#smrgSAHAF Biz Rakı İçeriz Rakının Geçmişi ve Bugünü - 2008

Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9789944044325
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
1&3
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199096443
Boyut:
14x24
Sayfa Sayısı:
216 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2008
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Kuşe
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199096443
482255
Biz Rakı İçeriz Rakının Geçmişi ve Bugünü -        2008
Biz Rakı İçeriz Rakının Geçmişi ve Bugünü - 2008 #smrgSAHAF
0
“İşi bilen düşü yaşar” sözü boşuna söylenmemiştir. Meyhane kültürünü gelenek ve görenekleriyle, jargonu ve ritüeliyle bilip düşü yaşamış olanlardan biri de hiç kuşkusuz ki merhum Ümit Deniz Bey idi. Salon ve sofra âdâbına kusursuz vakıf olan Ümit Bey, aynı zamanda zengin bir rakı kültürüne de sahipti. Bu nedenle yakasından kırmızı karanfilini eksik etmediği gibi, mendil cebinden de “rakı kadehi kılıflığı”nı eksik etmezdi. Rakı kılıflığı tığ örgüydü ve krem rengindeydi... ... Tekle duble arası bir ölçüsü vardı Ümit Bey'in. Tek parça buzu ve suyunu bilahâre ilave ettirirdi. Rakısı sunulduğu zaman, önce ayağa kalkar, sonra özenle kadehinin kılıfını geçirir, daha sonra da “Pembe ceketli çocuk, buz ile suyu ilâve ediver lütfen” derdi. O yıllarda Lâlezar Bar'da görevli barmenler pembe ceket giyerdi. Ceketinin düğmelerini ancak kadehten bir yudum aldıktan sonra açardı....

Bilindiği gibi, yeterince soğutularak içine soğuk su ilave edilen rakı, içim süresi içinde yoğunluğunu korurken, içine ilave edilen buzun erimesiyle lezzeti olumsuz yönde oldukça etkilenir. Hele kadehin dibinde kalan kısım kimi zaman içilmez hale gelir. Yani kadehten alınan ilk yudumlarla son yudumcuklar arasında büyük bir lezzet farkı ortaya çıkar. İşte bu sebeplerden dolayı kılıflıklar kullanılmaya başlanmış, böylece elin temasıyla buzun erimesinin az da olsa önlenmesi hedeflenmiş. Ayrıca kadehin görünümü de hoş bir hale getirilmiş. (Kitaptan)

“İşi bilen düşü yaşar” sözü boşuna söylenmemiştir. Meyhane kültürünü gelenek ve görenekleriyle, jargonu ve ritüeliyle bilip düşü yaşamış olanlardan biri de hiç kuşkusuz ki merhum Ümit Deniz Bey idi. Salon ve sofra âdâbına kusursuz vakıf olan Ümit Bey, aynı zamanda zengin bir rakı kültürüne de sahipti. Bu nedenle yakasından kırmızı karanfilini eksik etmediği gibi, mendil cebinden de “rakı kadehi kılıflığı”nı eksik etmezdi. Rakı kılıflığı tığ örgüydü ve krem rengindeydi... ... Tekle duble arası bir ölçüsü vardı Ümit Bey'in. Tek parça buzu ve suyunu bilahâre ilave ettirirdi. Rakısı sunulduğu zaman, önce ayağa kalkar, sonra özenle kadehinin kılıfını geçirir, daha sonra da “Pembe ceketli çocuk, buz ile suyu ilâve ediver lütfen” derdi. O yıllarda Lâlezar Bar'da görevli barmenler pembe ceket giyerdi. Ceketinin düğmelerini ancak kadehten bir yudum aldıktan sonra açardı....

Bilindiği gibi, yeterince soğutularak içine soğuk su ilave edilen rakı, içim süresi içinde yoğunluğunu korurken, içine ilave edilen buzun erimesiyle lezzeti olumsuz yönde oldukça etkilenir. Hele kadehin dibinde kalan kısım kimi zaman içilmez hale gelir. Yani kadehten alınan ilk yudumlarla son yudumcuklar arasında büyük bir lezzet farkı ortaya çıkar. İşte bu sebeplerden dolayı kılıflıklar kullanılmaya başlanmış, böylece elin temasıyla buzun erimesinin az da olsa önlenmesi hedeflenmiş. Ayrıca kadehin görünümü de hoş bir hale getirilmiş. (Kitaptan)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat