#smrgKİTABEVİ İnsanları Bağlama Sanatı : Bir Psikiyatriste, Akıl Hastanesine ve Hayatın Acı Bir Şiir Olmasına Dair - 2026
Editör:
Rukiye Yıldız
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
9786255634481
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
212
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Hande Kınacı
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
206,50
Havale/EFT ile:
202,37
1199257180
644796
https://www.simurgkitabevi.com/insanlari-baglama-sanati-bir-psikiyatriste-akil-hastanesine-ve-hayatin-aci-bir-siir-olmasina-dair-2026
İnsanları Bağlama Sanatı : Bir Psikiyatriste, Akıl Hastanesine ve Hayatın Acı Bir Şiir Olmasına Dair - 2026 #smrgKİTABEVİ
206.50
Bazen insanları iyileştirmek mümkün değildir ama onlarla kalmak mümkündür. İtalyan psikiyatr Paolo Milone, kırk yıla yaklaşan meslek hayatı boyunca akıl hastanesinin kapalı kapıları ardında birikenleri bu kitapta anlatıyor. İnsanları Bağlama Sanatı yalnızca hastaların değil, doktorların da kırıldığı, yorulduğu ve sessizce dönüştüğü bir dünyanın içinden yazılmış sarsıcı bir tanıklık. Bu kitap, “akıl hastalığı”nı açıklamaya çalışan bir metin değil. Aksine, akıl hastanesini - tüm çelişkileri, etik ikilemleri ve insani ağırlığıyla - olduğu gibi gösteren edebi bir anlatı. Milone, psikiyatride uygulanan “bağlama” pratiğini yalnızca fiziksel bir müdahale olarak değil; güç, korku, sorumluluk ve vicdanla örülü karmaşık bir ilişki biçimi olarak ele alıyor. Kimi zaman bir hastayı yatağa bağlamak gerekir; kimi zaman da insanı hayata bağlayan tek şey, onunla aynı odada kalabilmektir.
Akıl Hastanesinde Herkes Kırılgandır
Kısa ama yoğun bölümlerden oluşan bu kitapta, bir psikiyatri servisinin gündelik hayatı; hastalar, hemşireler, doktorlar ve anlatıcının kendisi aracılığıyla görünür hale geliyor. Her hikaye, delilikle normallik arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu hatırlatıyor. Milone'un anlatısında kimse “uzaktan” izlenmiyor: Okur o servisin içine, o kararların tam ortasına çekiliyor. İnsanları Bağlama Sanatı, tıbbi bir raporun soğukluğundan uzak; şiire yaklaşan bir dille yazılmış. Yer yer sert, yer yer şefkatli ama her zaman dürüst. Yazar, psikiyatrinin gücünü yüceltmiyor; tam tersine, sınırlarını gösteriyor. İyileştirmenin mümkün olmadığı anlarda bile insan kalabilmenin ne demek olduğunu soruyor.
Delilik ile Normallik Arasında İnce Bir Çizgi
Bu kitap aynı zamanda, çağımızda “normal” sayılan hayatın ne kadar kırılgan olduğunu da fısıldıyor. Akıl hastanesinde yaşananların dışarıdaki hayattan bütünüyle ayrı olmadığını; korkunun, yalnızlığın, utancın ve çaresizliğin hepimize ait olduğunu hatırlatıyor. Okuru yalnızca hastalarla değil, kendi kırılganlığıyla da yüzleştiriyor.
Paolo Milone'un kaleminden çıkan bu güçlü metin, psikiyatriye ilgi duyanların yanı sıra; edebi kurgudışı, anı ve deneme türünü seven herkes için çarpıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Oliver Sacks'ın insani yaklaşımını, Annie Ernaux'nun çıplak dürüstlüğünü ve şiirsel bir anlatı dilini seven okurlar için kaçırılmayacak bir kitap.
İnsanları Bağlama Sanatı, cevaplar vermekten çok doğru sorular soran, okurun zihninde uzun süre kalacak bir kitap. Çünkü bazı hayatlar iyileşmez ama anlatılmayı hak eder.
“Cesur ve derin; bu kitap kalbinizi kıracak ama aynı zamanda onu yeniden ayağa kaldıracak.”
-Il Fatto Quotidiano
Akıl Hastanesinde Herkes Kırılgandır
Kısa ama yoğun bölümlerden oluşan bu kitapta, bir psikiyatri servisinin gündelik hayatı; hastalar, hemşireler, doktorlar ve anlatıcının kendisi aracılığıyla görünür hale geliyor. Her hikaye, delilikle normallik arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu hatırlatıyor. Milone'un anlatısında kimse “uzaktan” izlenmiyor: Okur o servisin içine, o kararların tam ortasına çekiliyor. İnsanları Bağlama Sanatı, tıbbi bir raporun soğukluğundan uzak; şiire yaklaşan bir dille yazılmış. Yer yer sert, yer yer şefkatli ama her zaman dürüst. Yazar, psikiyatrinin gücünü yüceltmiyor; tam tersine, sınırlarını gösteriyor. İyileştirmenin mümkün olmadığı anlarda bile insan kalabilmenin ne demek olduğunu soruyor.
Delilik ile Normallik Arasında İnce Bir Çizgi
Bu kitap aynı zamanda, çağımızda “normal” sayılan hayatın ne kadar kırılgan olduğunu da fısıldıyor. Akıl hastanesinde yaşananların dışarıdaki hayattan bütünüyle ayrı olmadığını; korkunun, yalnızlığın, utancın ve çaresizliğin hepimize ait olduğunu hatırlatıyor. Okuru yalnızca hastalarla değil, kendi kırılganlığıyla da yüzleştiriyor.
Paolo Milone'un kaleminden çıkan bu güçlü metin, psikiyatriye ilgi duyanların yanı sıra; edebi kurgudışı, anı ve deneme türünü seven herkes için çarpıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Oliver Sacks'ın insani yaklaşımını, Annie Ernaux'nun çıplak dürüstlüğünü ve şiirsel bir anlatı dilini seven okurlar için kaçırılmayacak bir kitap.
İnsanları Bağlama Sanatı, cevaplar vermekten çok doğru sorular soran, okurun zihninde uzun süre kalacak bir kitap. Çünkü bazı hayatlar iyileşmez ama anlatılmayı hak eder.
“Cesur ve derin; bu kitap kalbinizi kıracak ama aynı zamanda onu yeniden ayağa kaldıracak.”
-Il Fatto Quotidiano
Bazen insanları iyileştirmek mümkün değildir ama onlarla kalmak mümkündür. İtalyan psikiyatr Paolo Milone, kırk yıla yaklaşan meslek hayatı boyunca akıl hastanesinin kapalı kapıları ardında birikenleri bu kitapta anlatıyor. İnsanları Bağlama Sanatı yalnızca hastaların değil, doktorların da kırıldığı, yorulduğu ve sessizce dönüştüğü bir dünyanın içinden yazılmış sarsıcı bir tanıklık. Bu kitap, “akıl hastalığı”nı açıklamaya çalışan bir metin değil. Aksine, akıl hastanesini - tüm çelişkileri, etik ikilemleri ve insani ağırlığıyla - olduğu gibi gösteren edebi bir anlatı. Milone, psikiyatride uygulanan “bağlama” pratiğini yalnızca fiziksel bir müdahale olarak değil; güç, korku, sorumluluk ve vicdanla örülü karmaşık bir ilişki biçimi olarak ele alıyor. Kimi zaman bir hastayı yatağa bağlamak gerekir; kimi zaman da insanı hayata bağlayan tek şey, onunla aynı odada kalabilmektir.
Akıl Hastanesinde Herkes Kırılgandır
Kısa ama yoğun bölümlerden oluşan bu kitapta, bir psikiyatri servisinin gündelik hayatı; hastalar, hemşireler, doktorlar ve anlatıcının kendisi aracılığıyla görünür hale geliyor. Her hikaye, delilikle normallik arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu hatırlatıyor. Milone'un anlatısında kimse “uzaktan” izlenmiyor: Okur o servisin içine, o kararların tam ortasına çekiliyor. İnsanları Bağlama Sanatı, tıbbi bir raporun soğukluğundan uzak; şiire yaklaşan bir dille yazılmış. Yer yer sert, yer yer şefkatli ama her zaman dürüst. Yazar, psikiyatrinin gücünü yüceltmiyor; tam tersine, sınırlarını gösteriyor. İyileştirmenin mümkün olmadığı anlarda bile insan kalabilmenin ne demek olduğunu soruyor.
Delilik ile Normallik Arasında İnce Bir Çizgi
Bu kitap aynı zamanda, çağımızda “normal” sayılan hayatın ne kadar kırılgan olduğunu da fısıldıyor. Akıl hastanesinde yaşananların dışarıdaki hayattan bütünüyle ayrı olmadığını; korkunun, yalnızlığın, utancın ve çaresizliğin hepimize ait olduğunu hatırlatıyor. Okuru yalnızca hastalarla değil, kendi kırılganlığıyla da yüzleştiriyor.
Paolo Milone'un kaleminden çıkan bu güçlü metin, psikiyatriye ilgi duyanların yanı sıra; edebi kurgudışı, anı ve deneme türünü seven herkes için çarpıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Oliver Sacks'ın insani yaklaşımını, Annie Ernaux'nun çıplak dürüstlüğünü ve şiirsel bir anlatı dilini seven okurlar için kaçırılmayacak bir kitap.
İnsanları Bağlama Sanatı, cevaplar vermekten çok doğru sorular soran, okurun zihninde uzun süre kalacak bir kitap. Çünkü bazı hayatlar iyileşmez ama anlatılmayı hak eder.
“Cesur ve derin; bu kitap kalbinizi kıracak ama aynı zamanda onu yeniden ayağa kaldıracak.”
-Il Fatto Quotidiano
Akıl Hastanesinde Herkes Kırılgandır
Kısa ama yoğun bölümlerden oluşan bu kitapta, bir psikiyatri servisinin gündelik hayatı; hastalar, hemşireler, doktorlar ve anlatıcının kendisi aracılığıyla görünür hale geliyor. Her hikaye, delilikle normallik arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu hatırlatıyor. Milone'un anlatısında kimse “uzaktan” izlenmiyor: Okur o servisin içine, o kararların tam ortasına çekiliyor. İnsanları Bağlama Sanatı, tıbbi bir raporun soğukluğundan uzak; şiire yaklaşan bir dille yazılmış. Yer yer sert, yer yer şefkatli ama her zaman dürüst. Yazar, psikiyatrinin gücünü yüceltmiyor; tam tersine, sınırlarını gösteriyor. İyileştirmenin mümkün olmadığı anlarda bile insan kalabilmenin ne demek olduğunu soruyor.
Delilik ile Normallik Arasında İnce Bir Çizgi
Bu kitap aynı zamanda, çağımızda “normal” sayılan hayatın ne kadar kırılgan olduğunu da fısıldıyor. Akıl hastanesinde yaşananların dışarıdaki hayattan bütünüyle ayrı olmadığını; korkunun, yalnızlığın, utancın ve çaresizliğin hepimize ait olduğunu hatırlatıyor. Okuru yalnızca hastalarla değil, kendi kırılganlığıyla da yüzleştiriyor.
Paolo Milone'un kaleminden çıkan bu güçlü metin, psikiyatriye ilgi duyanların yanı sıra; edebi kurgudışı, anı ve deneme türünü seven herkes için çarpıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Oliver Sacks'ın insani yaklaşımını, Annie Ernaux'nun çıplak dürüstlüğünü ve şiirsel bir anlatı dilini seven okurlar için kaçırılmayacak bir kitap.
İnsanları Bağlama Sanatı, cevaplar vermekten çok doğru sorular soran, okurun zihninde uzun süre kalacak bir kitap. Çünkü bazı hayatlar iyileşmez ama anlatılmayı hak eder.
“Cesur ve derin; bu kitap kalbinizi kıracak ama aynı zamanda onu yeniden ayağa kaldıracak.”
-Il Fatto Quotidiano
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.