#smrgSAHAF Erken Modern Avrupa'da Yoksulluk ve Sapkınlık -

Basıldığı Matbaa:
G.M. Matbaacılık
Dizi Adı:
Avrupa 3
ISBN-10:
9786054238613
Stok Kodu:
1199137363
Boyut:
16x23
Sayfa Sayısı:
270 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2011
Çeviren:
Bengü Kurtege- Sefer
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199137363
523334
Erken Modern Avrupa'da Yoksulluk ve Sapkınlık -
Erken Modern Avrupa'da Yoksulluk ve Sapkınlık - #smrgSAHAF
0.00
Bu kitap, erken modern dönem boyunca yoksulluğun ve sosyal çarpıklığın veya başka bir deyişle kilisenin öğretilerine uymayan bir hayat yolunu seçmek durumunda kalanların öyküsünü sunmaya çalışıyor. Robert Jütte, yoksulların kendi dünyalarını nasıl şekillendirdiklerini ele alıyor ve nihai meyveleri XIX. yüzyılda ortaya çıkan sistemli sosyal yardım programlarının gelişmini inceliyor. Bireysel reformcuların ıslah edici rolleri hakkındaki geçmiş dönemlerinde görülen geleneksel vurgunun tersine, Profesör Jütte'nin araştırması, diğer pek çok çalışmadan farklı olarak yoksullara ve içinde yaşadıkları sosyal, komünal ilişkiler ağının karmaşıklığına çok daha yakından bakmaktadır. Yalnızca yoksulluk yardımı alarak geçinenlerin değil, mahrumiyet çekmesine rağmen bir şekilde hayatta kalmanın yolunu bulmuş olan çok daha geniş kitlelerin hayatlarını ve bu kişilerin belirli toplumlar içinde hayatta kalmak için hangi yollara başvurduklarını mercek altına almaktadır. Yoksulların burada anlatılan yaşamlarının üzerinden iki yüzyıldan uzun bir süre geçmiş olmasına karşın, konu önemini halen korumaktadır. Geçmişte yoksulların yaşamlarına damga vuran değişiklikler ile modern Avrupalıların davranış ve eylemleri arasında bir ilişki kurulabilir; zira Avrupa'nın refah devletlerinin temelleri onların tecrübeleri üzerine inşa edilmiştir. 1950'lerin ikinci yarısından başlayarak tarihçiler, ortaçağ ve erken modern Avrupa'daki davranışlar üzerine yaptıkları araştırmalarında, Avrupalıların beş yüz yıl önce şimdiki mirasçılarına kıyasla çok daha fazla şiddet içeren bir toplum oluşturduğunu ortaya koymuşlardır. Şiddet, erken modern dönemde kişiler arası ilişkilere dair söylemin bir parçasıydı. 1500'lerde, herhangi bir büyük şehre varmayı başaran Avrupalı seyyahlar derin bir "oh" çekiyorlardı. Şehirleri ayıran geniş kırsal alanlarda kol gezen haydutların, yağmacı askerlerin ve diğer tehlikeli tiplerin şiddetinden yakayı sıyırdıkları için belki de bir şükran duası mırıldanıyorlardı. Bu dönem kesinlikle şiddet dolu bir dönemdi, sezgileri kuvvetli bir Fransız tarihçisinin yazdığı gibi: Ölüm gibi, köyün tam ortasında yatan mezarlık gibi, şiddet de 15., 16. ve 17. yüzyıl yaşantısının kalbindeydi.
Bu kitap, erken modern dönem boyunca yoksulluğun ve sosyal çarpıklığın veya başka bir deyişle kilisenin öğretilerine uymayan bir hayat yolunu seçmek durumunda kalanların öyküsünü sunmaya çalışıyor. Robert Jütte, yoksulların kendi dünyalarını nasıl şekillendirdiklerini ele alıyor ve nihai meyveleri XIX. yüzyılda ortaya çıkan sistemli sosyal yardım programlarının gelişmini inceliyor. Bireysel reformcuların ıslah edici rolleri hakkındaki geçmiş dönemlerinde görülen geleneksel vurgunun tersine, Profesör Jütte'nin araştırması, diğer pek çok çalışmadan farklı olarak yoksullara ve içinde yaşadıkları sosyal, komünal ilişkiler ağının karmaşıklığına çok daha yakından bakmaktadır. Yalnızca yoksulluk yardımı alarak geçinenlerin değil, mahrumiyet çekmesine rağmen bir şekilde hayatta kalmanın yolunu bulmuş olan çok daha geniş kitlelerin hayatlarını ve bu kişilerin belirli toplumlar içinde hayatta kalmak için hangi yollara başvurduklarını mercek altına almaktadır. Yoksulların burada anlatılan yaşamlarının üzerinden iki yüzyıldan uzun bir süre geçmiş olmasına karşın, konu önemini halen korumaktadır. Geçmişte yoksulların yaşamlarına damga vuran değişiklikler ile modern Avrupalıların davranış ve eylemleri arasında bir ilişki kurulabilir; zira Avrupa'nın refah devletlerinin temelleri onların tecrübeleri üzerine inşa edilmiştir. 1950'lerin ikinci yarısından başlayarak tarihçiler, ortaçağ ve erken modern Avrupa'daki davranışlar üzerine yaptıkları araştırmalarında, Avrupalıların beş yüz yıl önce şimdiki mirasçılarına kıyasla çok daha fazla şiddet içeren bir toplum oluşturduğunu ortaya koymuşlardır. Şiddet, erken modern dönemde kişiler arası ilişkilere dair söylemin bir parçasıydı. 1500'lerde, herhangi bir büyük şehre varmayı başaran Avrupalı seyyahlar derin bir "oh" çekiyorlardı. Şehirleri ayıran geniş kırsal alanlarda kol gezen haydutların, yağmacı askerlerin ve diğer tehlikeli tiplerin şiddetinden yakayı sıyırdıkları için belki de bir şükran duası mırıldanıyorlardı. Bu dönem kesinlikle şiddet dolu bir dönemdi, sezgileri kuvvetli bir Fransız tarihçisinin yazdığı gibi: Ölüm gibi, köyün tam ortasında yatan mezarlık gibi, şiddet de 15., 16. ve 17. yüzyıl yaşantısının kalbindeydi.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat