#smrgKİTABEVİ Osmanlı Hareminde Bir İngiliz Mürebbiyenin Anıları (1866) -
Günler; çocukların dadılar eliyle yetiştirildiği salonlarda, artık yemeklerle geçinen kölelerin arasında ve her işi çözen bahşiş düzeninin gölgesinde ilerler. Kızgın demirle cezalandırılan bir köle, hekimden saklanan hasta yüzleri, tütsülerle yürütülen tedaviler ve saray erzakının ansızın tükenmesi, ihtişamın ardındaki düzensizliği açığa çıkarır. Kahire'den İskenderiye'ye, oradan İstanbul Boğazı'ndaki Bebek ve Eski Saray'a uzanan yolculukta törenler, mücevherler ve saltanat gösterileri eksiklik, hastalık ve kapatılmışlıkla yan yana durur. Lott'un sağlığı ağırlaştığında izin talebi istifaya zorlanmasıyla sonuçlanır; haremden çıkabilmek için görevinden vazgeçmek zorunda kalır.
Emmeline Lott, yaşadıklarını Viktorya dönemi İngiliz ahlakının ve kendi sınıfsal konumunun belirlediği sert bir dille anlatır. Doğrudan gördükleriyle sarayda işittiği söylentileri zaman zaman aynı kesinlikle aktarması, anlatının hem imkânını hem de sınırını belirler. 1866 tarihli metin, on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı-Mısır saray hayatını anlatırken Avrupalı bir kadının Doğu'yu hangi kabullerle değerlendirdiğini de açıkça belli eder.
Günler; çocukların dadılar eliyle yetiştirildiği salonlarda, artık yemeklerle geçinen kölelerin arasında ve her işi çözen bahşiş düzeninin gölgesinde ilerler. Kızgın demirle cezalandırılan bir köle, hekimden saklanan hasta yüzleri, tütsülerle yürütülen tedaviler ve saray erzakının ansızın tükenmesi, ihtişamın ardındaki düzensizliği açığa çıkarır. Kahire'den İskenderiye'ye, oradan İstanbul Boğazı'ndaki Bebek ve Eski Saray'a uzanan yolculukta törenler, mücevherler ve saltanat gösterileri eksiklik, hastalık ve kapatılmışlıkla yan yana durur. Lott'un sağlığı ağırlaştığında izin talebi istifaya zorlanmasıyla sonuçlanır; haremden çıkabilmek için görevinden vazgeçmek zorunda kalır.
Emmeline Lott, yaşadıklarını Viktorya dönemi İngiliz ahlakının ve kendi sınıfsal konumunun belirlediği sert bir dille anlatır. Doğrudan gördükleriyle sarayda işittiği söylentileri zaman zaman aynı kesinlikle aktarması, anlatının hem imkânını hem de sınırını belirler. 1866 tarihli metin, on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı-Mısır saray hayatını anlatırken Avrupalı bir kadının Doğu'yu hangi kabullerle değerlendirdiğini de açıkça belli eder.