#smrgKİTABEVİ Logos : Tanrı - Zaman - Özgür İrade - benlik - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258693096
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199257198
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
118
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
144,00
Havale/EFT ile: 141,12
1199257198
644814
Logos : Tanrı - Zaman - Özgür İrade - benlik -        2026
Logos : Tanrı - Zaman - Özgür İrade - benlik - 2026 #smrgKİTABEVİ
144.00
LOGOS, çağımızın en eski sorularını—Tanrı, zaman, özgür irade ve benlik—yeniden ve korkusuzca masaya yatıran bir felsefe metnidir. Ancak bu kitap, klasik akademik metinlerin soğuk mesafesini bilinçli olarak reddeder. Bunun yerine, Platoncu diyalog geleneğini çağdaş bir forma büründürerek düşüncenin canlılığını, çatışmasını ve açıklığını okurun önüne serer. Bir televizyon programı kurgusu içinde ilerleyen söyleşiler, felsefeyi kapalı bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarır; onu kamusal, tartışılabilir ve sarsıcı bir düşünme pratiği hâline getirir.

Kitabın ilk bölümünde iki felsefe profesörü arasında geçen diyaloglar aracılığıyla Tanrı'nın bir varlık mı yoksa yalnızca bir kavram mı olduğu, zamanın akıp akmadığı, özgür iradenin bir yanılsama olup olmadığı ve benliğin neye karşılık geldiği sorgulanır. Bu sorgulamalar yapılırken ne metafizik kolaycılıklara sığınılır ne de bilimsel indirgemeciliğe teslim olunur. Nietzsche'den Spinoza'ya, Epikuros'tan Kant'a, Einstein'dan Heidegger'e uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca okur, kesin cevaplardan çok daha değerli olan şeye davet edilir: düşünmeye.

LOGOS'un ayırt edici gücü, felsefeyi nihai doğruların ilan edildiği bir kürsü olarak değil, belirsizliğin dürüstçe kabul edildiği bir alan olarak ele almasında yatar.

Metin, okuru ikna etmeye çalışmaz; onu rahatsız eder, durdurur, geri döndürür. Çünkü bu kitapta felsefe, rahatlatan değil; uyandıran bir etkinliktir. İkinci bölümde ise okur, antik bir yazı geleneği olan hupomnemata ile karşılaşır. Fragmanlar, aforizmalar, kısa anlatılar ve düşünce kırıntılarından oluşan bu bölüm; sistemli bir öğreti sunmak yerine, zihnin dolaşımına eşlik eder. Burada Herakleitos'un “her şey akar” sözüyle karşılaşırız; Foucault'nun iktidar analizlerine, Zizek'in paradokslarına, Levinas'ın etik çağrısına uğrarız. Bu bölüm, bir defter gibidir: Okunan, çizilen, altı çizilen, tekrar dönülen bir defter.

LOGOS, felsefeyi “bilinmesi gerekenler” listesi olmaktan çıkarıp, yaşanması gereken bir düşünme disiplini olarak ele alır. Okuru edilgen bir alıcı olmaktan çok, metnin ortağı olmaya çağırır. Çünkü bu kitapta okumak, aynı zamanda yazmaktır; düşünmek, aynı zamanda kendini yeniden kurmaktır. Bu kitap, hazır cevaplar arayanlara değil; sorularını ciddiye alanlara yazıldı.
LOGOS, çağımızın en eski sorularını—Tanrı, zaman, özgür irade ve benlik—yeniden ve korkusuzca masaya yatıran bir felsefe metnidir. Ancak bu kitap, klasik akademik metinlerin soğuk mesafesini bilinçli olarak reddeder. Bunun yerine, Platoncu diyalog geleneğini çağdaş bir forma büründürerek düşüncenin canlılığını, çatışmasını ve açıklığını okurun önüne serer. Bir televizyon programı kurgusu içinde ilerleyen söyleşiler, felsefeyi kapalı bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarır; onu kamusal, tartışılabilir ve sarsıcı bir düşünme pratiği hâline getirir.

Kitabın ilk bölümünde iki felsefe profesörü arasında geçen diyaloglar aracılığıyla Tanrı'nın bir varlık mı yoksa yalnızca bir kavram mı olduğu, zamanın akıp akmadığı, özgür iradenin bir yanılsama olup olmadığı ve benliğin neye karşılık geldiği sorgulanır. Bu sorgulamalar yapılırken ne metafizik kolaycılıklara sığınılır ne de bilimsel indirgemeciliğe teslim olunur. Nietzsche'den Spinoza'ya, Epikuros'tan Kant'a, Einstein'dan Heidegger'e uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca okur, kesin cevaplardan çok daha değerli olan şeye davet edilir: düşünmeye.

LOGOS'un ayırt edici gücü, felsefeyi nihai doğruların ilan edildiği bir kürsü olarak değil, belirsizliğin dürüstçe kabul edildiği bir alan olarak ele almasında yatar.

Metin, okuru ikna etmeye çalışmaz; onu rahatsız eder, durdurur, geri döndürür. Çünkü bu kitapta felsefe, rahatlatan değil; uyandıran bir etkinliktir. İkinci bölümde ise okur, antik bir yazı geleneği olan hupomnemata ile karşılaşır. Fragmanlar, aforizmalar, kısa anlatılar ve düşünce kırıntılarından oluşan bu bölüm; sistemli bir öğreti sunmak yerine, zihnin dolaşımına eşlik eder. Burada Herakleitos'un “her şey akar” sözüyle karşılaşırız; Foucault'nun iktidar analizlerine, Zizek'in paradokslarına, Levinas'ın etik çağrısına uğrarız. Bu bölüm, bir defter gibidir: Okunan, çizilen, altı çizilen, tekrar dönülen bir defter.

LOGOS, felsefeyi “bilinmesi gerekenler” listesi olmaktan çıkarıp, yaşanması gereken bir düşünme disiplini olarak ele alır. Okuru edilgen bir alıcı olmaktan çok, metnin ortağı olmaya çağırır. Çünkü bu kitapta okumak, aynı zamanda yazmaktır; düşünmek, aynı zamanda kendini yeniden kurmaktır. Bu kitap, hazır cevaplar arayanlara değil; sorularını ciddiye alanlara yazıldı.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat