#smrgKİTABEVİ Anna ve Kız Kardeşim -
Miguel, “Düşündüm,” dedi. “Ama sizi ölü olsaydınız da severdim.”
Fransız Akademisi'nin ilk kadın üyesi Marguerite Yourcenar'ın henüz 22 yaşındayken yazdığı, öykü yalınlığındaki romanı Anna, Kız Kardeşim, 16. yüzyılın sonunda, hummanın kol gezdiği ve Engizisyon gölgesindeki Napoli'de geçiyor.
Anna ile Miguel, baskıcı bir baba ve sevgi dolu bir anneyle büyürler. Aralarındaki derin ve tarif edilmesi güç bağ, aynı kaynaktan doğmuş iki ruhun gizli ve adı konmamış yakınlığıdır; zamanın sınırlarını aşacak kadar güçlü, bir o kadar da karmaşık. Bu bağ gün geçtikçe bastırılmış duyguların ve suskunluğun içinde derinleşir. Ölüm bile bu bağı sonlandırmaz; aksine onu daha derin ve geri dönülmez bir hale sürükler. Yas, kaçınılmaz gerçeklerle yüzleşmeye evrilir.
Artık hayattan bekleyeceği bir şey kalmadığından, ölümü kaçınılmaz bir son gibi kucaklıyordu. Hayatını nasıl yaşadıysa, ölümünü de öyle karşılayacağından emin olarak, mutluluktan hıçkıra hıçkıra ağlıyordu
Miguel, “Düşündüm,” dedi. “Ama sizi ölü olsaydınız da severdim.”
Fransız Akademisi'nin ilk kadın üyesi Marguerite Yourcenar'ın henüz 22 yaşındayken yazdığı, öykü yalınlığındaki romanı Anna, Kız Kardeşim, 16. yüzyılın sonunda, hummanın kol gezdiği ve Engizisyon gölgesindeki Napoli'de geçiyor.
Anna ile Miguel, baskıcı bir baba ve sevgi dolu bir anneyle büyürler. Aralarındaki derin ve tarif edilmesi güç bağ, aynı kaynaktan doğmuş iki ruhun gizli ve adı konmamış yakınlığıdır; zamanın sınırlarını aşacak kadar güçlü, bir o kadar da karmaşık. Bu bağ gün geçtikçe bastırılmış duyguların ve suskunluğun içinde derinleşir. Ölüm bile bu bağı sonlandırmaz; aksine onu daha derin ve geri dönülmez bir hale sürükler. Yas, kaçınılmaz gerçeklerle yüzleşmeye evrilir.
Artık hayattan bekleyeceği bir şey kalmadığından, ölümü kaçınılmaz bir son gibi kucaklıyordu. Hayatını nasıl yaşadıysa, ölümünü de öyle karşılayacağından emin olarak, mutluluktan hıçkıra hıçkıra ağlıyordu