#smrgKİTABEVİ Nazım ile Rusya'da - 2026
Nevzat Sinan'ın Nazım ile Rusya'da adlı eseri, okuru yalnızca Rusya'nın şehirlerinde değil; edebiyatın, tarihin, dostluğun ve insan hikâyelerinin izinde unutulmaz bir serüvene çıkarıyor.
Bu yolculukta Nazım Hikmet başta olmak üzere Rus edebiyatının dev isimleriyle karşılaşırken; Moskova'nın sokaklarından St. Petersburg'un tarihi mekânlarına, müzelerden sofralara, geçmişin izlerinden bugünün dünyasına uzanan renkli bir anlatının içinde buluyoruz kendimizi.
Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, edebiyat tarihinin büyük isimlerini yalnızca kitaplardan tanıdığımız uzak figürler olmaktan çıkarıp, onları günlük hayatın içinde, sohbet eden, gülen, anılarını paylaşan insanlar olarak hayal ettirmesi. Dostoyevski'nin çalışma odası, Gogol'ün nükteleri, Tolstoy'un sözleri ve Nazım Hikmet'in memleket özlemi bu yolculuğun farklı duraklarını oluşturuyor.
Kitap boyunca Rusya ile Türkiye arasında görünmez bir kültür köprüsü de kuruluyor. Moskova Nehri'nin kıyı-sında İstanbul'u hatırlatan bir sofra, memleket özleminin kilometrelerle değil bazen bir yemekle bile hatırlanabileceğini gösteriyor.
Nazım ile Rusya'da, edebiyatseverler kadar tarih, kültür ve seyahat anlatılarını seven okurlar için de farklı bir okuma deneyimi sunuyor. Gerçek ile hayalin, geçmiş ile bugünün, şehirler ile hatıraların iç içe geçtiği bu eser; okuru sayfalar boyunca Rusya'nın atmosferinde dolaştırırken büyük edebiyatçıların dünyasına da yaklaştırıyor.
Bazen bir yolculuk, yalnızca gidilen yerleri değil; insanın kendi hafızasında saklı kalan dünyaları da keşfetmesidir.
Nazım ile Rusya'da, işte böyle bir yolculuğun hikâyesi…
Nevzat Sinan'ın Nazım ile Rusya'da adlı eseri, okuru yalnızca Rusya'nın şehirlerinde değil; edebiyatın, tarihin, dostluğun ve insan hikâyelerinin izinde unutulmaz bir serüvene çıkarıyor.
Bu yolculukta Nazım Hikmet başta olmak üzere Rus edebiyatının dev isimleriyle karşılaşırken; Moskova'nın sokaklarından St. Petersburg'un tarihi mekânlarına, müzelerden sofralara, geçmişin izlerinden bugünün dünyasına uzanan renkli bir anlatının içinde buluyoruz kendimizi.
Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, edebiyat tarihinin büyük isimlerini yalnızca kitaplardan tanıdığımız uzak figürler olmaktan çıkarıp, onları günlük hayatın içinde, sohbet eden, gülen, anılarını paylaşan insanlar olarak hayal ettirmesi. Dostoyevski'nin çalışma odası, Gogol'ün nükteleri, Tolstoy'un sözleri ve Nazım Hikmet'in memleket özlemi bu yolculuğun farklı duraklarını oluşturuyor.
Kitap boyunca Rusya ile Türkiye arasında görünmez bir kültür köprüsü de kuruluyor. Moskova Nehri'nin kıyı-sında İstanbul'u hatırlatan bir sofra, memleket özleminin kilometrelerle değil bazen bir yemekle bile hatırlanabileceğini gösteriyor.
Nazım ile Rusya'da, edebiyatseverler kadar tarih, kültür ve seyahat anlatılarını seven okurlar için de farklı bir okuma deneyimi sunuyor. Gerçek ile hayalin, geçmiş ile bugünün, şehirler ile hatıraların iç içe geçtiği bu eser; okuru sayfalar boyunca Rusya'nın atmosferinde dolaştırırken büyük edebiyatçıların dünyasına da yaklaştırıyor.
Bazen bir yolculuk, yalnızca gidilen yerleri değil; insanın kendi hafızasında saklı kalan dünyaları da keşfetmesidir.
Nazım ile Rusya'da, işte böyle bir yolculuğun hikâyesi…