#smrgKİTABEVİ İran Meşrutiyeti'nin Panoraması: Ahundzade, Melkum Han, Sipahsalar, Settar Han, Bakır Han, Tabatabai ve Behbahani - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199261868
Boyut:
15x21
Sayfa Sayısı:
168
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
184,00
Havale/EFT ile: 180,32
1199261868
649471
İran Meşrutiyeti'nin Panoraması: Ahundzade, Melkum Han, Sipahsalar, Settar Han, Bakır Han, Tabatabai ve Behbahani -        2026
İran Meşrutiyeti'nin Panoraması: Ahundzade, Melkum Han, Sipahsalar, Settar Han, Bakır Han, Tabatabai ve Behbahani - 2026 #smrgKİTABEVİ
184
İran Meşrutiyet Hareketi, Kaçar monarşisinde şahın yetkilerini parlamentoyla sınırlamak ve bireysel özgürlük, yargı adaleti ve hukukun üstünlüğü söylemiyle bir dizi olaylar bütünü şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu süreçte İngiltere ve mason localarının yönlendirmesiyle iktisadi, askerî, hukuki aksaklıkların ve kıtlığın ilacı olarak meşrutiyet gösterilmiş, neticede siyasi idare yıpratılmış bir şekilde Birinci Dünya Savaşı'na sürükletilmiş ve İran, İngiltere tarafından işgal edilmiştir. Meşrutiyetin maddi refah getireceğine, demokrasi ile bireysel özgürlüklerin teminat altına alınacağına, otoriter yönetimden milletin yönetimine geçileceğine inandırılan ve İngiltere'nin İran'daki elçiliğinin kapısında makam bekleyen bir kısım insanlar, meşrutiyetin ilanından sonra kendilerine vadedilenlerin gerçekleşmediğini görünce işin farkına varmışlarsa da bir fayda sağlamamış, ülkelerinin bağımsızlığının elden çıkışını seyretmişlerdir. Bu dönemdeki devlet idarecilerinin basiretsizliği, beceriksizliği, İngiliz siyonizminin İran'da yapmak istediğini fark edememeleri veya etmemeleri, meşrutiyet sürecini işgale doğru adım adım götürmüştür. Mason localarının değirmenine koşar adımlarla su taşıyanlar, hukuk ve özgürlük yerine İngilizlerin menfaat bekçiliğini yapacak olan Rıza Mirpençe (Pehlevi) idaresini karşılarında bulmuşlardır. İngiltere ve mason locaları tarafından bir tuzak olarak tezgâhlanan meşrutiyet süreci, Feth Ali Şah döneminde Tebriz Valisi Şehzade Abbas Mirza tarafından Avrupa'ya gönderilmeye başlanan devlet adamlarının ülkelerine dönüşleriyle başlamıştır. Batıdaki askerî ve teknik gelişmeleri öğrenmek için gönderilen devlet adamları, esas işlerinin yerine mason localarında onurlarına düzenlenen gece eğlencelerinde günlerini geçirmiş, gündüzleri de bazı büyük fabrikalar, limanlar ve büyük şatolar gezdirilerek geri kalmışlık psikolojisi beyinlerine işlenmiş, İslam'ın ilerlemeye engel olduğu telkin edilmiştir. Avrupa'dan bu düşüncelerle dönen bu kesim, Müslüman halkı, Batı reformlarına açık hâle getirmeye ve dönüştürmeye çalışmıştır. Gizli mahfillerde kendilerine söylenen bireysel özgürlük, kanun-ı esasi, meşrutiyet söylemlerini ülkelerinin içerisinde bulunduğu kıtlığın ilacı olarak terennüm eden bu insanlar, Behbahani ve Tabatabai gibi bazı orta hâlli ulemayı da buna inandırmışlardır. Yaşanan tüm bu süreci eserinde değerlendiren Yılmaz Karadeniz; Ahundzâde, Melkum Han, Sipahsalar, Settar Han, Bakır Han, Tabatabai ve Behbahani gibi dönemin önemli simalarının faaliyetleri üzerinden İran Meşrutiyeti'nin bir panoramasını çizmektedir.
İran Meşrutiyet Hareketi, Kaçar monarşisinde şahın yetkilerini parlamentoyla sınırlamak ve bireysel özgürlük, yargı adaleti ve hukukun üstünlüğü söylemiyle bir dizi olaylar bütünü şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu süreçte İngiltere ve mason localarının yönlendirmesiyle iktisadi, askerî, hukuki aksaklıkların ve kıtlığın ilacı olarak meşrutiyet gösterilmiş, neticede siyasi idare yıpratılmış bir şekilde Birinci Dünya Savaşı'na sürükletilmiş ve İran, İngiltere tarafından işgal edilmiştir. Meşrutiyetin maddi refah getireceğine, demokrasi ile bireysel özgürlüklerin teminat altına alınacağına, otoriter yönetimden milletin yönetimine geçileceğine inandırılan ve İngiltere'nin İran'daki elçiliğinin kapısında makam bekleyen bir kısım insanlar, meşrutiyetin ilanından sonra kendilerine vadedilenlerin gerçekleşmediğini görünce işin farkına varmışlarsa da bir fayda sağlamamış, ülkelerinin bağımsızlığının elden çıkışını seyretmişlerdir. Bu dönemdeki devlet idarecilerinin basiretsizliği, beceriksizliği, İngiliz siyonizminin İran'da yapmak istediğini fark edememeleri veya etmemeleri, meşrutiyet sürecini işgale doğru adım adım götürmüştür. Mason localarının değirmenine koşar adımlarla su taşıyanlar, hukuk ve özgürlük yerine İngilizlerin menfaat bekçiliğini yapacak olan Rıza Mirpençe (Pehlevi) idaresini karşılarında bulmuşlardır. İngiltere ve mason locaları tarafından bir tuzak olarak tezgâhlanan meşrutiyet süreci, Feth Ali Şah döneminde Tebriz Valisi Şehzade Abbas Mirza tarafından Avrupa'ya gönderilmeye başlanan devlet adamlarının ülkelerine dönüşleriyle başlamıştır. Batıdaki askerî ve teknik gelişmeleri öğrenmek için gönderilen devlet adamları, esas işlerinin yerine mason localarında onurlarına düzenlenen gece eğlencelerinde günlerini geçirmiş, gündüzleri de bazı büyük fabrikalar, limanlar ve büyük şatolar gezdirilerek geri kalmışlık psikolojisi beyinlerine işlenmiş, İslam'ın ilerlemeye engel olduğu telkin edilmiştir. Avrupa'dan bu düşüncelerle dönen bu kesim, Müslüman halkı, Batı reformlarına açık hâle getirmeye ve dönüştürmeye çalışmıştır. Gizli mahfillerde kendilerine söylenen bireysel özgürlük, kanun-ı esasi, meşrutiyet söylemlerini ülkelerinin içerisinde bulunduğu kıtlığın ilacı olarak terennüm eden bu insanlar, Behbahani ve Tabatabai gibi bazı orta hâlli ulemayı da buna inandırmışlardır. Yaşanan tüm bu süreci eserinde değerlendiren Yılmaz Karadeniz; Ahundzâde, Melkum Han, Sipahsalar, Settar Han, Bakır Han, Tabatabai ve Behbahani gibi dönemin önemli simalarının faaliyetleri üzerinden İran Meşrutiyeti'nin bir panoramasını çizmektedir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat