#smrgKİTABEVİ Türk Mitolojisi 2 Cilt TAKIM: Kaynaklar ve Açıklamaları ile Destanlar - 2014
Mitoloji nedir ve ne değildir? Böyle bir eseri yazmağa başlamadan önce, bu meseleleri kesin olarak bilmek ve tanımak mecburiyetinde idik. Bu sebeple, metod meseleleri üzerinde her bölümümüzde yeri geldikçe geniş olarak durmağa çalıştık. Yalnız burada Almanların' Brockhaus adlı büyük ansiklopedisinde verilen şu kesin sınırlamayı da vermeden geçemeyeceğiz. Brockhaus'a göre, "Tarih'de adı geçmeyen, artık unutulmuş büyük kahramanlarıa ait efsaneler, mitolojinin kadrosuna girer". Tarihde yaşadıklarını bildiğimiz kişilere ait efsaneler ise destan, yani Legende'dir. Bu açık tarife göre, Oğuz destanı bir destan (Legende) değil; bir mitoloji (Mythus)'dur. Mitoloji araştırmalarının konusu yalnızca kahramanlık destanalrından ibaret değildir. Efsane (Mythus)'lerin şimdiye kadar pek çok tarifleri yapılmıştır. Bunlar içinde en açık olanlarından birisi de, E. A. Gardner'in "Encyclopaedia of Religion and Ethics, IX, s.117" de yaptığı bir sınırlamadır. Gardner'e göre mitoloji, "Tabiat varlıkları ile olaylarına, kişilik verme sureti ile anlatma şeklidir". Burada şunu da bilhassa belirtmek istiyoruz: Efsanelerin kendilerine Mythus veya Mythe denir. Mitoloji (Mythologie) ise, bu efsaneleri inceleyen ilim koludur. Şu nokta da çok önemlidir: Mitoloji deyiminde büyük araştırıcılar, "Yalnızca bir milletin veya akraba toplumlara ait efsanelerin, bir bütün halinde incelenmesi"ni anlamışlardır. Yoksa, insan düşüncesinin birer parçası olan dünya mitolojileri arasında, benzer noktalar bulmak veya göstermek, bir mitolojik tetkiki değildir.
Türk Mitolojisi adlı eserimizin birinci cildi 1971 de yayınlanmıştı. Türk mitolojisinin motiflerini içinde toplayacak olan ikinci cild için ise, geniş bir metin taraması yapmak gerekiyordu. Bunun için ikinci cildin hazırlanması gecikmiştir.
1. Kitabımızın birinci cildinde daha çok eski Türk efsaneleri ile destanlarının, metin halinde tercümeleri ile değerlendirme ve karşılaştırılmalarına ağırlık verilmişti. Bütün vesikalar, bir araya getirilmek istenmişti. İkinci cildimizde de bu metinlere, yeni katkılar yapılmıştır.
2. Birinci cildimizde sunulan metinler, daha çok "devlet destanları"dır. Bu destanlar, ''Büyük Türk devletleri"nin, hiç olmazsa koruyuculuğu altında yazılmış veya anlatılma yolu ile günümüze kadar gelmişlerdir.
İkinci cildimizde ise, bu devlet destanlarının, halk arasındaki kalıntıları ile izleri ve kökleri üzerinde durulmuştur. Halktan gelmeyen veya halka dayanmayan devlet destanlarının değerleri, daha azalmış olur. Eğer devlet mitolojisinin motifleri, halk destanları ile masalları içinde yaşamış ise, konunun boyutları, çok daha büyük ve görkemli olacaktır.
Millî destanlarımızı, bir kaç metin içinde sıkışıp kalmaktan kurtarıp, halka indirmeğe çalıştık. Bunun İçin de, çok geniş bir metin taraması gerekti.
3. Dünya mitolojileri üzerinde yazılmış klasik kitaplarda "kozmogoni", yani Gök ile Yeryüzü varlıkları üzerindeki inanış ve düşünceler de, söz konusu edilmiştir. Geniş ve derin bir tarih temeline dayanan Türk düşüncesinde, bu konuda da bol bol bilgi vardır. Türk tarihinin gelişmesi içinden, halka inilerek, bu konular üzerinde de durulmuştur.
4. Büyük devlet hayatı yaşamış Türkler ile dağlar, vadiler, hatta tundralar arasında sıkışıp kalmış Türkler arasında, bazı gelişme ve değişmeler olmuştur. Bunları, önemle göz Önünde tutmak gerekmiştir.
Ancak her konuda Anadolu, başlıca çıkış ve dönüş noktamız olmuştur.
Proto-Türk düşüncenin derinliklerine inip, en eski izlerini arama, başlıca amacımız haline gelmiştir. Bunun için de, dış kültür tesirlerini ayıklamak gerekmiştir. Bunun yanında, Altaylar gibi soyutlanmış Türk bölgelerinde, sonradan girmiş hurafeler de ayıklanmıştır. Çünkü Türk düşüncesi, gerçekçi çizgiden, pek ayrılmamıştır. - Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, 1988 Şubat, Ankara
Mitoloji nedir ve ne değildir? Böyle bir eseri yazmağa başlamadan önce, bu meseleleri kesin olarak bilmek ve tanımak mecburiyetinde idik. Bu sebeple, metod meseleleri üzerinde her bölümümüzde yeri geldikçe geniş olarak durmağa çalıştık. Yalnız burada Almanların' Brockhaus adlı büyük ansiklopedisinde verilen şu kesin sınırlamayı da vermeden geçemeyeceğiz. Brockhaus'a göre, "Tarih'de adı geçmeyen, artık unutulmuş büyük kahramanlarıa ait efsaneler, mitolojinin kadrosuna girer". Tarihde yaşadıklarını bildiğimiz kişilere ait efsaneler ise destan, yani Legende'dir. Bu açık tarife göre, Oğuz destanı bir destan (Legende) değil; bir mitoloji (Mythus)'dur. Mitoloji araştırmalarının konusu yalnızca kahramanlık destanalrından ibaret değildir. Efsane (Mythus)'lerin şimdiye kadar pek çok tarifleri yapılmıştır. Bunlar içinde en açık olanlarından birisi de, E. A. Gardner'in "Encyclopaedia of Religion and Ethics, IX, s.117" de yaptığı bir sınırlamadır. Gardner'e göre mitoloji, "Tabiat varlıkları ile olaylarına, kişilik verme sureti ile anlatma şeklidir". Burada şunu da bilhassa belirtmek istiyoruz: Efsanelerin kendilerine Mythus veya Mythe denir. Mitoloji (Mythologie) ise, bu efsaneleri inceleyen ilim koludur. Şu nokta da çok önemlidir: Mitoloji deyiminde büyük araştırıcılar, "Yalnızca bir milletin veya akraba toplumlara ait efsanelerin, bir bütün halinde incelenmesi"ni anlamışlardır. Yoksa, insan düşüncesinin birer parçası olan dünya mitolojileri arasında, benzer noktalar bulmak veya göstermek, bir mitolojik tetkiki değildir.
Türk Mitolojisi adlı eserimizin birinci cildi 1971 de yayınlanmıştı. Türk mitolojisinin motiflerini içinde toplayacak olan ikinci cild için ise, geniş bir metin taraması yapmak gerekiyordu. Bunun için ikinci cildin hazırlanması gecikmiştir.
1. Kitabımızın birinci cildinde daha çok eski Türk efsaneleri ile destanlarının, metin halinde tercümeleri ile değerlendirme ve karşılaştırılmalarına ağırlık verilmişti. Bütün vesikalar, bir araya getirilmek istenmişti. İkinci cildimizde de bu metinlere, yeni katkılar yapılmıştır.
2. Birinci cildimizde sunulan metinler, daha çok "devlet destanları"dır. Bu destanlar, ''Büyük Türk devletleri"nin, hiç olmazsa koruyuculuğu altında yazılmış veya anlatılma yolu ile günümüze kadar gelmişlerdir.
İkinci cildimizde ise, bu devlet destanlarının, halk arasındaki kalıntıları ile izleri ve kökleri üzerinde durulmuştur. Halktan gelmeyen veya halka dayanmayan devlet destanlarının değerleri, daha azalmış olur. Eğer devlet mitolojisinin motifleri, halk destanları ile masalları içinde yaşamış ise, konunun boyutları, çok daha büyük ve görkemli olacaktır.
Millî destanlarımızı, bir kaç metin içinde sıkışıp kalmaktan kurtarıp, halka indirmeğe çalıştık. Bunun İçin de, çok geniş bir metin taraması gerekti.
3. Dünya mitolojileri üzerinde yazılmış klasik kitaplarda "kozmogoni", yani Gök ile Yeryüzü varlıkları üzerindeki inanış ve düşünceler de, söz konusu edilmiştir. Geniş ve derin bir tarih temeline dayanan Türk düşüncesinde, bu konuda da bol bol bilgi vardır. Türk tarihinin gelişmesi içinden, halka inilerek, bu konular üzerinde de durulmuştur.
4. Büyük devlet hayatı yaşamış Türkler ile dağlar, vadiler, hatta tundralar arasında sıkışıp kalmış Türkler arasında, bazı gelişme ve değişmeler olmuştur. Bunları, önemle göz Önünde tutmak gerekmiştir.
Ancak her konuda Anadolu, başlıca çıkış ve dönüş noktamız olmuştur.
Proto-Türk düşüncenin derinliklerine inip, en eski izlerini arama, başlıca amacımız haline gelmiştir. Bunun için de, dış kültür tesirlerini ayıklamak gerekmiştir. Bunun yanında, Altaylar gibi soyutlanmış Türk bölgelerinde, sonradan girmiş hurafeler de ayıklanmıştır. Çünkü Türk düşüncesi, gerçekçi çizgiden, pek ayrılmamıştır. - Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, 1988 Şubat, Ankara