#smrgKİTABEVİ Diyaloglar : Otorite Çağında Hakikat Arayışı -
***
Adaletin prosedüre, ahlakın itaate, inancın kimliğe, yurttaşlığın sadakate indirgendiği bir çağda bu diyaloglar hazır cevaplar sunmaz. Aksine, Platon'un diyalog geleneğinden ilham alarak felsefeyi kürsüden indirir ve yeniden karşılıklı konuşmanın riskli ama özgür alanına taşır. Okuru düşüncenin seyircisi olmaktan çıkarır, tartışmanın sorumlusu hâline getirir.
Bugün insan kendini çoktan seçmeli bir dünyada yaşıyor sanıyor: Kimlikler, fikirler ve kanaatler hazır seçenekler hâlinde önümüze konuyor. Oysa seçeneklerin çokluğu özgürlük anlamına gelmez; bazen yalnızca önceden belirlenmiş cevaplardan birini işaretlememizi ister. Bu diyaloglar tam da bu noktada şu soruyu sorar: Seçtiğimizi sandığımız şeyler gerçekten bizim seçimimiz mi?
***
Bu kitap, ikna etmekten çok uyanmak ve uyandırmak isteyenler, kesinlik ile düşünce arasındaki farkı merak edenler ve “haklı olmak” yerine hakikate yaklaşmak isteyenler için yazıldı. Çünkü bazı çağlarda susmak tarafsızlık değil, teslimiyettir; düşünmek ise yalnızca bir entelektüel faaliyet değil, bir yurttaşlık sorumluluğudur.
***
Adaletin prosedüre, ahlakın itaate, inancın kimliğe, yurttaşlığın sadakate indirgendiği bir çağda bu diyaloglar hazır cevaplar sunmaz. Aksine, Platon'un diyalog geleneğinden ilham alarak felsefeyi kürsüden indirir ve yeniden karşılıklı konuşmanın riskli ama özgür alanına taşır. Okuru düşüncenin seyircisi olmaktan çıkarır, tartışmanın sorumlusu hâline getirir.
Bugün insan kendini çoktan seçmeli bir dünyada yaşıyor sanıyor: Kimlikler, fikirler ve kanaatler hazır seçenekler hâlinde önümüze konuyor. Oysa seçeneklerin çokluğu özgürlük anlamına gelmez; bazen yalnızca önceden belirlenmiş cevaplardan birini işaretlememizi ister. Bu diyaloglar tam da bu noktada şu soruyu sorar: Seçtiğimizi sandığımız şeyler gerçekten bizim seçimimiz mi?
***
Bu kitap, ikna etmekten çok uyanmak ve uyandırmak isteyenler, kesinlik ile düşünce arasındaki farkı merak edenler ve “haklı olmak” yerine hakikate yaklaşmak isteyenler için yazıldı. Çünkü bazı çağlarda susmak tarafsızlık değil, teslimiyettir; düşünmek ise yalnızca bir entelektüel faaliyet değil, bir yurttaşlık sorumluluğudur.