#smrgKİTABEVİ Kendimle İktisadi Söyleşi-1 - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786253928216
Hazırlayan:
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
117
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
225,00
Havale/EFT ile:
220,50
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199258547
646209
https://www.simurgkitabevi.com/kendimle-iktisadi-soylesi-1-2026
Kendimle İktisadi Söyleşi-1 - 2026 #smrgKİTABEVİ
225
İnsan, çoğu zaman farkında olmadan kendi kendisiyle bir iç diyalog yürütür. Bu iç konuşma, genellikle sessiz biçimde gerçekleşir ve düşünme olarak adlandırılır. Zihnin, karşılaştığı sorunları an-lamlandırma, tartma ve muhasebe etme süreci büyük ölçüde bu sessiz diyalog üzerinden işler. Zaman zaman bu iç konuşmanın sesli hâle gelmesi ise toplumsal algı açısından farklı anlamlar yüklenmesine yol açabilmektedir.
Akademik ortamda bu durum daha görünür hâle gelir. Özellikle doktora çalışmaları sırasında, araştırma sürecinin doğası gereği, bireyin sürekli olarak varsayımlarını sorguladığı, argümanlarını sınadığı ve kendi kendisiyle tartıştığı gözlemlenir. Bu bağlamda, doktora sınıflarında kendi kendine konuşan araştırmacılara rastlanması şaşırtıcı değildir. Zira bilimsel üretim, büyük ölçüde içsel bir sorgulama ve eleştirel muhasebe sürecine dayanır.
Ne var ki gündelik dilde kendi kendine konuşma çoğu zaman olumsuz çağrışımlarla ilişkilendirilir ve irrasyonel bir davranış ola-rak etiketlenir. Oysa bilimsel düşüncenin ilerlemesi, yerleşik kabulleri sorgulayan, alışılagelmiş kalıpların dışına çıkabilen ve gerektiğinde yalnızca kendi sorularıyla meşgul olabilen bireylerin varlığına bağlıdır. Bu anlamda, “kendi kendine konuşma” olarak nitelendirilen davranış, bilimsel yaratıcılığın ve entelektüel derin-liğin doğal bir yansıması olarak da okunabilir.
Akademik ortamda bu durum daha görünür hâle gelir. Özellikle doktora çalışmaları sırasında, araştırma sürecinin doğası gereği, bireyin sürekli olarak varsayımlarını sorguladığı, argümanlarını sınadığı ve kendi kendisiyle tartıştığı gözlemlenir. Bu bağlamda, doktora sınıflarında kendi kendine konuşan araştırmacılara rastlanması şaşırtıcı değildir. Zira bilimsel üretim, büyük ölçüde içsel bir sorgulama ve eleştirel muhasebe sürecine dayanır.
Ne var ki gündelik dilde kendi kendine konuşma çoğu zaman olumsuz çağrışımlarla ilişkilendirilir ve irrasyonel bir davranış ola-rak etiketlenir. Oysa bilimsel düşüncenin ilerlemesi, yerleşik kabulleri sorgulayan, alışılagelmiş kalıpların dışına çıkabilen ve gerektiğinde yalnızca kendi sorularıyla meşgul olabilen bireylerin varlığına bağlıdır. Bu anlamda, “kendi kendine konuşma” olarak nitelendirilen davranış, bilimsel yaratıcılığın ve entelektüel derin-liğin doğal bir yansıması olarak da okunabilir.
İnsan, çoğu zaman farkında olmadan kendi kendisiyle bir iç diyalog yürütür. Bu iç konuşma, genellikle sessiz biçimde gerçekleşir ve düşünme olarak adlandırılır. Zihnin, karşılaştığı sorunları an-lamlandırma, tartma ve muhasebe etme süreci büyük ölçüde bu sessiz diyalog üzerinden işler. Zaman zaman bu iç konuşmanın sesli hâle gelmesi ise toplumsal algı açısından farklı anlamlar yüklenmesine yol açabilmektedir.
Akademik ortamda bu durum daha görünür hâle gelir. Özellikle doktora çalışmaları sırasında, araştırma sürecinin doğası gereği, bireyin sürekli olarak varsayımlarını sorguladığı, argümanlarını sınadığı ve kendi kendisiyle tartıştığı gözlemlenir. Bu bağlamda, doktora sınıflarında kendi kendine konuşan araştırmacılara rastlanması şaşırtıcı değildir. Zira bilimsel üretim, büyük ölçüde içsel bir sorgulama ve eleştirel muhasebe sürecine dayanır.
Ne var ki gündelik dilde kendi kendine konuşma çoğu zaman olumsuz çağrışımlarla ilişkilendirilir ve irrasyonel bir davranış ola-rak etiketlenir. Oysa bilimsel düşüncenin ilerlemesi, yerleşik kabulleri sorgulayan, alışılagelmiş kalıpların dışına çıkabilen ve gerektiğinde yalnızca kendi sorularıyla meşgul olabilen bireylerin varlığına bağlıdır. Bu anlamda, “kendi kendine konuşma” olarak nitelendirilen davranış, bilimsel yaratıcılığın ve entelektüel derin-liğin doğal bir yansıması olarak da okunabilir.
Akademik ortamda bu durum daha görünür hâle gelir. Özellikle doktora çalışmaları sırasında, araştırma sürecinin doğası gereği, bireyin sürekli olarak varsayımlarını sorguladığı, argümanlarını sınadığı ve kendi kendisiyle tartıştığı gözlemlenir. Bu bağlamda, doktora sınıflarında kendi kendine konuşan araştırmacılara rastlanması şaşırtıcı değildir. Zira bilimsel üretim, büyük ölçüde içsel bir sorgulama ve eleştirel muhasebe sürecine dayanır.
Ne var ki gündelik dilde kendi kendine konuşma çoğu zaman olumsuz çağrışımlarla ilişkilendirilir ve irrasyonel bir davranış ola-rak etiketlenir. Oysa bilimsel düşüncenin ilerlemesi, yerleşik kabulleri sorgulayan, alışılagelmiş kalıpların dışına çıkabilen ve gerektiğinde yalnızca kendi sorularıyla meşgul olabilen bireylerin varlığına bağlıdır. Bu anlamda, “kendi kendine konuşma” olarak nitelendirilen davranış, bilimsel yaratıcılığın ve entelektüel derin-liğin doğal bir yansıması olarak da okunabilir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.