
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Resul Dalgın
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
indirimli
245,00
Havale/EFT ile: 240,10
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199266330
654211
Tütün İçmenin Hükmü ve Oruçlunun Tütün İçmekten Men Edilmesi -         2026
Tütün İçmenin Hükmü ve Oruçlunun Tütün İçmekten Men Edilmesi - 2026 #smrgKİTABEVİ
245
Elinizdeki bu eser, tütünün şer'î statüsünü tarafsız ve ilmî bir süzgeçten geçirerek okura sunuyor. Leknevî (r.a.); tütünün kat'î naslarla harâm kılınmadığını açıkça ortaya koymakla birlikte, onun saf ve basit bir mübâh olmadığının da altını çiziyor. Eser boyunca tütünün, kerâhiye-i tenzîhiye ile kerâhiye-i tahrîmiye arasında, mekrûh dairenin hassas çizgisinde yer aldığı delilleriyle tahlil edilirken; Leknevî (r.a.), bu iki hükümden hangisinin kesin olarak tercih edilmesi gerektiği hususunda ilmî bir tevakkuf ile duruşunu sergiliyor.

Tam da bu noktada müellif, meselenin fıkhî ağırlığını şu çarpıcı tespit ve kaideyle ortaya koymaktadır: Leknevî'ye göre tenzîhen mekrûh, sağîra (küçük günah) ve ısrarla işlenmesi hâlinde sahibini kebîreye (büyük günaha) sürükleyen bir fiildir. Tahrîmen mekrûh ise bizzat büyük günah hükmündedir. Dolayısıyla, hangi mekrûh derecesi esas alınırsa alınsın, tütün tüketiminin kişiyi kaçınılmaz olarak günahkâr kılacağı gerçeği eserde net bir biçimde vurgulanıyor.

Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri de meselenin ibâdet hayatımızla olan ilişkisi. Leknevî (r.a.), tütün kullanımının yalnızca orucu bozmakla kalmayıp aynı zamanda kefâreti de gerektireceğini ispat eden fıkhî hükümleri derinlemesine inceliyor.

Elinizdeki bu eser, tütünün şer'î statüsünü tarafsız ve ilmî bir süzgeçten geçirerek okura sunuyor. Leknevî (r.a.); tütünün kat'î naslarla harâm kılınmadığını açıkça ortaya koymakla birlikte, onun saf ve basit bir mübâh olmadığının da altını çiziyor. Eser boyunca tütünün, kerâhiye-i tenzîhiye ile kerâhiye-i tahrîmiye arasında, mekrûh dairenin hassas çizgisinde yer aldığı delilleriyle tahlil edilirken; Leknevî (r.a.), bu iki hükümden hangisinin kesin olarak tercih edilmesi gerektiği hususunda ilmî bir tevakkuf ile duruşunu sergiliyor.

Tam da bu noktada müellif, meselenin fıkhî ağırlığını şu çarpıcı tespit ve kaideyle ortaya koymaktadır: Leknevî'ye göre tenzîhen mekrûh, sağîra (küçük günah) ve ısrarla işlenmesi hâlinde sahibini kebîreye (büyük günaha) sürükleyen bir fiildir. Tahrîmen mekrûh ise bizzat büyük günah hükmündedir. Dolayısıyla, hangi mekrûh derecesi esas alınırsa alınsın, tütün tüketiminin kişiyi kaçınılmaz olarak günahkâr kılacağı gerçeği eserde net bir biçimde vurgulanıyor.

Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri de meselenin ibâdet hayatımızla olan ilişkisi. Leknevî (r.a.), tütün kullanımının yalnızca orucu bozmakla kalmayıp aynı zamanda kefâreti de gerektireceğini ispat eden fıkhî hükümleri derinlemesine inceliyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat