#smrgKİTABEVİ Öğretmenlerde Yapay Zeka Okuryazarlığı - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199260412
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
99
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
indirimli
340,00
Havale/EFT ile: 333,20
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199260412
648083
Öğretmenlerde Yapay Zeka Okuryazarlığı -        2026
Öğretmenlerde Yapay Zeka Okuryazarlığı - 2026 #smrgKİTABEVİ
340
Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği, insanlık tarihinin en hızlı teknolojik dönüşümlerine sahne olmuştur. Yapay zekâ; artık yalnızca bilgisayar bilimcilerinin araştırma gündeminde değil, sıradan bireylerin gündelik yaşamında, sağlık sistemlerinde, hukuk süreçlerinde ve belki de en kritik biçimde eğitim ortamlarında karşılık bulan bir gerçeklik hâline gelmiştir. Bu dönüşümün merkezinde ise toplumların geleceğini şekillendiren en stratejik aktör olan öğretmen durmaktadır. Öğretmenin yapay zekâya ilişkin farkındalığı, bu teknolojiyi kullanma becerisi, eleştirel bir perspektifle değerlendirme kapasitesi ve etik sorumluluk bilinciyle donanmış olması; eğitim sistemlerinin dijital dönüşüme sağlıklı bir biçimde uyum sağlayabilmesinin ön koşulları arasında sayılmaktadır. Ne var ki bu yetkinliklerin mevcut durumunu ortaya koyan Türkiye bağlamına özgü araştırmalar oldukça sınırlı kalmaktadır. Elinizdeki kitap tam da bu boşluktan doğmuştur. Yapay zekâ okuryazarlığını farkındalık, kullanım, değerlendirme ve etik olmak üzere dört temel boyutuyla ele alan bu araştırma; söz konusu boyutların farklı demografik değişkenler açısından nasıl şekillendiğini sistematik biçimde incelemektedir. Araştırmanın bulguları öğretmenlerin yapay zekâ okuryazarlık düzeylerinin genel olarak yüksek olduğuna işaret etmektedir. Özellikle etik boyutunun tüm alt boyutlar arasında en yüksek puanı alması dikkat çekicidir. Bu sonuç, öğretmenlerin teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk çerçevesinde değerlendirdiklerini ortaya koymaktadır. Demografik değişkenler açısından okuryazarlık düzeyleri arasında belirgin farklılıkların gözlemlenmemesi ise bu yetkinliğin belirli bir kesime özgü olmadığını aksine mesleğin tüm paydaşlarına yayılmaya başladığını düşündürmektedir. Kitabın eğitim yöneticilerine, politika yapıcılara, öğretmen yetiştiren kurumlara ve bu alanda çalışan araştırmacılara anlamlı bir katkı sağlamasını temenni ederiz. Araştırma sürecinde katkılarını esirgemeyen tüm meslektaşlarımıza ve emeği geçen herkese derin şükranlarımızı sunarız.
Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği, insanlık tarihinin en hızlı teknolojik dönüşümlerine sahne olmuştur. Yapay zekâ; artık yalnızca bilgisayar bilimcilerinin araştırma gündeminde değil, sıradan bireylerin gündelik yaşamında, sağlık sistemlerinde, hukuk süreçlerinde ve belki de en kritik biçimde eğitim ortamlarında karşılık bulan bir gerçeklik hâline gelmiştir. Bu dönüşümün merkezinde ise toplumların geleceğini şekillendiren en stratejik aktör olan öğretmen durmaktadır. Öğretmenin yapay zekâya ilişkin farkındalığı, bu teknolojiyi kullanma becerisi, eleştirel bir perspektifle değerlendirme kapasitesi ve etik sorumluluk bilinciyle donanmış olması; eğitim sistemlerinin dijital dönüşüme sağlıklı bir biçimde uyum sağlayabilmesinin ön koşulları arasında sayılmaktadır. Ne var ki bu yetkinliklerin mevcut durumunu ortaya koyan Türkiye bağlamına özgü araştırmalar oldukça sınırlı kalmaktadır. Elinizdeki kitap tam da bu boşluktan doğmuştur. Yapay zekâ okuryazarlığını farkındalık, kullanım, değerlendirme ve etik olmak üzere dört temel boyutuyla ele alan bu araştırma; söz konusu boyutların farklı demografik değişkenler açısından nasıl şekillendiğini sistematik biçimde incelemektedir. Araştırmanın bulguları öğretmenlerin yapay zekâ okuryazarlık düzeylerinin genel olarak yüksek olduğuna işaret etmektedir. Özellikle etik boyutunun tüm alt boyutlar arasında en yüksek puanı alması dikkat çekicidir. Bu sonuç, öğretmenlerin teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk çerçevesinde değerlendirdiklerini ortaya koymaktadır. Demografik değişkenler açısından okuryazarlık düzeyleri arasında belirgin farklılıkların gözlemlenmemesi ise bu yetkinliğin belirli bir kesime özgü olmadığını aksine mesleğin tüm paydaşlarına yayılmaya başladığını düşündürmektedir. Kitabın eğitim yöneticilerine, politika yapıcılara, öğretmen yetiştiren kurumlara ve bu alanda çalışan araştırmacılara anlamlı bir katkı sağlamasını temenni ederiz. Araştırma sürecinde katkılarını esirgemeyen tüm meslektaşlarımıza ve emeği geçen herkese derin şükranlarımızı sunarız.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat