#smrgKİTABEVİ Orta Çağ Mutfağı : Sofra Sanatları ve Gelenekleri -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
9786259325347
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199262265
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
322
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Enes Çolak
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
350,00
Havale/EFT ile: 343,00
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199262265
649897
Orta Çağ Mutfağı : Sofra Sanatları ve Gelenekleri -
Orta Çağ Mutfağı : Sofra Sanatları ve Gelenekleri - #smrgKİTABEVİ
350
Beslenme evriminin bileşenlerini insanlık tarihiyle ilişkilendirmek, geçmişe yeni bir perspektif kazandırır. Bu bakış açısıyla yemek, basit bir gıda maddesi olmaktan çıkıp sağlığın temel belirleyicisine, hatta sosyal ve ideolojik bir sembole dönüşür.

Mutfak kültürünün ve yemek teorisinin köklerine inmek için, 12. yüzyılda “Avrupa'daki tüm tıp fakültelerinin anası” kabul edilen Salerno Tıp Fakültesi'ne kadar uzanan tarihsel bir yolculuğa çıkıyoruz. Yakın Doğu baharat ticaretinin Avrupa'ya taşıdığı yeni tatlar ve teknikler; sanatsallığa ve karmaşık aromalara önem veren eski Roma gelenekleriyle bu dönemde harmanlanır. Et ile balığın, sirke ve narenciye sularıyla tatlandırıldığı, az yağlı tariflerin ön planda olduğu Orta Çağ, Avrupa'nın en eski yemek kitaplarında yeniden hayat bulur.

Çağdaş mutfak kimliğinin temelleri; makarnadan polentaya kadar pek çok gıdanın rafine edilmesi, pişirme gereçlerinin gelişimi ve resmî sofra adabının yerleşmesiyle şekillenir. Hayvansal yağlar üzerine yürütülen tartışmalardan içeceklerin kültürel sembolizmine kadar her detay, toplumsal dönüşümün bir parçasıdır. Tarihçi Massimo Montanari; insanların fiziksel varlıklarının ve evrendeki konumlarının farkına vardıkça yemeğe karşı nasıl yeni bir tutum geliştirdiklerini anlatırken, gıdaya erişim mücadelesi kadar yemeğin sunduğu hazza verilen değeri de ustalıkla gözler önüne serer.

Beslenme evriminin bileşenlerini insanlık tarihiyle ilişkilendirmek, geçmişe yeni bir perspektif kazandırır. Bu bakış açısıyla yemek, basit bir gıda maddesi olmaktan çıkıp sağlığın temel belirleyicisine, hatta sosyal ve ideolojik bir sembole dönüşür.

Mutfak kültürünün ve yemek teorisinin köklerine inmek için, 12. yüzyılda “Avrupa'daki tüm tıp fakültelerinin anası” kabul edilen Salerno Tıp Fakültesi'ne kadar uzanan tarihsel bir yolculuğa çıkıyoruz. Yakın Doğu baharat ticaretinin Avrupa'ya taşıdığı yeni tatlar ve teknikler; sanatsallığa ve karmaşık aromalara önem veren eski Roma gelenekleriyle bu dönemde harmanlanır. Et ile balığın, sirke ve narenciye sularıyla tatlandırıldığı, az yağlı tariflerin ön planda olduğu Orta Çağ, Avrupa'nın en eski yemek kitaplarında yeniden hayat bulur.

Çağdaş mutfak kimliğinin temelleri; makarnadan polentaya kadar pek çok gıdanın rafine edilmesi, pişirme gereçlerinin gelişimi ve resmî sofra adabının yerleşmesiyle şekillenir. Hayvansal yağlar üzerine yürütülen tartışmalardan içeceklerin kültürel sembolizmine kadar her detay, toplumsal dönüşümün bir parçasıdır. Tarihçi Massimo Montanari; insanların fiziksel varlıklarının ve evrendeki konumlarının farkına vardıkça yemeğe karşı nasıl yeni bir tutum geliştirdiklerini anlatırken, gıdaya erişim mücadelesi kadar yemeğin sunduğu hazza verilen değeri de ustalıkla gözler önüne serer.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat