#smrgKİTABEVİ Adlar Ağacı - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
136
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
162,80
Havale/EFT ile:
159,54
DİKKAT! Ön Sipariş Ürünüdür. 17.04.2026 tarihinde dağıtıma verilecektir.
1199259629
647352
https://www.simurgkitabevi.com/adlar-agaci-2026
Adlar Ağacı - 2026 #smrgKİTABEVİ
162.8
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu. Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı. Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı? Tek bildiğimiz, nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı. Erguvan rengi, onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu; katliamı, talanı, kırımı, sürgünü, kanı görmüş olmalıydı. Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu. Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı. Onu yaratan usta, starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi. Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti.” Salih Erol'un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor. Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor. Peşinden gidiyoruz. Ay, Helqîs Dağı'nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor, tüm uzakları siliyor. Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor. Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış, bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır. Kim bilir, belki de bir kurşun, karanlığı delip geçmiş, direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır.
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu. Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı. Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı? Tek bildiğimiz, nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı. Erguvan rengi, onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu; katliamı, talanı, kırımı, sürgünü, kanı görmüş olmalıydı. Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu. Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı. Onu yaratan usta, starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi. Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti.” Salih Erol'un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor. Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor. Peşinden gidiyoruz. Ay, Helqîs Dağı'nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor, tüm uzakları siliyor. Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor. Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış, bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır. Kim bilir, belki de bir kurşun, karanlığı delip geçmiş, direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.