#smrgKİTABEVİ Tilda Sevgilim Korkma! Biz Namuslu Yaşadık.: Yaşar Kemal ile Tilda Kemal’in Elli Yıllık Sevdası -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9,78625E+12
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
21x29
Sayfa Sayısı:
189
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
149,50
Havale/EFT ile:
146,51
1199270022
658229
https://www.simurgkitabevi.com/tilda-sevgilim-korkma-biz-namuslu-yasadik-yasar-kemal-ile-tilda-kemal-in-elli-yillik-sevdasi
Tilda Sevgilim Korkma! Biz Namuslu Yaşadık.: Yaşar Kemal ile Tilda Kemal’in Elli Yıllık Sevdası - #smrgKİTABEVİ
149.5
“Korkma, sakın korkma! Biz namuslu bir hayat sürdürdük.”
Ocak 2001'de, İstanbul'da bir hastane odasında Yaşar Kemal elli yıllık eşinin alnını öptü ve ona bu sözleri fısıldadı. Ama bu bir veda hikâyesi değil; o vedayı mümkün kılan yarım asrın hikâyesi.
Bir yanda piyano çalan, dört dili ana dili gibi konuşan İstanbullu Sefarad kızı Tilda; öbür yanda Çukurova'nın sazdan damlı bir köyünden çıkıp gelmiş, türkü söyleyen kekeme bir çocuk. Tarabya'da bir balık sofrasında başlayan sevdaları, Serencebey'de bir çini sobanın başında büyüdü, Maltepe'nin cezaevi duvarlarında sınandı, Stockholm'ün karlı sokaklarında yürüdü. Tilda; kocasının dağlarını, eşkıyalarını, bin boğalarını tek tek İngilizceye taşıdı; dünya Yaşar Kemal'i onun sesinden tanıdı ama o adını hep geri planda tuttu. Bugün Zincirlikuyu'da yan yana iki taşın altında yatıyorlar.
Bu kitap, bir büyük yazarın gölgesinde kalmış kadını ve onu “sırdaşım” diye anan adamı, kaynakların izinden giderek anlatıyor. Edebiyat tarihimizin en sessiz ve en derin aşkını...
Ocak 2001'de, İstanbul'da bir hastane odasında Yaşar Kemal elli yıllık eşinin alnını öptü ve ona bu sözleri fısıldadı. Ama bu bir veda hikâyesi değil; o vedayı mümkün kılan yarım asrın hikâyesi.
Bir yanda piyano çalan, dört dili ana dili gibi konuşan İstanbullu Sefarad kızı Tilda; öbür yanda Çukurova'nın sazdan damlı bir köyünden çıkıp gelmiş, türkü söyleyen kekeme bir çocuk. Tarabya'da bir balık sofrasında başlayan sevdaları, Serencebey'de bir çini sobanın başında büyüdü, Maltepe'nin cezaevi duvarlarında sınandı, Stockholm'ün karlı sokaklarında yürüdü. Tilda; kocasının dağlarını, eşkıyalarını, bin boğalarını tek tek İngilizceye taşıdı; dünya Yaşar Kemal'i onun sesinden tanıdı ama o adını hep geri planda tuttu. Bugün Zincirlikuyu'da yan yana iki taşın altında yatıyorlar.
Bu kitap, bir büyük yazarın gölgesinde kalmış kadını ve onu “sırdaşım” diye anan adamı, kaynakların izinden giderek anlatıyor. Edebiyat tarihimizin en sessiz ve en derin aşkını...
“Korkma, sakın korkma! Biz namuslu bir hayat sürdürdük.”
Ocak 2001'de, İstanbul'da bir hastane odasında Yaşar Kemal elli yıllık eşinin alnını öptü ve ona bu sözleri fısıldadı. Ama bu bir veda hikâyesi değil; o vedayı mümkün kılan yarım asrın hikâyesi.
Bir yanda piyano çalan, dört dili ana dili gibi konuşan İstanbullu Sefarad kızı Tilda; öbür yanda Çukurova'nın sazdan damlı bir köyünden çıkıp gelmiş, türkü söyleyen kekeme bir çocuk. Tarabya'da bir balık sofrasında başlayan sevdaları, Serencebey'de bir çini sobanın başında büyüdü, Maltepe'nin cezaevi duvarlarında sınandı, Stockholm'ün karlı sokaklarında yürüdü. Tilda; kocasının dağlarını, eşkıyalarını, bin boğalarını tek tek İngilizceye taşıdı; dünya Yaşar Kemal'i onun sesinden tanıdı ama o adını hep geri planda tuttu. Bugün Zincirlikuyu'da yan yana iki taşın altında yatıyorlar.
Bu kitap, bir büyük yazarın gölgesinde kalmış kadını ve onu “sırdaşım” diye anan adamı, kaynakların izinden giderek anlatıyor. Edebiyat tarihimizin en sessiz ve en derin aşkını...
Ocak 2001'de, İstanbul'da bir hastane odasında Yaşar Kemal elli yıllık eşinin alnını öptü ve ona bu sözleri fısıldadı. Ama bu bir veda hikâyesi değil; o vedayı mümkün kılan yarım asrın hikâyesi.
Bir yanda piyano çalan, dört dili ana dili gibi konuşan İstanbullu Sefarad kızı Tilda; öbür yanda Çukurova'nın sazdan damlı bir köyünden çıkıp gelmiş, türkü söyleyen kekeme bir çocuk. Tarabya'da bir balık sofrasında başlayan sevdaları, Serencebey'de bir çini sobanın başında büyüdü, Maltepe'nin cezaevi duvarlarında sınandı, Stockholm'ün karlı sokaklarında yürüdü. Tilda; kocasının dağlarını, eşkıyalarını, bin boğalarını tek tek İngilizceye taşıdı; dünya Yaşar Kemal'i onun sesinden tanıdı ama o adını hep geri planda tuttu. Bugün Zincirlikuyu'da yan yana iki taşın altında yatıyorlar.
Bu kitap, bir büyük yazarın gölgesinde kalmış kadını ve onu “sırdaşım” diye anan adamı, kaynakların izinden giderek anlatıyor. Edebiyat tarihimizin en sessiz ve en derin aşkını...
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.