#smrgKİTABEVİ İstanbul Adaları -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
216
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
195,00
Havale/EFT ile:
191,10
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199264818
652502
https://www.simurgkitabevi.com/istanbul-adalari-2
İstanbul Adaları - #smrgKİTABEVİ
195
Gustave Schlumberger'in İstanbul Adaları, İstanbul'un Prens Adaları ile Blakhernai (Ayvansaray) bölgesindeki Bizans mirasını tarihî kaynaklar ve yerinde gözlemler eşliğinde ele alan bir gezi ve tarih incelemesidir. Yazar, adaların doğal güzelliklerini anlatırken bunların Bizans dönemindeki sürgünler, manastırlar ve saray entrikalarıyla şekillenen geçmişini ayrıntılarıyla bizlere aktarır.
Eserin ilk bölümünde Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada'nın tarihî gelişimi anlatılır; tahttan indirilen imparatorların, imparatoriçelerin ve devlet adamlarının sürgün hayatları Bizans kronikleri ışığında yeniden canlandırılır. Romanos Lekapenos, Mihail Rangabe ve Romanos Diogenes gibi hükümdarların dramatik yaşam öyküleri üzerinden Bizans'ın iktidar mücadeleleri, dinî hayatı ve saray siyaseti işlenir.
Kitabın ikinci bölümünde ise Blakhernai'deki Meryem Ana Kilisesi ile Tekfur Sarayı'nın mimarisi, tarihî önemi ve ayakta kalan kalıntıları incelenir. Schlumberger, hem tarihçi hem de gezgin kimliğiyle İstanbul'un unutulmuş Bizans mirasını belgeleyerek, şehrin hem Osmanlı hem de Doğu Roma geçmişinin canlı bir tanığı olduğunu gösterir.
Eserin ilk bölümünde Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada'nın tarihî gelişimi anlatılır; tahttan indirilen imparatorların, imparatoriçelerin ve devlet adamlarının sürgün hayatları Bizans kronikleri ışığında yeniden canlandırılır. Romanos Lekapenos, Mihail Rangabe ve Romanos Diogenes gibi hükümdarların dramatik yaşam öyküleri üzerinden Bizans'ın iktidar mücadeleleri, dinî hayatı ve saray siyaseti işlenir.
Kitabın ikinci bölümünde ise Blakhernai'deki Meryem Ana Kilisesi ile Tekfur Sarayı'nın mimarisi, tarihî önemi ve ayakta kalan kalıntıları incelenir. Schlumberger, hem tarihçi hem de gezgin kimliğiyle İstanbul'un unutulmuş Bizans mirasını belgeleyerek, şehrin hem Osmanlı hem de Doğu Roma geçmişinin canlı bir tanığı olduğunu gösterir.
Gustave Schlumberger'in İstanbul Adaları, İstanbul'un Prens Adaları ile Blakhernai (Ayvansaray) bölgesindeki Bizans mirasını tarihî kaynaklar ve yerinde gözlemler eşliğinde ele alan bir gezi ve tarih incelemesidir. Yazar, adaların doğal güzelliklerini anlatırken bunların Bizans dönemindeki sürgünler, manastırlar ve saray entrikalarıyla şekillenen geçmişini ayrıntılarıyla bizlere aktarır.
Eserin ilk bölümünde Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada'nın tarihî gelişimi anlatılır; tahttan indirilen imparatorların, imparatoriçelerin ve devlet adamlarının sürgün hayatları Bizans kronikleri ışığında yeniden canlandırılır. Romanos Lekapenos, Mihail Rangabe ve Romanos Diogenes gibi hükümdarların dramatik yaşam öyküleri üzerinden Bizans'ın iktidar mücadeleleri, dinî hayatı ve saray siyaseti işlenir.
Kitabın ikinci bölümünde ise Blakhernai'deki Meryem Ana Kilisesi ile Tekfur Sarayı'nın mimarisi, tarihî önemi ve ayakta kalan kalıntıları incelenir. Schlumberger, hem tarihçi hem de gezgin kimliğiyle İstanbul'un unutulmuş Bizans mirasını belgeleyerek, şehrin hem Osmanlı hem de Doğu Roma geçmişinin canlı bir tanığı olduğunu gösterir.
Eserin ilk bölümünde Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada'nın tarihî gelişimi anlatılır; tahttan indirilen imparatorların, imparatoriçelerin ve devlet adamlarının sürgün hayatları Bizans kronikleri ışığında yeniden canlandırılır. Romanos Lekapenos, Mihail Rangabe ve Romanos Diogenes gibi hükümdarların dramatik yaşam öyküleri üzerinden Bizans'ın iktidar mücadeleleri, dinî hayatı ve saray siyaseti işlenir.
Kitabın ikinci bölümünde ise Blakhernai'deki Meryem Ana Kilisesi ile Tekfur Sarayı'nın mimarisi, tarihî önemi ve ayakta kalan kalıntıları incelenir. Schlumberger, hem tarihçi hem de gezgin kimliğiyle İstanbul'un unutulmuş Bizans mirasını belgeleyerek, şehrin hem Osmanlı hem de Doğu Roma geçmişinin canlı bir tanığı olduğunu gösterir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.