Gerçekten Türk edebiyatında ‘günce', bir tür olarak, büyük ölçüde gelişmiş değildir. Oysa batılı yazarların çoğunun ‘günce' tuttuklarını biliyoruz: Vigny'den Andre Gide' e kadar bir çok yazarın ‘günce'leri var. Bizde ise bu türün ilk başarılı örneklerini Nurullah Ataç vermiştir. Dikkat edilirse‘günce' tutan iki yazarımız Ataç'la Akbal'ın, bir doğrultuda birleştikleri görülür. Ataç' da Akbal' da herşeyden önce birer ‘edebiyat adamı'dırlar. Edebiyatı yaşamın temel uğraşı edinmiş bu iki yazarımızın, küçük ve önemsiz ayrıntılara dayanan gündelik izlenimlerini bile bir edebiyatçı perspektifinden değerlendirmeleri, elbette kaçınılmaz olacaktı. Nitekim'Anılarda Görmek', kendisinin, toplumun ve çağının sorunlarına, herşeyden önce bir ‘ edebiyat adamı'nın soylu beğeni ölçüleriyle yaklaşan bir yazarın düşüncelerini dile getiriyor bize.(Arka kapaktan)
Gerçekten Türk edebiyatında ‘günce', bir tür olarak, büyük ölçüde gelişmiş değildir. Oysa batılı yazarların çoğunun ‘günce' tuttuklarını biliyoruz: Vigny'den Andre Gide' e kadar bir çok yazarın ‘günce'leri var. Bizde ise bu türün ilk başarılı örneklerini Nurullah Ataç vermiştir. Dikkat edilirse‘günce' tutan iki yazarımız Ataç'la Akbal'ın, bir doğrultuda birleştikleri görülür. Ataç' da Akbal' da herşeyden önce birer ‘edebiyat adamı'dırlar. Edebiyatı yaşamın temel uğraşı edinmiş bu iki yazarımızın, küçük ve önemsiz ayrıntılara dayanan gündelik izlenimlerini bile bir edebiyatçı perspektifinden değerlendirmeleri, elbette kaçınılmaz olacaktı. Nitekim'Anılarda Görmek', kendisinin, toplumun ve çağının sorunlarına, herşeyden önce bir ‘ edebiyat adamı'nın soylu beğeni ölçüleriyle yaklaşan bir yazarın düşüncelerini dile getiriyor bize.(Arka kapaktan)