#smrgSAHAF Dönüşü Olmayan Yol - 1948
-Rica ederim buradan gidelim, dedi. Galiba bana birdenbire bir ihtiyarlık çöktü. Artık güzel kadınlara baktığım yok, güzellere gelince, onlar da kimseye bakmıyorlar. Plutus'un, yahut Ali Babanın mağarasında mıyız nedir; insan burada durdukça, kalbi bile şu şıkır şıkır sayılan altınlar gibi kaskatı kesilecek diye korkuyor.
Nisan ayının bu ılık, hoş ikindi vaktinde, çiçekli bahçeleri, denizi unutup Monte-Carlo'nun kumar salonlarına girmiştik. Orada her çehre -akıllı uslu bal ayı çiftlerinin ve keyif olsun diye başkalarının heyecanını gözlemekle kanaat eden bir kaç merakimin yüzü müstesna- her çehre, bilhassa yakıp kavurucu bir lüks aşkından, çabucak emeksizce elde edilen kuvvetli zevklerin tiryakiliğinden doğmuş türlü vakalar, sarsıntılarla dolu garip bir hayatı hülâsa eder. Burası, sözde vahşi hayvanların değil de; terbiye ile hırsları, yabanilikleri yatıştırılmış insanların seyredildiği bir yerdir. (Kitaptan)
-Rica ederim buradan gidelim, dedi. Galiba bana birdenbire bir ihtiyarlık çöktü. Artık güzel kadınlara baktığım yok, güzellere gelince, onlar da kimseye bakmıyorlar. Plutus'un, yahut Ali Babanın mağarasında mıyız nedir; insan burada durdukça, kalbi bile şu şıkır şıkır sayılan altınlar gibi kaskatı kesilecek diye korkuyor.
Nisan ayının bu ılık, hoş ikindi vaktinde, çiçekli bahçeleri, denizi unutup Monte-Carlo'nun kumar salonlarına girmiştik. Orada her çehre -akıllı uslu bal ayı çiftlerinin ve keyif olsun diye başkalarının heyecanını gözlemekle kanaat eden bir kaç merakimin yüzü müstesna- her çehre, bilhassa yakıp kavurucu bir lüks aşkından, çabucak emeksizce elde edilen kuvvetli zevklerin tiryakiliğinden doğmuş türlü vakalar, sarsıntılarla dolu garip bir hayatı hülâsa eder. Burası, sözde vahşi hayvanların değil de; terbiye ile hırsları, yabanilikleri yatıştırılmış insanların seyredildiği bir yerdir. (Kitaptan)