#smrgKİTABEVİ Yedi Günlük Sessizlik - 2026
Editör:
Ali Çelebi
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
9786255799913
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
288
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
314,50
Havale/EFT ile:
308,21
1199255921
643374
https://www.simurgkitabevi.com/yedi-gunluk-sessizlik-2026
Yedi Günlük Sessizlik - 2026 #smrgKİTABEVİ
314.50
HERKESİN KONUŞTUĞU BİR DÜNYADA, SESSİZ KALMAK BİR DİRENİŞ MİDİR?
Yedi Günlük Sessizlik, dijital gürültünün, görünür olma zorunluluğunun ve sürekli çevrimiçi olmanın ortasında, içedönük bir cesaret hikâyesi anlatıyor. Annesini kaybetmiş, babasıyla aynı evde ama bambaşka bir yalnızlıkta yaşayan Cem; kelimelerden çok bakışlarla, paylaşımlardan çok hatıralarla yaşayan bir genç. Sosyal medyaya mesafesi, onu çağın dışına iten bir eksiklik değil; aksine her şeyi daha net görmesini sağlayan bir duruş.
Bir parkta başlayan masum bir meydan okuma, yedi gün sürecek bir dijital sessizliğe dönüşür. Telefonlar kapatılır, hesaplar kilitlenir, maskeler düşer. Bildirimlerin sustuğu yerde, bastırılmış duygular, kırılgan ilişkiler ve herkesin kaçtığı gerçekler konuşmaya başlar. Peki sessizlik gerçekten iyileştirici midir, yoksa yüzleşmesi en zor olan şey midir?
Güneş Altunkaş, bu romanda çağımızın en büyük çelişkisini mercek altına alıyor: Bağlantı çağında derin bir yalnızlık. Aile, kayıp, aşk ve dijital bağımlılık temalarını iç içe geçirirken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor:
Gerçek hayattan ne zamandır bu kadar uzağız?
Yedi Günlük Sessizlik, susarak anlatanların, görmeden hissedenlerin ve hâlâ “gerçek” bir temas arayanların romanı.
Yedi Günlük Sessizlik, dijital gürültünün, görünür olma zorunluluğunun ve sürekli çevrimiçi olmanın ortasında, içedönük bir cesaret hikâyesi anlatıyor. Annesini kaybetmiş, babasıyla aynı evde ama bambaşka bir yalnızlıkta yaşayan Cem; kelimelerden çok bakışlarla, paylaşımlardan çok hatıralarla yaşayan bir genç. Sosyal medyaya mesafesi, onu çağın dışına iten bir eksiklik değil; aksine her şeyi daha net görmesini sağlayan bir duruş.
Bir parkta başlayan masum bir meydan okuma, yedi gün sürecek bir dijital sessizliğe dönüşür. Telefonlar kapatılır, hesaplar kilitlenir, maskeler düşer. Bildirimlerin sustuğu yerde, bastırılmış duygular, kırılgan ilişkiler ve herkesin kaçtığı gerçekler konuşmaya başlar. Peki sessizlik gerçekten iyileştirici midir, yoksa yüzleşmesi en zor olan şey midir?
Güneş Altunkaş, bu romanda çağımızın en büyük çelişkisini mercek altına alıyor: Bağlantı çağında derin bir yalnızlık. Aile, kayıp, aşk ve dijital bağımlılık temalarını iç içe geçirirken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor:
Gerçek hayattan ne zamandır bu kadar uzağız?
Yedi Günlük Sessizlik, susarak anlatanların, görmeden hissedenlerin ve hâlâ “gerçek” bir temas arayanların romanı.
HERKESİN KONUŞTUĞU BİR DÜNYADA, SESSİZ KALMAK BİR DİRENİŞ MİDİR?
Yedi Günlük Sessizlik, dijital gürültünün, görünür olma zorunluluğunun ve sürekli çevrimiçi olmanın ortasında, içedönük bir cesaret hikâyesi anlatıyor. Annesini kaybetmiş, babasıyla aynı evde ama bambaşka bir yalnızlıkta yaşayan Cem; kelimelerden çok bakışlarla, paylaşımlardan çok hatıralarla yaşayan bir genç. Sosyal medyaya mesafesi, onu çağın dışına iten bir eksiklik değil; aksine her şeyi daha net görmesini sağlayan bir duruş.
Bir parkta başlayan masum bir meydan okuma, yedi gün sürecek bir dijital sessizliğe dönüşür. Telefonlar kapatılır, hesaplar kilitlenir, maskeler düşer. Bildirimlerin sustuğu yerde, bastırılmış duygular, kırılgan ilişkiler ve herkesin kaçtığı gerçekler konuşmaya başlar. Peki sessizlik gerçekten iyileştirici midir, yoksa yüzleşmesi en zor olan şey midir?
Güneş Altunkaş, bu romanda çağımızın en büyük çelişkisini mercek altına alıyor: Bağlantı çağında derin bir yalnızlık. Aile, kayıp, aşk ve dijital bağımlılık temalarını iç içe geçirirken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor:
Gerçek hayattan ne zamandır bu kadar uzağız?
Yedi Günlük Sessizlik, susarak anlatanların, görmeden hissedenlerin ve hâlâ “gerçek” bir temas arayanların romanı.
Yedi Günlük Sessizlik, dijital gürültünün, görünür olma zorunluluğunun ve sürekli çevrimiçi olmanın ortasında, içedönük bir cesaret hikâyesi anlatıyor. Annesini kaybetmiş, babasıyla aynı evde ama bambaşka bir yalnızlıkta yaşayan Cem; kelimelerden çok bakışlarla, paylaşımlardan çok hatıralarla yaşayan bir genç. Sosyal medyaya mesafesi, onu çağın dışına iten bir eksiklik değil; aksine her şeyi daha net görmesini sağlayan bir duruş.
Bir parkta başlayan masum bir meydan okuma, yedi gün sürecek bir dijital sessizliğe dönüşür. Telefonlar kapatılır, hesaplar kilitlenir, maskeler düşer. Bildirimlerin sustuğu yerde, bastırılmış duygular, kırılgan ilişkiler ve herkesin kaçtığı gerçekler konuşmaya başlar. Peki sessizlik gerçekten iyileştirici midir, yoksa yüzleşmesi en zor olan şey midir?
Güneş Altunkaş, bu romanda çağımızın en büyük çelişkisini mercek altına alıyor: Bağlantı çağında derin bir yalnızlık. Aile, kayıp, aşk ve dijital bağımlılık temalarını iç içe geçirirken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor:
Gerçek hayattan ne zamandır bu kadar uzağız?
Yedi Günlük Sessizlik, susarak anlatanların, görmeden hissedenlerin ve hâlâ “gerçek” bir temas arayanların romanı.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.