#smrgKİTABEVİ II. Abdülhamid'in Haremi, Korkuları, Alışkanlıkları ve İstanbul Sosyetesi -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Osmanlı Tarihi
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199267343
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
352
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
292,50
Havale/EFT ile: 286,65
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199267343
655518
II. Abdülhamid'in Haremi, Korkuları, Alışkanlıkları ve İstanbul Sosyetesi -
II. Abdülhamid'in Haremi, Korkuları, Alışkanlıkları ve İstanbul Sosyetesi - #smrgKİTABEVİ
292.5
Dodd'un anlatısının merkezinde II. Abdülhamid'in saray mekânı içinde şekillenen kapalı ve kontrollü varlığı bulunur. Yıldız Sarayı'na giriş, Selamlık merasimi, özel kabul, saray ziyafetleri, tiyatro, ahırlar, hazine, kütüphane ve harem üzerinden ilerleyen anlatı, hükümdarı doğrudan gözlemlemekten çok onun çevresindeki davranış biçimlerini ve protokol düzenini görünür kılar. Dodd'un çizdiği Abdülhamid portresinde erişilmezlik, ihtiyat, dikkat ve zihinsel çeviklik belirleyicidir; hükümdarın kamusal görünürlüğü sıkı bir törensel çerçeveye bağlıyken saray dışındaki hayatı son derece sınırlı bir alan içinde tutulmaktadır. Eser ilerledikçe saray merkezinden İstanbul toplumuna doğru genişleyen bir gözlem alanı ortaya çıkar. Harem, saray kadınlarının gündelik hayatı, cariyelik ve kölelik, kadınların hukuki konumu, evlilik, mahremiyet ve İstanbul sosyetesi; Avrupa etkisinin Osmanlı toplumunda meydana getirdiği dönüşümle birlikte ele alınır. Dodd, özellikle saray kadınlarının sosyal ilişkiler, ziyaretler, müzikli toplantılar, geziler ve törenler aracılığıyla İstanbul sosyetesinin etkin bir parçası olduğunu aktarır; buna karşılık özel hayatın dışarıya karşı korunması, Türk toplumunun temel davranış kodlarından biri olarak sunulur. Son bölümde anlatının ağırlık merkezi II. Abdülhamid'in sarayından İstanbul'un tarihsel ve toplumsal dokusuna kayar. Pera ve Galata, eski ile yeni, yerli gelenek ile Avrupa etkisi ve farklı toplulukların bir arada yaşaması üzerinden değerlendirilirken İstanbul, siyasal olduğu kadar kültürel bir geçiş alanı olarak tasvir edilir. Dodd'un modernleşmeye ilişkin yaklaşımı bütünüyle Avrupa-merkezci bir üstünlük fikrine indirgenmez; Mustafa Hilmi Bey ve Sait Paşa gibi isimler üzerinden, geleneksel yapı ile modern bilgi arasında tedricî bir uzlaşmanın mümkün olabileceğini savunur. Bununla birlikte eserin Doğu-Batı karşıtlıklarını, dönemin Amerikan ve Avrupa seyahat edebiyatında yaygın olan oryantalist bakışın kavramlarıyla kurduğu da göz ardı edilemez. Nitekim çağdaş akademik değerlendirmeler de Dodd'un gözlemlerinin canlı ve ayrıntılı olmakla birlikte kendi döneminin kültürel bakışından bağımsız olmadığını vurgular.
Dodd'un anlatısının merkezinde II. Abdülhamid'in saray mekânı içinde şekillenen kapalı ve kontrollü varlığı bulunur. Yıldız Sarayı'na giriş, Selamlık merasimi, özel kabul, saray ziyafetleri, tiyatro, ahırlar, hazine, kütüphane ve harem üzerinden ilerleyen anlatı, hükümdarı doğrudan gözlemlemekten çok onun çevresindeki davranış biçimlerini ve protokol düzenini görünür kılar. Dodd'un çizdiği Abdülhamid portresinde erişilmezlik, ihtiyat, dikkat ve zihinsel çeviklik belirleyicidir; hükümdarın kamusal görünürlüğü sıkı bir törensel çerçeveye bağlıyken saray dışındaki hayatı son derece sınırlı bir alan içinde tutulmaktadır. Eser ilerledikçe saray merkezinden İstanbul toplumuna doğru genişleyen bir gözlem alanı ortaya çıkar. Harem, saray kadınlarının gündelik hayatı, cariyelik ve kölelik, kadınların hukuki konumu, evlilik, mahremiyet ve İstanbul sosyetesi; Avrupa etkisinin Osmanlı toplumunda meydana getirdiği dönüşümle birlikte ele alınır. Dodd, özellikle saray kadınlarının sosyal ilişkiler, ziyaretler, müzikli toplantılar, geziler ve törenler aracılığıyla İstanbul sosyetesinin etkin bir parçası olduğunu aktarır; buna karşılık özel hayatın dışarıya karşı korunması, Türk toplumunun temel davranış kodlarından biri olarak sunulur. Son bölümde anlatının ağırlık merkezi II. Abdülhamid'in sarayından İstanbul'un tarihsel ve toplumsal dokusuna kayar. Pera ve Galata, eski ile yeni, yerli gelenek ile Avrupa etkisi ve farklı toplulukların bir arada yaşaması üzerinden değerlendirilirken İstanbul, siyasal olduğu kadar kültürel bir geçiş alanı olarak tasvir edilir. Dodd'un modernleşmeye ilişkin yaklaşımı bütünüyle Avrupa-merkezci bir üstünlük fikrine indirgenmez; Mustafa Hilmi Bey ve Sait Paşa gibi isimler üzerinden, geleneksel yapı ile modern bilgi arasında tedricî bir uzlaşmanın mümkün olabileceğini savunur. Bununla birlikte eserin Doğu-Batı karşıtlıklarını, dönemin Amerikan ve Avrupa seyahat edebiyatında yaygın olan oryantalist bakışın kavramlarıyla kurduğu da göz ardı edilemez. Nitekim çağdaş akademik değerlendirmeler de Dodd'un gözlemlerinin canlı ve ayrıntılı olmakla birlikte kendi döneminin kültürel bakışından bağımsız olmadığını vurgular.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat