#smrgKİTABEVİ Baba Eftim -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199262333
Boyut:
14x22
Sayfa Sayısı:
200
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
227,50
Havale/EFT ile: 222,95
1199262333
649964
Baba Eftim -
Baba Eftim - #smrgKİTABEVİ
227.5
“Anadolu'daki mücadele İstanbul Patrikhanesindekilerin iddia ettiği gibi Müslümanlık ve Hristiyanlık temelinde bir mücadele değildir. Mondros Mütarekesinin bir maddesine dayandırılarak savaşa dahi girmemiş bir devletin dünyanın gözbebeği olan bu toprakları işgal etmesine izin verenler bunun böyle olmadığını çok iyi görüyorlardır diye düşünüyorum. Açık seçik bellidir ki Anadolu'daki mücadele toprakları işgal edilen bir milletin, işgalcilerden vatanını kurtarma, istiklal ve hürriyetine yeniden kavuşma mücadelesidir. Bunun sadece Avrupa'da değil Dünya kamuoyunda da bilinmesi, öğrenilmesi elzemdir. Ben, ömrünü Hristiyanlık dinine vermiş, ruhban sınıfındaki bir Metropolitim. Ortodoks inancına sahip bir Türk'üm ve Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının ortaya koyduğu gücü kabul ediyor, onu destekliyorum. Sadece ben değil Anadolu'nun ortasında yaşayan Türk Ortodoksları da milli mücadeleyi desteklemektedir. Bu topraklarda bin yıldır birlikte yaşayan, bizlerin inancına hiçbir şekilde karışmayıp dinimizi değiştirmeden yaşamamızın yegâne sağlayıcısı, kendilerinin hiçbir hâli hoş görülmeyen ama sadece bize değil, bizim gibi Hristiyan olan Rum ve Ermenilere, Süryanilere ve daha birçoklarına müsamaha gösteren aziz Türk milletinin evlatlarıdır. Devletlerinin adı Selçuklu olmuş, Karamanoğlu olmuş, Devlet-i Aliye olmuş hiç fark etmeden bu müsamahalı davranışı sürdürmüşlerdir. Anadolu'da, Rumeli'de yaşayan bütün Hristiyanlar varlıklarını Türklere borçludurlar. Bunlar en bariz biçimde Müslümanlık ile Hristiyanlık arasında bir savaşın olmadığının delilidir! İstanbul Patrikhanesi bu güne kadar varlığını sürdürebildiyse, cemaati hayatını devam ettirebildiyse ve bunların üstüne bugün de böyle beyannameler neşredebiliyorsa bunlar Türklerin hakkaniyetli yönetimi yüzündendir. İstanbul Patrikhanesini yönetenler, başka milletlerin varlığını kabul edip kiliselerini oluşturmalarına izin verirken bizim Türk olmamız sebebiyle varlığımızı bile kabul etmeyip kendi dilini unutup Türkçe konuşan Rumlar olduğumuzu iddia etmekte, düşmanla savaşan Türk milletini ise arkadan vurmamız için her türlü casusla oyunlar oynamaktadır. Onların oyunlarına alet olmadığımızdan dolayı da iftiralar atmaktan kendilerini almamaktadırlar. Millet ile din kavramını kendilerine göre değerlendirerek bizim varlığımız yokmuş gibi davranmaktadırlar.” Türk Ortodoks Patrikliğini kuran, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tabiriyle; “Bu memlekete bir ordu kadar hizmet eden” Baba Eftim'in yaşadıklarının gerçek olaylara dayanarak roman kurgusuyla anlatıldığı bu eseri merakla okuyacak, öğrendikleriniz yüzünden belki de kafanızdaki pek çok fikri sorgulayacaksınız.
“Anadolu'daki mücadele İstanbul Patrikhanesindekilerin iddia ettiği gibi Müslümanlık ve Hristiyanlık temelinde bir mücadele değildir. Mondros Mütarekesinin bir maddesine dayandırılarak savaşa dahi girmemiş bir devletin dünyanın gözbebeği olan bu toprakları işgal etmesine izin verenler bunun böyle olmadığını çok iyi görüyorlardır diye düşünüyorum. Açık seçik bellidir ki Anadolu'daki mücadele toprakları işgal edilen bir milletin, işgalcilerden vatanını kurtarma, istiklal ve hürriyetine yeniden kavuşma mücadelesidir. Bunun sadece Avrupa'da değil Dünya kamuoyunda da bilinmesi, öğrenilmesi elzemdir. Ben, ömrünü Hristiyanlık dinine vermiş, ruhban sınıfındaki bir Metropolitim. Ortodoks inancına sahip bir Türk'üm ve Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının ortaya koyduğu gücü kabul ediyor, onu destekliyorum. Sadece ben değil Anadolu'nun ortasında yaşayan Türk Ortodoksları da milli mücadeleyi desteklemektedir. Bu topraklarda bin yıldır birlikte yaşayan, bizlerin inancına hiçbir şekilde karışmayıp dinimizi değiştirmeden yaşamamızın yegâne sağlayıcısı, kendilerinin hiçbir hâli hoş görülmeyen ama sadece bize değil, bizim gibi Hristiyan olan Rum ve Ermenilere, Süryanilere ve daha birçoklarına müsamaha gösteren aziz Türk milletinin evlatlarıdır. Devletlerinin adı Selçuklu olmuş, Karamanoğlu olmuş, Devlet-i Aliye olmuş hiç fark etmeden bu müsamahalı davranışı sürdürmüşlerdir. Anadolu'da, Rumeli'de yaşayan bütün Hristiyanlar varlıklarını Türklere borçludurlar. Bunlar en bariz biçimde Müslümanlık ile Hristiyanlık arasında bir savaşın olmadığının delilidir! İstanbul Patrikhanesi bu güne kadar varlığını sürdürebildiyse, cemaati hayatını devam ettirebildiyse ve bunların üstüne bugün de böyle beyannameler neşredebiliyorsa bunlar Türklerin hakkaniyetli yönetimi yüzündendir. İstanbul Patrikhanesini yönetenler, başka milletlerin varlığını kabul edip kiliselerini oluşturmalarına izin verirken bizim Türk olmamız sebebiyle varlığımızı bile kabul etmeyip kendi dilini unutup Türkçe konuşan Rumlar olduğumuzu iddia etmekte, düşmanla savaşan Türk milletini ise arkadan vurmamız için her türlü casusla oyunlar oynamaktadır. Onların oyunlarına alet olmadığımızdan dolayı da iftiralar atmaktan kendilerini almamaktadırlar. Millet ile din kavramını kendilerine göre değerlendirerek bizim varlığımız yokmuş gibi davranmaktadırlar.” Türk Ortodoks Patrikliğini kuran, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tabiriyle; “Bu memlekete bir ordu kadar hizmet eden” Baba Eftim'in yaşadıklarının gerçek olaylara dayanarak roman kurgusuyla anlatıldığı bu eseri merakla okuyacak, öğrendikleriniz yüzünden belki de kafanızdaki pek çok fikri sorgulayacaksınız.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat