#smrgKİTABEVİ Axisxaya Gelsene (Ahıska’ya Gelsene) -
Hämeşe Yordanize, şiirle ilk kendi hanesinde tanıştı. Andican'da, Ahıska'dan sürgün edilmiş Türklerin zaman zaman bir araya gelip vatan hasretlerini birbirleriyle paylaşmaları, milli kimliklerini muhafaza etme ve varlıklarını devam ettirme noktasında gelenek göreneklerine sahip çıkmaları, onda ana dili ve aidiyet bilincinin uyanmasında etkili oldu. Ahıska Türkçesiyle maniler, türküler, koşmalar, ninniler, ağıtlar dinledi, içindeki vatan aşkı sözcüklerden kor hâlini aldı. Özbekçe ve Rusça şiirlere de ilgi duyan Yordanize, bu çok dillilik ve kültürlülük ortamında okudu ve kendi kendini yetiştirdi. Uzun yıllar sadece okumakla yetinen şairin hayatı, geçirdiği ağır bir hastalıkla değişti. Eşinin ona bu süreçte verdiği maddî manevî destek, vatandan ayrılığın vermiş olduğu gariplik, kimsesizlik hissi, vatansızlık sebebiyle çocuklarının geleceklerini kuramama endişesi, Özbekistan Andican'dan kopuşla geçmişiyle bağının kesilmesi gibi pek çok şey, onu derin düşüncelere sevk etti. İçinde şiir yazma isteğinin uyanmasıyla 1996'da ilk eserlerini kaleme alan Hämeşe Hanım, başlangıçta yazdıklarını çevresinden sakladı; ancak bir zaman sonra yakınlarının farketmesiyle şiir yazdığını aşikar etti. Şiirlerinin okunup dinleyenlerce takdir toplamasıyla cesaretlenen şair, bu hususta gayretini daha da artırdı. Eserlerinden bir kısmı Veten, Bizim Ahıska gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı. Şiirlerini 2022'de “Axisxa Sürgüni (Şiyirler)” ve 2024'te “Ax Axisxam Can Axisxam” adıyla iki kitap olarak Türkiye'de neşretti. Bu şairin üçüncü şiir kitabı.
Şiirlerinin büyük bir kısmında, erkekleri II. Dünya Savaşında Ruslar için savaşırken can veren bir halkın, Ahıska Türklerinin sürgünde yaşadığı zulümleri, eziyetleri, kırgınları, perişanlıkları ve en önemlisi vatansızlıklarını, yersiz yurtsuz dünyanın her tarafına dağılmışlıklarını içten, duyarlı bir ana yüreğiyle ele almaktadır. Bu eserdeki şiirlerinin büyük bir kısmı vatan güzellemeleri, özlemleri, Ahıska Türklerinin acıları, kederleri ve geleceksizlikleri üzerine yazılmıştır. Bu durumla ilgili Hämeşe Hanım şunları dile getirmektedir:
“Ben veten hesreti çeken bir ana babanın qızıyım. Babam Hämid Turanov Aydınoğli Sakunet köwünde dünyáya gelmiş, sürgün yaşamiş bir insán. Bizim evde her gün, her saat veten hesreti, vetene dönmáx qonuşmasi olurdi. Her rahatlanmada, her yemek vaxti oraların gözellüği, havasi, bağ baxçasi qonuşulurdi. Sağluxta veten, suda veten, alduği nefes veten, biz bele böyüdux. Bu hesret, bu özlem bizi de derinden yaralamişti. Gená da mutliydux, ancax bir umud yurda dönmá hesretiynen yaşadux.”
Hämeşe Yordanize, şiirle ilk kendi hanesinde tanıştı. Andican'da, Ahıska'dan sürgün edilmiş Türklerin zaman zaman bir araya gelip vatan hasretlerini birbirleriyle paylaşmaları, milli kimliklerini muhafaza etme ve varlıklarını devam ettirme noktasında gelenek göreneklerine sahip çıkmaları, onda ana dili ve aidiyet bilincinin uyanmasında etkili oldu. Ahıska Türkçesiyle maniler, türküler, koşmalar, ninniler, ağıtlar dinledi, içindeki vatan aşkı sözcüklerden kor hâlini aldı. Özbekçe ve Rusça şiirlere de ilgi duyan Yordanize, bu çok dillilik ve kültürlülük ortamında okudu ve kendi kendini yetiştirdi. Uzun yıllar sadece okumakla yetinen şairin hayatı, geçirdiği ağır bir hastalıkla değişti. Eşinin ona bu süreçte verdiği maddî manevî destek, vatandan ayrılığın vermiş olduğu gariplik, kimsesizlik hissi, vatansızlık sebebiyle çocuklarının geleceklerini kuramama endişesi, Özbekistan Andican'dan kopuşla geçmişiyle bağının kesilmesi gibi pek çok şey, onu derin düşüncelere sevk etti. İçinde şiir yazma isteğinin uyanmasıyla 1996'da ilk eserlerini kaleme alan Hämeşe Hanım, başlangıçta yazdıklarını çevresinden sakladı; ancak bir zaman sonra yakınlarının farketmesiyle şiir yazdığını aşikar etti. Şiirlerinin okunup dinleyenlerce takdir toplamasıyla cesaretlenen şair, bu hususta gayretini daha da artırdı. Eserlerinden bir kısmı Veten, Bizim Ahıska gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı. Şiirlerini 2022'de “Axisxa Sürgüni (Şiyirler)” ve 2024'te “Ax Axisxam Can Axisxam” adıyla iki kitap olarak Türkiye'de neşretti. Bu şairin üçüncü şiir kitabı.
Şiirlerinin büyük bir kısmında, erkekleri II. Dünya Savaşında Ruslar için savaşırken can veren bir halkın, Ahıska Türklerinin sürgünde yaşadığı zulümleri, eziyetleri, kırgınları, perişanlıkları ve en önemlisi vatansızlıklarını, yersiz yurtsuz dünyanın her tarafına dağılmışlıklarını içten, duyarlı bir ana yüreğiyle ele almaktadır. Bu eserdeki şiirlerinin büyük bir kısmı vatan güzellemeleri, özlemleri, Ahıska Türklerinin acıları, kederleri ve geleceksizlikleri üzerine yazılmıştır. Bu durumla ilgili Hämeşe Hanım şunları dile getirmektedir:
“Ben veten hesreti çeken bir ana babanın qızıyım. Babam Hämid Turanov Aydınoğli Sakunet köwünde dünyáya gelmiş, sürgün yaşamiş bir insán. Bizim evde her gün, her saat veten hesreti, vetene dönmáx qonuşmasi olurdi. Her rahatlanmada, her yemek vaxti oraların gözellüği, havasi, bağ baxçasi qonuşulurdi. Sağluxta veten, suda veten, alduği nefes veten, biz bele böyüdux. Bu hesret, bu özlem bizi de derinden yaralamişti. Gená da mutliydux, ancax bir umud yurda dönmá hesretiynen yaşadux.”