#smrgKİTABEVİ Villalón'un Türkiye Yolculuğu (1505 - 1558) - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199266568
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
416
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
364,00
Havale/EFT ile: 356,72
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199266568
654450
Villalón'un Türkiye Yolculuğu (1505 - 1558) -         2026
Villalón'un Türkiye Yolculuğu (1505 - 1558) - 2026 #smrgKİTABEVİ
364
1557 tarihli eserimiz, XVI. yüzyıl İspanyol nesrinin seyahat anlatısı, esaret hatıratı ve hümanist diyalog geleneklerini aynı yapı içinde buluşturan sıra dışı metinlerinden biridir. Eser uzun süre Cristóbal de Villalón'a atfedilmiş olmakla birlikte yazarlık meselesi kesinlik kazanmış değildir: ilk neşri gerçekleştiren Manuel Serrano y Sanz Villalón'u öne çıkarırken Marcel Bataillon Andrés Laguna'yı, başka araştırmacılar ise Juan de Ulloa Pereira ve Gonzalo Fernández de Oviedo gibi isimleri savunmuştur. Bu nedenle metni Villalón'a kesin biçimde mal etmektense, geleneksel atfı belirtilerek değerlendirmek daha isabetlidir. Modern araştırmalar da eserin yazarlığı etrafındaki tartışmanın sürdüğünü göstermektedir.

Eserin merkezinde, uzun bir ayrılıktan sonra İspanya'ya dönen Pedro de Urdemalas'ın Juan de Voto a Dios ve Mátalascallando ile yaptığı konuşmalar bulunur. Pedro'nun Türk donanmasına esir düşmesiyle başlayan anlatı; kadırga ve esaret hayatından İstanbul'a, Sinan Paşa'nın hizmetinde hekimlik yapmasından kaçışına, Aynaroz manastırlarından Ege ve İtalya üzerinden İspanya'ya dönüşüne kadar geniş bir coğrafyaya yayılır. Bu serüven çerçevesi içinde metin, saray teşkilatı, diplomasi, hukuk, tıp, gündelik hayat, yemek kültürü, hamamlar, giyim, dinî pratikler ve şehir hayatı gibi alanlarda ayrıntılı gözlemler yapar.

Eserin ayırt edici niteliği, Osmanlılara ilişkin sert XVI. yüzyıl Hristiyan polemiğini, yer yer İspanyol ve Avrupa toplumuna yönelen aynı ölçüde keskin bir eleştiriyle yan yana getirmesidir. Pedro'nun tanıklığı aracılığıyla dinî gösteriş, sahte kutsallık, hastanelerdeki yolsuzluk, bilgisizlik ve toplumsal ikiyüzlülük sorgulanırken; Osmanlıların temizlik alışkanlıkları, idarî tedbirleri ve bazı gündelik uygulamaları karşılaştırmalı biçimde aktarılır. Böylece eser, yalnızca “Türkler hakkında” bir seyahat anlatısı olmaktan çıkarak Rönesans Avrupası'nın kendisini başka bir toplum üzerinden tartıştığı eleştirel bir metne dönüşür; diyalog biçimi de tarihî malzemeyi canlı bir anlatı ve düşünce tartışması içinde sunmasına imkân verir.
1557 tarihli eserimiz, XVI. yüzyıl İspanyol nesrinin seyahat anlatısı, esaret hatıratı ve hümanist diyalog geleneklerini aynı yapı içinde buluşturan sıra dışı metinlerinden biridir. Eser uzun süre Cristóbal de Villalón'a atfedilmiş olmakla birlikte yazarlık meselesi kesinlik kazanmış değildir: ilk neşri gerçekleştiren Manuel Serrano y Sanz Villalón'u öne çıkarırken Marcel Bataillon Andrés Laguna'yı, başka araştırmacılar ise Juan de Ulloa Pereira ve Gonzalo Fernández de Oviedo gibi isimleri savunmuştur. Bu nedenle metni Villalón'a kesin biçimde mal etmektense, geleneksel atfı belirtilerek değerlendirmek daha isabetlidir. Modern araştırmalar da eserin yazarlığı etrafındaki tartışmanın sürdüğünü göstermektedir.

Eserin merkezinde, uzun bir ayrılıktan sonra İspanya'ya dönen Pedro de Urdemalas'ın Juan de Voto a Dios ve Mátalascallando ile yaptığı konuşmalar bulunur. Pedro'nun Türk donanmasına esir düşmesiyle başlayan anlatı; kadırga ve esaret hayatından İstanbul'a, Sinan Paşa'nın hizmetinde hekimlik yapmasından kaçışına, Aynaroz manastırlarından Ege ve İtalya üzerinden İspanya'ya dönüşüne kadar geniş bir coğrafyaya yayılır. Bu serüven çerçevesi içinde metin, saray teşkilatı, diplomasi, hukuk, tıp, gündelik hayat, yemek kültürü, hamamlar, giyim, dinî pratikler ve şehir hayatı gibi alanlarda ayrıntılı gözlemler yapar.

Eserin ayırt edici niteliği, Osmanlılara ilişkin sert XVI. yüzyıl Hristiyan polemiğini, yer yer İspanyol ve Avrupa toplumuna yönelen aynı ölçüde keskin bir eleştiriyle yan yana getirmesidir. Pedro'nun tanıklığı aracılığıyla dinî gösteriş, sahte kutsallık, hastanelerdeki yolsuzluk, bilgisizlik ve toplumsal ikiyüzlülük sorgulanırken; Osmanlıların temizlik alışkanlıkları, idarî tedbirleri ve bazı gündelik uygulamaları karşılaştırmalı biçimde aktarılır. Böylece eser, yalnızca “Türkler hakkında” bir seyahat anlatısı olmaktan çıkarak Rönesans Avrupası'nın kendisini başka bir toplum üzerinden tartıştığı eleştirel bir metne dönüşür; diyalog biçimi de tarihî malzemeyi canlı bir anlatı ve düşünce tartışması içinde sunmasına imkân verir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat