#smrgKİTABEVİ Türklerin En Sevdiği Doğu Hikâyeleri (1850) -
Saray avlularından çöl çadırlarına, Bağdat'ın kalabalık sokaklarından Dicle kıyısındaki sessiz bahçelere kadar uzanan bu anlatılar; zekâ, sadakat, merhamet, ihtiras ve kader etrafında örülmüş büyük bir anlatı atlası sunuyor. Buradaki insanlar ya bir söz uğruna servetlerini dağıtıyor ya da tek bir yanlış kararın karanlığına gömülüyor. Her hikâye, hem bir masalın büyüsünü hem de tarihin sert yüzünü aynı anda taşıyor.
Süheylî Ahmed bin Hemdem Kethüda'nın Arapça ve Farsça kaynaklardan derleyerek Türkçeye kazandırdığı bu eser, Osmanlı anlatı geleneğinin en canlı örneklerinden biridir. Türklerin En Sevdiği Doğu Hikâyeleri, insan tabiatının yüzyıllardır değişmeyen taraflarını da konu edinen güçlü bir anlatı hazinesidir
Saray avlularından çöl çadırlarına, Bağdat'ın kalabalık sokaklarından Dicle kıyısındaki sessiz bahçelere kadar uzanan bu anlatılar; zekâ, sadakat, merhamet, ihtiras ve kader etrafında örülmüş büyük bir anlatı atlası sunuyor. Buradaki insanlar ya bir söz uğruna servetlerini dağıtıyor ya da tek bir yanlış kararın karanlığına gömülüyor. Her hikâye, hem bir masalın büyüsünü hem de tarihin sert yüzünü aynı anda taşıyor.
Süheylî Ahmed bin Hemdem Kethüda'nın Arapça ve Farsça kaynaklardan derleyerek Türkçeye kazandırdığı bu eser, Osmanlı anlatı geleneğinin en canlı örneklerinden biridir. Türklerin En Sevdiği Doğu Hikâyeleri, insan tabiatının yüzyıllardır değişmeyen taraflarını da konu edinen güçlü bir anlatı hazinesidir